30 Aralık 2007 Pazar

Bir Davet, Bir Kayisi Dolmasi




2007 yilinin sondan bir onceki davetini daha gerceklestirmis olduk. Yine inanilmaz guzel bir davetli toplulugu, inanilmaz guzel sohbetler, anilar ve guzel yemekler geldi gecti.

Bizi kirmayip taaaa nerelerden geldi guzel dostlarimiz. Hatta uc tanesi bizi tanimiyordu bile, tanismak ve dostluk kurmak icin geldiler ve bizi son derece memnun ederek ayrildilar. Cok hostu hersey, ben severek ve eglenerek yemek yaptigim icin yine daha az yoruldum. Hatta o guzel ovguleri alinca, yorgunluktan eser bile kalmadi. O kadar sevincli ve guzel bir gece gecirdik ki, o firtinaya ragmen evimizi onurlandiran misafirlerimize sonsuz sukran borcluyum. Hatta o bizi hic tanimayan uc kisi evimize oturdugumuzdan beri(15 aydir yani) ilk gelen Turkler oldular.

Bunun sorumlusu kesinlikle biz degiliz, sakin yanlis anlamayin. O kadar kucuk ve ilginc bir yerde yasiyoruz ki, en yakin Turk 1,5 saat uzaklikta oluyor maalesef. Ben yine de umitle yakinlarda birilerini daha aramaya devam ediyorum ama.

Neyse, yemek menusu oldukca degisik seylerden olusuyordu. Bu sefer fazla serbest davranamadim, cunku davetlilerden birinin gluten alerjisi vardi ve ben o kadar debelenmeme ragmen iki tane yiyecegi maalesef sevgili davetlime ikram edemedim. Cok uzuldum ama kendisi duruma alisik oldugunu soyleyerek beni yatistirmaya calisti.

Tarifleri yerim ve zamanim oldukca verecegim ama menuyu unutmamak icin buraya yaziyorum:

-Antep Ezmeli Kanepe

-Brie peynirli ekmek fondusu

-Karides kavurma

-Patlican Piyaz


-Patates Sufle

-Kuzu Kebap
-Tavuk Sis


-Patatesli Roket Kofte


-Gavurdagi Salatasi


-Armut Tatlisi

-Kayisi Dolmasi


Ne yazik ki sadece kayisi dolmalarinin fotografi var simdilik elimde. Sanirim herkes biliyordur yapmayi. Hatta Turkiyede siz kaymak koyarak, belki de tamamini satin alarak ustunde bile durmuyorsunuzdur ama bizim icin boyle seyler cok lux oldugundan kendi kremamizi kendimiz yapiyoruz biz. Ben de cig krema, erimis peynir ve biraz da pudra sekerini cirparak istedigim kivami elde edene kadar icindekilerle oynayarak cirpmaya devam ettim ve sonunda kayisilarin arasina surebilecegim bir krema elde ettim. Onlari da robotta kirdigim sanfistiklarina bulayip servis yaptim.

Bugun yani yilbasi gecesi yine bir davetimiz ve cokk ilginc bir davetli grubumuz daha var. Bakalim o nasil gececek? Tekrar gorusunceye kadar herkese saglikli, mutlu ve guzel gunler diliyorum. Hersey gonlunuzce olsun...

28 Aralık 2007 Cuma

Havuclu-Tarhunlu Balik

Hemen hemen her cumartesi 'balik yaptim gelin' diye bizi arardi canimiz arkadasimiz. Bize degisik degisik soslu, adini bile duymadigimiz otlarla, baharatlarla karisik baliklar yapardi. Yanina da bir kocaman salata yapar ve Dikmen'de eskiden sarap yapimhanesi olan bir beyden aldigi onlarca kasa saraptan birini(hatta bir kacini) acar ve hem gonlumuzu, hem de karnimizi tika basa doyurur, bizi bir dahaki cumartesiye kadar hayallar icinde evimize yollardi.

Di-li gecmiz zaman kullanmamin sebebi simdi bizim burada(dunyanin bir ucunda) onunsa Turkiye'de kalmis olmasindan. Yine gitsek hemen ilk is bize balik pisirecegini, yillardir sakladigi saraplari acacagini ve dostlugun ne oldugunu bir kere daha hatirlatacagini biliyoruz.

Uzakta olmamiz kendisinden balik tuyolari almamiza engel degil tabii. Gecen gun 'elimde whiting fillet var neyapayim ben bununla?' diye sorunca bana; 'baliklari cok az yagda kizart, sonra baska bir tavada az yagla rendelenmis havuclari talandir. Havuclarin icine krema ve beyaz sarap koy, hatta varsa tarhun otu at ve biraz daha cevirip tavanin altini kapat, kizarttigin baliklari ekleyip, guzelce karistir' dedi. 'Sogutmadan yiyin' ama demeyi de ihmal etmedi.

