27 Mayıs 2008 Salı

Balkabakli Bazlama

Tarif, Miss Cilek'ten. Harika bir pazar gunu, harika bir kahvalti sofrasini suslediler. Tabii bu mevsimde balkabagini nereden buldugum sorusunun cevabi ise, kistan pisirip dondurdugum harika kokulu guzelim balkabaklaridir.
Bu kadar cok cesit balkabagi oldugunu bilmiyordum dogrusu, Amerikanin bu yoresine tasinana kadar. Bizim Kulkedisi filmindeki balkabagina benzer bir kabak gorunce dayanamayip hemen aldim. Ilk defa bizim ulkemizde gordugumuz kabaklara benziyordu bunlar. Adini sordugumda 'Cinderella Pumpkin' dedi satici teyze. Harika bir benzetme, harika kabaklar, harika bir bazlama.

Buyrun afiyetle siz de yiyin.

Tarifin orjinali burada ama ben yine de artik blog kapanma olaylarindan son derece korktugum icin tarifi buraya da yaziyorum. Hic bir sey degistirmeden-eklemeden yaptim bu enfes bazlamalari...







-1 Yumurta
-4 yemek kaşığı pekmez (veya 2 yemek kaşığı esmer şeker)
-4/3 su bardağı süt
-1 portakal kabuğu rendesi
-2 yemek kaşığı zeytinyağı
-1 avuç ceviz
-4 yemek kaşığı kabak püresi
-1 su bardağı tam buğday unu
-1 çay kaşığı karbonat

Yapılışı:yumurtanın sarısına,pekmezi,sütü,portakal kabuğu rendesini,zeytinyağını ekleyin.
Cevizi ,kabak püresini de ekleyin.
1 su bardağı unu ,karbonatla karıştırıp karisima ekleyin.
Yumurta akını bir fiske tuz ile kar haline getirip,hepsini karıştırın.
Karışımın rengi tek renk oluncaya kadar karıştırip hemen birakin.
Teflon bir tavada,hiç yağ eklemeden ,birer yemek kaşığı yardımı ile birer birer birer tavaya atarak ,önlü arkalı iyice kızartın.Isı çok yüksek olmasın.
Pişen bazlamaların üzerine biraz pekmez veya akcaagac surubu (veya bal)ve dökebilir ,hatta biraz dövülmüş ceviz ile süsleyebilirsiniz..

21 Mayıs 2008 Çarşamba

Domatesli Bruschetta


O kadar cok yazmayasim var ki...
Iki yildir yuzunu gormedigim, sarilamadigim, karsilikli oturup kahve icmeye hasret kaldigim sevdiceklerim burada...
Gezmek, konusmak, icebildigimiz kadar icmek istedigimiz seyleri icmek, sarilmak, koklasmak, kirlara bahcelere dogru kosmak, yerlerde yuvarlanmak, bahari icine cekmek ve sohbetin dibine vurmak zamani simdi.
Az yazip, cok ani biriktirecegim...
Cok yazmak zamani geldiginde yine belki biraz uzgun ve biraz dolu olarak donerim. Ya da iki arada bir derede bir seyler yazarim.
Ama simdilik bu yapimi kolay, ogleden sonra kurtaricisi Bruschetta lar..
Baget ekmekleri verevine kesin.
Once uzerlerine biraz zeytinyagi surerek firinda azicik isitin.
Uzerleri icin caniniz ne cekiyorsa; domates, ince kesilmis biber, ince kare dogranmis kuru sogan, sarmisak, mantar, feslegen veya ince dogranmis maydanozu biraz zeytinyagi ile karistirip, tuz-karabiber ekleyip ekmeklerin uzerine surun. Domatesinin bol olmasi gerekiyor aslinda. Sadece domates, sarmisak ve feslegenle de yapabilirsiniz.
Uzerleri kizarana kadar firinde pisirin. Sicak sicak yiyin.
Afiyet Olsun...