Biz de aynen onun dedigi gibi yaptik ve aynen bu tarifi bize pisirdigini hatirlayip balik bitene kadar hep O'ndan bahsettik, eski gunlerimizi yad ettik, bir daha ne zaman beraber oluruz acaba diye ic gecirdik.

Ozluyoruz sizi, hem de cok canim dostlarim...

** Fotograftaki baliklar cok yamuk yumuk dursa da, ilk partiyi yedikten sonra geriye kalanlarla fotograf cekmeyi akil etmis oldugumdandir. Yoksa dostumun tarifi parmaklari yedirtecek cinsten, hic laf istemem.

26 Aralık 2007 Çarşamba

Annelerin Annesi




Elindeki boya fircasi onun hayali, yapamadiklari, sevdikleri seyler olup cikiyordu. Fircayi boyaya batirdiktan sonrasi oyle hizla gelisiyordu ki, kendi bile anlayamiyordu. Aklindan gecenleri bazen konusamiyor, gucu yetmiyor, bazen sesi cikmiyor, bazen de susmasi gerektigi icin susuyordu ama tuvale gelince sira, susmasi gerekmiyordu. Icinden gecenleri hic bir sansure uygulatmadan, hic bir yan etki dusunmeden ciziyor, ciziyor, boyuyor, boyuyordu. Susmasi gerektigini soyleyenlere haykirma yontemini bulmustu. Susmayacakti, sustugunu zannedenler sadece disaridan ona bakanlardi, o hic bir zaman susmayacakti. En azindan resimleri konusacakti onun yerine.

Hep de oyle oldu zaten, zerafetinin izin vermedigi yerlerde susmayi tercih etti benim annem. Kavgadan hic hoslanmayan, sesini hic yukseltmeyen, karda yururken bile ayak izi birakmayacak kadar narin yuruyen, zerafetini yemek yaparken bile havuclari cicek gibi keserek gosteren, sesi guzel, yuzu guzel, elleri en guzel annem.

Hep uzaklari yakin yapti, en olmazi olur yapti, guzelleri daha da guzel yapti. Anlayisiyla bizi hic uzaklastirmadi kendinden, hic kusmedi, hic cezalandirmadi bizi.
Yanindayken bile ozledigim, asla koklamaya doyamayacagim, icimde hep en uzak koselerin timsali, hayallerimin, gelecegimin, dunyaya gelisimin sebebi, tek ornek aldigim , tek imrendigim, ozendigim, sevdigim kadin.

Yilbasindan uc gun once dogmus olman hep hediyelerinin sayisini azaltti ama hayatimizin diregi olmani hic engellemedi, sen her zaman en once, ilk ve tek sevgilisin. Iyi ki dogmussun, iyi ki benim annemsin.

Nice, nice uzun yillara annecigim…


** Resim, kendisinden asirdigim ve cercevelettigim bir kumas boyama ornegidir. Asla 'en guzel eseri' olmamakla birlikte, su anda elimde olan nadir parcalardan biridir.

24 Aralık 2007 Pazartesi

Swiss Peynirli-Pastirmali Dip


Yilbasi geliyor; partiler, davetler kapida. Eger evde birseyler hazirlama telasinda iseniz, bu dip son derece lezzetli. Benim gecen hafta gelen 30 kisilik partimden bir dip tarifi bu.Firindan sicak sicak servis edildigi icin cok ikrama geciyor, hem de kalabalik partiler icin ideal. Eline ekmegini, krakerini, havucunu alan oyle bir guzel bana bana yiyor ki; misafirlerinizin bu halinden siz de kesinlikle cok memnun kalirsiniz.
Ben tarifin orjinalindeki peynir cesitlerini yazacagim, eger sizin elinizde bunlar yoksa neler kullanabilirsiniz bilemiyorum ama Turkiye gibi peynir cenneti bir ulkede sorun olmasa gerek.
Gerekenler soyle;
8 dilim pastirma, ince kup seklinde dogranmis(bende olmadigi icin ben salam kullandim)
8 oz (yaklasik 250 gr kadar) krem peynir, oda sicakliginda yumusamis
1/2 kap mayonez
2 tepeleme tatli kasigi Dijon hardali
1 1/2 kap rendelenmis Swiss peyniri
3 yesil sogan, ince dogranmis
1/2 kap kavrulmus badem, irice cekilmis
Yaninda ikram etmek icin minik havuclar,
veya/ve Ucgen dilimlenmis firinda kizartilmis pideler
veya/ve Ince dilimlenmis kokteyl tarzi ekmekler
Firini 400 F(200C) ye isitin.
Yagsiz bir tavada pastirmalari cevirerek pisirin. Bir kagit havlu uzerine alin.
Bademler haric butun malzemeleri(pastirma dahil) firina dayanikli bir kaba (tercihen toprak bir kaba) karistirarak yerlestirin.
15-18 dakika kadar pisirip, firindan cikarinca uzerlerine bademleri serpip, sicak olarak havuclar ve diger ekmeklerle birlikta servis yapin.

19 Aralık 2007 Çarşamba

Iyi Bayramlar

Ustuste birkac kotu haber aldik, yakin bir arkadasimizi gencecik yasta kaybetmenin yaninda. Ama yine de umut dolu, daha iyi gunlere ulasmak umidiyle Saglikli ve Mutlu Nice Bayramlar diliyorum..
Kimse umutsuz kalmasin.

18 Aralık 2007 Salı

Pecan Pie


Pecan, Amerikalilar tarafindan cok sevilen bir yemis, cevizgiller ailesinden geliyor. Dis kabuklari daha ince ve daha kolay kiriliyor cevize gore, icinden cikan yemisin de ceviz gibi dis kivrimlari yok. Boyuna cizgili gibi sanki. Bana sorarsaniz ben cevizi tercih ediyorum ama Pecan'la yapilan bazi geleneksel tatlilar var ki, bunlari cevizle degis-tokus edemiyorum. Bir tanesi de bu meshur pecan pie.
Bana cok yakin bir arkadasim aile tarifini verdi ve cok ozel oldugunu soyledi. Cok saygi duyarak aldim bu tarifi ama yine de blogumda yayinlama izni de aldigim icin denedigim tarifi hemen paylasmak istedim.
Bilmiyorum pecan Turkiye'de bulunuyor mu, ya da yetisiyor mu ama sanirim elinize gecerse ne yapacagim diye dusuneceginize bu payi yapabilirsiniz. Cok ama cok lezzetli ve ozel bir pay cunku bu...
Gerekenler soyle;
3 yumurta, hafifce cirpilmis
1 kap toz sekeri
1 kap misir surubu ( Amerikadiler icin Light Corn Syrup olacak)
1 yemek kasigi tereyag, erimis
1 tatli kasigi vanilya ozutu (veya 2 de olabilir), (veya 1 tatli kasigi Rom)
1 kap pecan, dovulmus
20-30 kadar daha tum pecan
Mikser kabinda yumurtalari, sekeri, misir surubunu ve vanilyayi puruzsuz bir hale gelene kadar cirpin.
Yavasca cirpmaya devam ederek erimis tereyagini ekleyin.
Dovulmus pecanlari karisima ilave edin, kasikla karistirin.
Pay kalibini yaglayip pay hamurunuzla kalibi kaplayin.
Pay kalibinin icine karisimi dokun.
Tum pecanlari en uste dizin.
Onceden 350F da isistilmis firinda 50-55 dakika kadar veya bir bicak sapladiginizda(benim payimin ustundeki iz bu bicak izidir) bicak temiz cikana kadar pisirin.
Geleneksel Amerikan tarzi serviste krema veya dondurma esliginde servis ediliyor ama bence daha fazla agirlastirmaya gerek olmadigi icin ben kahve ile servis yaptim. Arzunuza kalmis...

17 Aralık 2007 Pazartesi

Kite Runner

Dun aksam bitirdim bu kitabi, hemen hemen rekor denilecek surede ama bazi geceler uzuntumden okuyamadim. Cunku sadece geceleri kitap okumaya firsat bulabiliyorum ve bu kitabi okudugum birkac gece uyuyamadim ve uyudugumda da hep kitapla ilgili karmakarisik ruyalar gordum.

Kitap yaklasik uc yildir basucumda duruyordu ve ben bana veren kisiden pek hoslanmadigim icin nedense kitaba da onyargi ile yaklasmistim ama 'sen adami sevmiyorsan kitabin sucu ne?', degil mi ama? Gecen gun bir kitapcida birkac hanimi konusurken duymustum. Bir tanesi digerine 'eger yuregini isitacak, seni alip bambaska yerlere goturecek bir kitap ariyorsan Kite Runner' i oku' diyordu. Oyle kalakaldim orada, ben neden okumuyorum diye ve eve gelip hemen kitabimi aldim elime.

O andan itibaren de Afganistan'da Rus istilasi ve rejim oncesi baslayan ve rejim esnasinda da devam eden birkac yasam oykusunu anlatan bu kitabin muptelasi oldum.

Kitabin yazari Khaled Hosseini 1980 yillarinda Amerikaya iltica etmis Afganistanli bir diplomatin oglu ve halen Amerikada doktor olarak calisiyor. Kite Runner ilk kitabiymis ama ikincisi de Mayis 2007 de yayinlanmis "A Thousand Splendid Suns". Galiba onu da alip okuyacagim..