10 Mayıs 2008 Cumartesi

Kahramanima




Soguk bir kis gunu, annesinin diktigi kirmizi mantosuna sarinmis, annesinin kucagina kafasini koymus, tik tik tik diye giden faytonun tekerlek sesleri arasinda doyamadigi uykusunu tamamlaya calisiyordu kucuk kiz.
Annesi sabahin besinde kalkmis, 3. kattaki evlerine depodan komur cekmis, sobayi yakmis, evi isittiktan sonra kizini uyandirmisti hafta ici her sabah oldugu gibi. 3 yasinda ya var ya yoktu, bundan once denenen bakici kadin-anneanne seceneklerinin hicbiri yurumemisti kucuk kiz icin. Annesinin okulundaki krese kabul edilecek yasa gelince anne de elinden tutmus, hic olmazsa gun icinde birkaz kez ziyaret edebilecegini dusunerek sevindigi krese yollamaya baslamisti kizi. Tek zorlugu bu soguk kis sabahlarinda kalkma ve yola dusmekti.
Anadolu’nun tam ortasinda kucucuk bir sehirde yasiyorlardi. Kislar inanilmaz soguk geciyordu. Kar nerdeyse insan boyuna ulasiyordu kimi zaman(ya da o zamanlar oyle geliyordu kucuk kiza). Sabah sogugunda karda bata cika yuruyemeyince annesi faytoncu amcaya kucuk bir ucret karsiligi her sabah ayni saatte kapinin onunde olmasini tembihlemisti. Faytoncu amca coktan seve seve yapardi bu isi; cunku o da icten ice bu kocaman simsiyah gozlu, saclari yandan iki orgulu kizla karda yurumeye calisan bu incecik, her bastigi adimda sanki yuvarlanacakmis gibi giden kadina aciyordu.
Kadinin kocasi askerdeydi ve hemen hemen alti aydir gelememisti izne. Ogretmen olan kadincagiz ekstra ders anlatarak kizina yeni bir cizme almayi planliyordu ama son ayda yakalandigi zaturre yuzunden pek mumkun olmayacaga benziyordu bu. Mudur Hanim yanina cagirip, cok solgun gorundugunu soylemisti kadina ama onun bu extra derslere ihtiyaci vardi.
Kocasinin babasina kirayi her ay duzenli vermeye yemin etmisti cunku. Arayip sormazlar ama her ay basi gelip kirayi tikir tikir alirlardi bu insanlar. Olsun bugun maas gunuydu ve kizina ve kendisine bir ziyafet cekmeyi coktan kafaya koymustu kadin. Kirayi dusunup simdi keyfini kaciramazdi.
Aksam yine annesinin elinden tutup bu kez yuruyerek eve donen kucuk kiz kafasini kaldirdi, bu gozune kocaman gorunen kadina bakti. Ne kadar zayif ve narindi halbuki ama kucuk kiza dev gibi gorunuyordu. Her turlu guclugu yenmesine yardim edecek, canavarlardan koruyacak, okuldaki yaramaz oglanin bile hakkindan gelebilecek kadar gucluydu annesi. Kafasindaki tum sorunlari bir kenara itip kizina bakti kadin da, gulumsediler birbirlerine. Ikisi de cok iyi biliyordu ki, bu hayatta ikisinin bir aradayken yapamayacagi hic bir sey yoktu. Annesinin eline daha siki sarildi ‘ben seni korurum annecigim sakin sen korkma hic bir seyden’ dedi, sanki annesinin aklindan gecenleri okumuscasina. Karda iki kucuk sercenin biraktigi izlere benzer izler birakarak yurumeye devam ettiler…