Khaled Hosseini cok guzel bir dil kullanmis ki bu kitapta, okudukca ne kadar profesyonel oldugunu dusunmekten kendimi alamadim. Tasvirleri, duygulari anlatmadaki basarisi, konulari hic karistirmadan gayet yalin bir sekilde siralamasi, kitabin sonunu veya herhangi bir yerini tahmin etmenize bile imkan olmayan, solugunuzu tutarak okuyacaginiz, zaman zaman hickiriklarina bogulacaginiz, zaman zaman bizim kulturumuzle ne kadar benzerlikler olduguna sasiracaginiz degisik bir ulkenin gecirdigi akil almaz surecini de iceren bir ic hesaplasmasini anlatan sicacik bir kitapla basbasa olmak isterseniz kacirmayin derim.

Bilmiyorum Turkcesi yayinlandi mi ama Amerika'daki dostlar belki su anda yayinda olan filminden once kitaba da goz atmak ister diye tavsiyede bulunmak istedim...

** Kucuk bir arastirma ile kitabin Turkceye; yazarin adinin Halit Huseyni, kitabin da Ucurtma Avcisi olarak cevrildigini gordum. Kucuk bir ekleme yapayim dedim. ...

16 Aralık 2007 Pazar

Christmas Cookies


Kurabiyenin adini ingilizce yazmamin sebebi orjinal olarak Christmas zamaninda hosa gidilerek yapilmasi. Ozel bir onemi yok ama Christmas renkleri olarak yerlesen kirmizi-yesil ve gumus(ve yerine gore altin rengi) abartilarak artik kurabiyelerde de kendini gosteriyor. Ahududu receli kullanilarak tabii ki.
Bu kurabiyeleri hafta sonu partimiz icin yapmayi kafaya koymustum. Bir dergide yildiz seklinde kesilip ustuste agac gibi dizilecegini gorunce bayildim fikre tabii, partide de guzel gidecegini dusundum. Cok da insan gelecegi icin malzeme miktarini iki katina cikardim ama bu kadar ugrastiracagini hesap edememisim tabii.
Yaklasik 3-4 tane ana yemek kadar ugrastim bu kurabiyelerle. Bir kere yildiz seklinde kesmek iyi bir fikir degilmis. Cunku yildizlar pisince ayni sekilde kalmadilar ve ustuste yapistirmam icin gereken mukemmel ikiz kurabiyeleri elde edememis oldum.
Ikincisi benim yildiz kalibimin uclari biraz ince oldugu icin kurabiyeler cok cabuk koptular pisince. O kadar dikkatli olmama ragmen birkac tanesinin bacaklari koptu. Yapistirmaya calistim ama bu islem de iki kati zamanina mal oldu.
Ayrica malzemeleri iki katina cikardigim icin 80 tane kurabiye ile ugrasmak da cok telaslandirdi beni ama lezzet acisindan muhtesemdiler. Her eline alan 'himmmmm' diye ses cikardi, 'tam christmas tadi olmus' filan dediler, bir yiyen bir daha yedi ama bir dahaki sefere bu kadar buyuk bir gruba asla boyle seyler yapmamaya karar verdim bile. Bir de dis kalibi yuvarlak kesip, sadece icinden bir minik yildiz kesebilirmisim, bunu anladim.
Tadi harika olan aslinda tam adi Shortbread Cookies with White Chocolate Rasberry kurabiyesinin tarifi ise soyle:
Malzemeler:
2 kap un
1/4 tatli kasigi tuz
1 kap tuzsuz tereyagi, oda sicakliginda
1/2 kap pudra sekeri
1 tatli kasigi vanilya ozutu
Suslemek icin
Yaklasik bir kap ahududu receli
Pudra sekeri
Beyaz cikolata, rendelenmis
Hazirlanisi:
Unu ve tuzu bir kapta tel cirpici ile cirpin. Bir kenara birakin.
Mikser kabinda tereyagini bir dakika kadar mikserle cirpin.
Sekeri ekleyin, cirpmaya devam edin. Vanilyayi ekleyip cirpmaya devam edin.
Yavasca un karisimini da ekleyin, isterseniz elle devam edebilirsiniz hamurun bundan sonraki kismina veya mikserinizin ucunu degistirip hamur ucu ile karistirmaya devam edebilirsiniz.
Hamuru ele yapismayacak bir kivama getirince duzlestirip, strec folyoya sarip buzdolabinda bir saat dinlenmeye birakin.
Bir saat sonra firini 350F a isitin. Kurabiye kaliplari ile kurabiyenizi yildiz veya daire seklinde kesin. Eger ikinci kattakinin ortasina bir aciklik istiyorsaniz bunu da kesin ama dikkat edin ortasi acik olanlarla olmayanlar esit sayida olsun.
Yagli kagit serilmis (parsomen) tepsiye birer santim araliklarla kurabiyelerinizi dizin. 15 dakika da tepsi ile birlikte buzdolabinda bekletin ve hemen firina koyup 10 dakika kadar pisirin, kizarmalarini beklemeyin.
Izgara telin uzerinde sogumaya birakin, tamamen soguyunca ortasi acik olanlarin(yani ust kata gelecek olan kurabiyelerin) uzerine pudra sekeri serpin.
Alt kata gelecek olanlarin uzerine ince bir tabaka recel surun ve uzerlerine beyaz cikolata serpin ve ortasi acik olanlarla yapistirin.
Orta kisimda iyi bir recel kivami gorunmuyorsa cay kasigi ile dikkatlice o acikliktan azicik recel damlatin.
Isterseniz benim gibi ustuste agac seklinde dizebilirsiniz, ya da tek kat halinde servis yapin. Afiyet Olsun...