9 Mayıs 2008 Cuma

Napolyon Tatlisi


Arkadasimin referanslari sayesinde korkmadan denedigim bir tatli bu. Iyi ki de denemisim, yeni bir tatli daha kazanmis olduk bu sayede. Yapimi cok ama cok kolay olan bu tatli, sanki o kadar kolay yapilmamis gibi oldukca degisik ve lezzetli. Bir dahaki sefere muhallebinin icine birazcik da sakiz koymayi dusunuyorum. Daha da lezzetli olacagina eminim.
Gerekenler Soyle;
1 lt sut
1 yumurta
1 paket vanilya
6 yemek kasigi un
6 yemek kasigi toz seker
1 yemek kasigi tereyag
1 paket krema(200ml)
Sos Malzemesi:
1 bardak toz seker
1 bardak su
1 tatli kasigi tereyag
1/2 paket krema(100ml)
Uzeri icin:
2-3 yaprak milfoy hamuru(5x5 cm civarinda yapraklar)
Tatli icin, krema haric butun malzemeyi muhallebi gibi ocakta pisirin. Ilininca kremayi ekleyip, mikser ile cirpin. Islatilmis bir kaliba dokun. Soguyunca en az 3 saat, ya da bir gece bekletilmek uzere buzdolabina kaldirin.
Sos icin, toz sekeri karamellesene kadar ocakta eritin. Diger malzemeleri ekleyip karistirarak kaynatin(ben ocaktan alinca kremayi ekledim). Iliyinca buzdolabina kaldirin. Onu da bir gece buzdolabinda bekletin.
2 ya da 3 tane milfoy hamurunu inceleterek kitir kitir olana kadar firinda pisirin. Inceltmenizin nedeni; piserken kabarip, yumusamasini onlemek. Soguyunca bir kaba kucuk kucuk ufalayin.
Ikram edeceginiz zaman buzdolabinda bekleyen tatlidan bir dilim kesin, uzerine sostan dokun ve en uste de milfoy kiriklarini serpistirin.
Napolyonla ne gibi bir alakasi var bu tatlinin bilmiyorum ama eminim yediyse bayilmistir kendisi de..
Afiyet Olsun

7 Mayıs 2008 Çarşamba

Bir Degisik Bahar Salatasi ve Tarifi Olmayan Icli Kofte


Bizim buralarda cokca satilan bebek ispanaklarla ilgili birkac tarif daha yazmistim sanirim. Ya da aralarda bir yerlerde gecmisti. Salatalar icin cok ama cok ideal bir sebze bu ispanaklar, biz bayiliyoruz. Hic pisirmeye gerek olmayan, citir citir yenen ispanaklari; marul, eksi yesil elma, rokfor peyniri, kirmizi ince dogranmis kuru sogan ve elma sirkesi ile karistirip tam bir bahar salatasi elde ettim. Tarifi biraz degisik haliyle bir yemek dergisinde gormustum, icinde et vardi ama bence sofrada bol et bulundugundan bu hali daha guzel oldu...





Icli koftenin tarifini yaz-a-mayacagim. Nedeni de, herkes mutlaka iyi-kotu biliyordur diye ve de benim yaptigimi da ben internetten birkac tarif destegi ile yaptigim halde lokantalarda satilanlar gibi birsey elde edemedigim icin.
Misafirler hic hayatlarinda boyle bir sey yemedikleri icin bayildilar ama ben, aslini bildigim icin biraz hayal kirikligi yasadim dogrusu. Aslinda bu tur yiyecekler eger yorenize ait degilse, bir kere yapilisini gorerek buyumediginiz icin biraz yabancilik cekiyorsunuz. E zaten yapilisi da hayli zahmetli ve biraz puf noktalari olan birseyse isiniz iki kati zorlasiyor. Benim yaptiklarimin dis kabugu biraz sert oldu ve ici de piserken dagildi. Dagilmayanlari toplamak filan epey zamanimi aldi ve sonucta cikan sekil de benim bildigim sekil degildi. Neyse ilk Turkiye ziyaretimde sevgili Mardin'li dostumun kapisina dayanacagim bana icli koftenin nasil yapildigini eni-konu ogretsin diye basinin etini yiyecegim...
O zamana kadar bildigim sularda dolanacagim...
Sevgiyle kalin.

4 Mayıs 2008 Pazar

Hawai Usulu Ispanakli-Enginarli Dip

Tarifi kisa bir sureligine kaybettigimden herseyi akildan yazacagim ama yarin uzun uzun arayip bulacagim tum tarifi, kesinlikle eminim(!)...