13 Aralık 2007 Perşembe

Korili Tavuk ve Sehriye Pilavi

Bir deneme daha, tariflerini ve fotograf cekimlerini cok begendigim evcini'nden. Tarifin orjinalini buradan okuyabilirsiniz ama ben kisaca evcini'nin soyledigi herseye uydugumu soylemeliyim.

Bende de bu tarifte olursa cok sahane olacagi soylenilen su demir tavadan var ve ben onunla ne yaparsam cok basarili oluyorum. Evcini'nin de dedigi gibi isiyi hapsettigi icin cok lezzetli yemekler cikiyor bu tava sayesinde. Hem de dogrudan firina girebildigi icin ayni tavada hersey kendi lezzetleri hic harcanmadan pismis oluyor.

Bir filmde seyrettigim bir yemek ustasina soruyorlardi, 'bu tavanin sirri ne' diye, demir tavayi kastederek. Kendisi de 'bugune kadar hic yikamamis olmam' diyordu. Saka bir yana tava cok fazla kazinarak yikanmamali, aslinda hic yikanmamasi sadece bir nemli bezle silinmesi tavsiye ediliyor ama ben bu hafif obsessive compalsive halimle bunu basaramiyorum. Her seferinde bir guzel sungerle yikiyorum tavami ama yine de sagolsun beni yolda birakmiyor(simdilik tabii).

Lafi uzatmayayim, yarin gelecek 28+ misafire de ayni tavugu yapacagimdan ve de gecenin bir yarisi hala sigara boreklerini sarmam gerektiginden sizi tarifle basbasa birakiyorum.

Sakin denemeden gitmeyin, cok ama cok kolay ve bir o kadar da lezzetli bir yemek bu...

12 Aralık 2007 Çarşamba

Guney Usulu Kuru Fasulye Corbasi


Birkac ay once bir lokantada bu tur bir corba icmistik ve de cok begenmistik ama tarifi almak mumkun olmadigi icin, adindan iz surerek hemen hemen aynisi bir corba buldum ve hemen denedim. Bizim tarafimizdan cok sevildi, degisiklik isteyenler icin iyi bir secenek olacagi inancindayim.
Malzemeler:
2 yemek kasigi un
2 tane orta buyuklukte havuc, rendelenmis
4-5 tane kereviz sapi, ince dogranmis
1 buyuk tavuk gogsu, haslanmis, kup seklinde dogranmis
1 kap kirmizi fasulye, haslanmis
1 yemek kasigi yag
1/2 kap ince dogranmis maydanoz
tencerenin buyuklugune gore su veya tavuk suyu
tuz, karabiber
Yapilisi:
Bir corba tenceresinde yagla unu kavurun. Uzerine tavuk suyunu ekleyip kaynayana kadar kapagini yari kapatin, icinde un oldugu icin hemen kabariyor. Dikkatli olmak gerekiyor.
Kaynamaya baslayinca kerevizi ve havucu ekleyip 10 dakika kadar orta ateste pisirin.
Haslanmis tavuk etini ve yine haslanmis fasulyeleri ekleyip bir-iki tasim daha kaynatip atesten alin.
Maydanoz ile servis yapin.
Not: Bu corba beyaz fasulye ile de yapilabilir, sadece burada cok cesitli fasulye bulmak mumkun oldugu icin belirttim kirmizi olanlari(bunlar bizdeki barbunya cinsi olanlar degil) ama siz digerlerini de deneyebilirsiniz.

11 Aralık 2007 Salı

Flounder


Haftada en az bir kez balik yemege calisiyoruz. Tabii ben Turkiyede yedigim baliklari burada bulamayinca epeyce bir zorluk cektim baslarda ama yavas yavas Cinli bir arkadasimin da yardimi ile Cin marketinden aldigim baliklar sayesinde eski cekingenligimi yendim ve korkarak alamayacagim pek cok baliga rahatlikla yaklasmaya basladim. Tabii hamsi ve barbun'a olan askim hic bitmeyecek ama burada da hem cocuklari hem de kendimizi baliksiz birakamayiz degil mi?
Genellikle Amerika'da yuksek civa oraninindan korkuldugu icin kucuk baliklar uretilmiyor ve tuketilmiyormus. Hatta bu amacla somon baligi nerdeyse ulusal balik ilan edilecek, icinde en az civa oldugu ve cok fazla Omega 3 barindirdigi icin. Yatip kalkip somon yemeyi ogutluyorlar, butun lokantalarin deniz urunleri menusunde ilk sirada somon yer aliyor.
Red snapper, tilapia ve flounder de diger sevilenler olarak somonu takip ediyor. Benim de en sevdim baliklar siralamasi zaten . Tam turkce adlarini bilmiyorum bunlarin ama lufer, levrek vs gibi baliklara benzediklerini soyleyebilirim. Flounder ise yassi ve sanirim bizde Kalkan olarak biliniyor.
Benim bu yaptigim donmus bir flounder idi ve kizartmaya karar vermekle cok yanlis yaptigimi anladim. Cunku zaten kendisi cok yagliymis, yagda dagiliverdiler. Ama birkac gun once firinda balik yedigimiz icin canimiz cok kizartma istediginden bu riski goze almistik. Yine de cok lezzetliydi, degerdi.
Yanina bol sizma zeytinyagi doktugum sebzeleri firinda pisirip, bir de kocaman kocaman taneli, soganli bir bulgur pilavi yaptim. Tabii yine uzerine sizma zeytinyagi ve rezene ve kirmizi biber gezdirerek firinda pisirdigim patates dilimleri ile servis yapinca kimsenin 'aaa yine mi balik yiyecegiz' diyecek hali kalmadi. Gayet gozlere ve midelere hitap eden bir yemek tabagi oldu cunku bu...

9 Aralık 2007 Pazar

Cranberry

Bu aralar taze cikti diye ben de dayanamadim guzelim Cranberry 'lerden aldim. Taze yenemeyecek kadar acimsi bir tadi oldugundan ben de pisirmeye karar verdim. Internette arastirdigim tariflerden aklima en yatanini epicurious sitesinden denedim ve cok hos bir lezzet elde etmis oldum. Eger degisiklik olsun isterseniz, cok degisik ve ilginc bir yiyecek oldugunu belirtmeliyim. Hem de cranberry vucut icin oldukca yararli bir meyve, ozellikle idrar yollari iltihaplari icin. Degisik bir meyve, degisik bir tarif.
1 kap ruby Port
2 tarcin cubuklari, ikiye bolunmus
1 kap kuru cranberry (yaklasik 6 ounces)(ben kuru olanini kullanmadim)
350 gr kadar taze cranberry
3/4 kap su
1/4 kap tozseker
Orta boy bir kapta tarcin cubuklarini ve port sarabini kaynamaya birakin. Isiyi once orta atese, dusurup sonra da iyice kisip 5 dakika pisirin.
Kuru ve taze cranberry leri ekleyip, ardindan da 3/4 kap suyu ve sekeri ekleyip kaynamaya birakin.
Seker eriyince ocagin altini iyice kisip; sosun koyulasmasini, koyu bir renk almasini ve meyvelerin iyice erimelerini bekleyin. Arada bir karistirip 20 dakika kadar daha pisirin.
Bir sos kabina alip sogumasini bekledikten sonra tarcin cubuklarini cikarip atin.
Uzerini kapatip 3 gun kadar buzdolabinda saklayabilirsiniz. Istediginiz sekilde kullanin.
Tabii ben bunu Amerikalilar gibi hindinin yaninda yiyemeyecegimize gore ne yapabilirim diye dusundum ve bir kismini yogurt uzerine dokup yedikten sonra asagida gordugunuz tatli cikti ortaya.
Bu da basit bir sekilde; derince bir cam kapta alt kata hanimeli buskivileri dizdikten sonra araya bir kalip krem peynir ile cirptigim kremadan(light cream) elde ettigim kremayi serdim ve uzerine cranberry sosu gezdirdim. Bir kat daha tekrarladiktan sonra en uste birkac tane sanfistik da serpsitirerek bozdolabinda sogumaya biraktim.
Inanilmaz guzel ve lezzetli bir tatli oldu.

7 Aralık 2007 Cuma

Blog Arkadaslarima Tesekkuru Borc Bilirim

Dun uzunca bir sure daha once hic okumadigim bloglari okudum. Oradan oraya derken, bircok siteye suruklendim. Kimilerinden birkac saniye icinde ciktim, kimilerini ilk postlarina kadar okudum. Hicbiri yemek blogu degildi, dunyanin degisik yerlerinde oturan, bir amac ugruna ayak basilmamis yerlere giden, yasadiklari yerleri ve oradaki insanlari anlatan bloglardi bunlar.