En basit sekliyle tarif soyle:

Donmus ispanak,
1 kutu enginar saplari
1 kutu water chesnut(deniz kestanesi)
Eksi krema(sour cream)
Erimye uygun bir cesit peynir
Bir paket ranch usulu kuru dip karisimi(bu bir cesit baharat karisimi, sanirim Turkiyedeki Cesni adiyla satilan karisimlar mukemmel bunun icin).

Donmus ispanak cozuldukten sonra, enginar yapraklari, ince dogranmis deniz kestanesi ve baharat karisimi ile karistirilir. Eksi krema ilave edilir, biz gece buzdolabinda bekletilir ve ikram edilecegi zaman icine peynir konup firinda peynir eriyene kadar tutulur ve ilik sekilde kraker veya cips esliginde ikram edilir.

Butun tarif cok goz karari oldu ama bu kadari bile aslinda bir fikir veriyor. Tam olculeri buldugumda, daha iyi organize oldugumda, bahce isinden bu kadar yorgun olmadigimda daha duzenli tarif yazacagimdan emin olabilirsiniz...

Iyi haftalar herkese.

1 Mayıs 2008 Perşembe

Bahara Merhaba Daveti

Gunler oncesinden icimi heyecani sardi. Ne yapacagim, neler pisirecegim diye. Bu kez gelenler hep onem verdigim sik sik yemege gelen grup ama yine de mahcup duruma dusmek istemiyorum. Cunku adimiz 'iyi yemek yapan'a cikti bir kere, dusurmek istemiyorum. Hem de
Turk mutfagindan hep degisik seyler gostermek istiyorum konuklarima.


Bu kez yardim hic ummadigim bir yerden, facebook sayesinde tekrar bulustugum universite arkadaslarimdan geldi. Onlarin onerdigi uc tarifi de katinca menume yine istedigim gibi bir sonuca ulastim.


Atistirmalik olarak,
Ispanakli-Enginarli bir dip ve arkadasimin onerisi ile misafirler gelmeden az once firina konulan ve onlar iceri girdiginde kokusu ile misafirlere gelecek yemekler hakkinda az-bucuk bir fikir veren Pastirmali Pideler yaptim. Pideler benim daha once yaptigim pide tarifinden yapildi, icine sadece pastirma ile bol bol kasar peyniri koydum.

Yine onerilerden Pancarli Salata ve Misirli Salata yapildi.
Benim bir dergiden buldugum Elmali-Rokfor Peynirli Yesil Salata sofrayi senlendirdi.

Geri kalanlar da;

Hazir Yufka Mantisi
Patlican Oturtma
Sehriyeli Pilav
Icli Kofte
Salatalikli-Patatesli Salata
Tel Kadayif
Napolyon Tatlisi (bu da arkadasimin onerisi idi).


Misirli Salata:
Misirli salata cok kolay. Buharda haslanan donmus misirlar, siviyagda azicik cevrilmis kirmizi soganla karistirilir ve icine kucuk dogranmis kirmizi biber, cilantro(galiba kisnis yapragi deniyor buna Turkiyede), balsamik sirke ve zeytinyagi ile karistirilip servis yapilir.


Pancarli Salata:
Pancar salatasi da cok kolay yapilanlardan. Pancarlari onceden haslayip kucuk zarlar halinde dograyip yine cilantro, balsamik sirke ve cok az sarmisak ile karistirip servis yapin.
Bu iki salatayi ilk defa denememe ragmen coktan kisisel menume aldim bile. Normalde cilantroyu hic sevmememe ragmen bu iki salatada da tadi balsamik sirkenin etkisiyle baskin halden kurtulup daha kolay yenebilir bir hale gelmisti benim icin. Ayrica dograrken anladim ki, kokusunu dogradikca cikaran bu sebze ile daha siki bir iliski icine girmemiz gerekecek.

** Diger tarifler bilahere gelecektir, sevgiyle kalin...