Kimileri benim de bildigim, sevdigim yazarlardan benim bilmedigim yazilarinin alintilarini yapmis(ki okumak cok hosuma gitti), kimileri yasadigi yerdeki insan haklarindan dem vurmus, kimisi yaygin olarak yasama gecirilmesine ugrasilan alternatif enerji kaynaklarindan bahsetmis. Kimi de basitce kendi yasantisini anlatiyordu. O kadar guzel yasamlar okudum ki, bir an kendimi oralarda hayal ettim. Ingilterede bir kucuk kasabada, okyanusun benim yasamadigim kiyilarinda, Afrikanin belki de hic ayagimi bile basamayacagim topraklarinda veya uzun yillar yasadigim Ankara'mda...

Bir kere daha internete ve tabii daha da otesi bloglara tesekkur etmek gecti icimden. Simdi boyle blog yazmak olmasa ben Afrikada yasayan birinin anilarini ne zaman gelecekti de okuyacaktim acaba? Kitap haline bastirip da benim elime gecmesi filan olasilik hesaplarina gore kactir acaba?

Birden kendimi bu zinde, dinc birkac insanin hayat hikayesi karsisinda asiri tembel hissettim. Kendi kendime defalarca soz vermeme ragmen uc adimlik yerdeki kosu bandimla beraberligimi kesmis olmaktan dolayi bile utanc duydum. Tembelligin hic bir bahanesi yok, tembellik basli basina bir kaos zaten. Oturdukca insanin alt kismi oturdugu yerin seklini aliyor ve insan daha onceleri sayili yemege bile korktugu truffle'lari birer birer mideye indirmekte bir bais gormemeye basliyor. Cunku biri de bir, bini de bir hale geliyorlar bir sure sonra insanin gozunde.
Ya da kendimize baktigimiz noktada hersey sut-liman gorunmeye basliyor ki, insan boyle bir anda anliyor o noktanin coktan degismesi gerektigini.

Birkac sene once 52 yasinda oldugunu ogrendigim Dr.Phill'in karisinin ne kadar da genc ve guzel gorundugunu dusundugumde Robin soyle demisti "bir tane bedenim var ve ona iyi bakmak zorundayim, beni uzun yillar tasimasini istiyorum cunku". E benim birkac tane mi bedenim var?

Sanki kafama birseyler dusmus gibi yerimden kalktim, kosu bandi ile tekrar bir anlasma imzaladim, sonra ustundeyken dinleyip de icimden gelen durduramadigim o enerji neticesinde eve gelip ayni muzikleri teybe koyup bu kez dans ederek yemek yaptim.

Kesinlikle dans ederek yemek yapmak daha uzun zaman aliyor ama daha keyifli oldugu da ortada. Cocuklarla da daha cok eglendik, daha cok gulduk, daha cok yuvarlandik yerlerde, ben daha az yoruldum, daha cok mutlu oldum ama. Sanirim bu birkac blogu okumaya devam edecegim, bana ic sesimi dinlettiler; hep susturmaya calistigim...

6 Aralık 2007 Perşembe

Madeleins ve Tuzlu Kurabiyeler

Gectigimiz pazar gunu komsumuz Aybike'den iki tarif denedim. Aslinda Madeleine daha onceden yaptigim bir kurabiye cinsi ama Aybike gecenlerde tarif verdi diye vermiyorum. Onun sitesinden bakabilirsiniz orjinal tarife. Her zamanki gibi yine 'neden bu kadar azlar' denecek kadar lezizdiler ama icindeki tereyag oranini dusunurseniz bu kadar az yapilip damaklarda lezzetinin kalmasi bence daha iyi.


Ikinci tarif de yine Aybike'den. Sanirim Kevgir dergisi icin hazirladigi tuzlu kurabiyelerden birisiydi bu. Yanilmiyorsam bunlara scone deniliyor ingilizcede, gecen gun Tijen de aciklamisti bunu. Genellikle cay yaninda yenilen ozel bir kurabiye turu sanirim ama bizim bildigimiz tuzlu kurabiyelere dupeduz uyuyor bu tanim bana gore.

Tabii benim buyuk oglum o kadar cok sevdi ki, pazartesi gunu hepsi bitmisti. Beni yeniden yapmam icin zorladi, sabah kahvaltisinda sadece bunu yemek istiyormus. Ben de dun aksam yeniden yaptim ve de sevgili Aybike'ye tesekkur etmek istedim bu guzel tarifler icin. Yiyenler icinde peynir oldugunu anlamiyorlar bile, hani peynir yemeyenlere yedirmek icin guzel bir uygulama olabilir diye dusundum.
Deneyin, yanilmayacaksiniz...

4 Aralık 2007 Salı

Kadinbudu** Kofte

Kadinbudu kofteye nedense bir cekingenligim vardir onceden beri. Galiba ben calisirken sirkette bir ara cikan oglen yemeklerinde kadinbudu ciktigi zaman herkesin 'eh tabi dunden artan pilavdan bunu yapmis bugun asci' demesinden kaynaklanan bir soguma olsa gerekti bu.

Aslinda ne var bunda tabii ama benim aklima hep milletin tabaginda kalan pilavlardan toplandigi dusuncesi yerlesmisti sanirim. Neyse fazla mide bulandirmayayim ama sonucta direncimi kirip kendi kendime gayet temiz bir sekilde (yani artan pilavdan yapmayip, pirinci ozel olarak haslayarak filan) kadinbudu kofte yaptim ve kuslugumuz sona ermis oldu.

Evdekilerin hepsi daha once neden denemedigime hayret etti. Anlatmadim tabii kafamdaki imajlari, sessizce 'bundan sonra daha cok yaparim canim' dedim.


Gerekenler soyle:

1/2 kg(1 lbs) orta yagli kiyma
2 corba kasigi pirinc
2/3 su bardagi su
1 buyuk boy kuru sogan
2 yumurta (1 yumurtanin sarisi icine)
tuz ve karabiber
yarim demet kiyilmis maydanoz

5-6 corba kasigi misir unu
kizartmak icin siviyag

Bir tavada kiymanin yarisi ve rendelenmis sogani suyunu cekene kadar sote edin.
Kucuk bir tencerede 2 corba kasigi pirinci su ile haslayin.
Kavrulmus kiyma, kiymanin diger yarisi,1 yumurtanin sarisi, haslanmis pirinc ve maydanozu buyukce bir kabin icinde yogurun, tuz ve karabiberini ekleyin.
Yogurdugunuz kofte harcini 1 saat kadar buzdolabinda dinlendirin.
Harctan ceviz buyuklugunde parcalar koparip, roket seklinde kofteler yapin.
Bu kofteleri once misir ununa, daha sonrada cirpilmis yumurtaya bulayip kizgin tavada kizartin.

**Neresi benziyor Allah askina?, nerden almis bu ismi bilmiyorum...

3 Aralık 2007 Pazartesi

Sebzeli Pay (ozellikle cocuklar icin)

Bir doktorun bekleme ofisinde okudugum bir dergide 'cocuklara sebze yedirmenin yollari' adi altinda birkac tane yemek tarifi vardi ki, sozu gecen bu tarifi hemen kagit kalem cikarip not etmistim. Aslinda cok basit bir tarif ama yenerken cok leziz geliyor agiza.

Oncelikle pay hamuru gerekiyor bu tarif icin. Bendeki tarifi uygulamak isterseniz, buraya bakabilirsiniz veya kendiniz tuzlu bir pay hamuru yapabilirsiniz veya derginin onerdigi gibi burada cok meshur olan donmus pay hamurlarindan kullanabilirsiniz. Ic malzemesi olarak da elinizdekilere gore degisiklikler yapabilirsiniz tabii ki.

Gerekenler;
Pay Hamuru
Ince dogranmis bifteklik dana eti
Ince dogranmis yesil, kirmizi ve sari dolmalik biberler
Ince dogranmis kuru sogan
Ince dogranmis patates
tuz, karabiber
siviyag


Bir vok'ta once ince dilimlenmis dana etini az bir miktar siviyag ile surekli karistirarak sote ettim. Pisen etleri bir kaba aldim.

Ayni vok'ta ince uzun dilimlenmis kirmizi, yesil ve sari dolmalik biberleri ve kuru sogani da ayni sekilde karistirarak sote ettim ve etleri aldigim kaba aldim.

Yine ayni vok'ta ince dilimlenmis patatesleri karistirarak sote ettikten sonra onlari da ayni kaba alip hepsine tuz ve taze cekilmis karabiber ekledim ve sogumaya biraktim.

Pay kalibini yaglayip onceden hazirladigim pay hamurunu biraz daha ince acarak kenarlarindan sarkacak sekilde yerlestirdim ve icine de sogumus olan ic malzemesini ekledim. Hamurun kenarlarini one dogru kapattim ve biraz kivirdim.

375F(yaklasik 180C) de onceden isitilmis firinda uzeri altin renk alana kadar pisirdim.

O gece butun payin bitmesinden tarifin cocuklara sebze yedirmek icin ne kadar basarili oldugunu anlamak mumkun. Buyuk oglum genelde bircok sebzeyi secmesine ragmen bunu, 'aa neden daha once boyle bir pay pisirmedin' diyerek birkac dilim alarak yedi. Gerisini siz dusunun...

2 Aralık 2007 Pazar

Ah Bu Hamsiler


Messenger'da konusuyorduk, 'sakin soyleme hamsi yaptigimizi' demis babama ama bana da bu arada 'yakinda gelme ihtimalin varsa hamsi alalim da donduralim, gelince bol bol yersin' dedi.

Giderim 'gel' dese ama kendiligimden birakamiyorum cocuklarimi, onlari da alip gidemem okul var ama nereyi secsem gonlum diger tarafta kaliyor.

Biraz sonra ellerini kurulayarak gelen babamin hamsi yaptigini anladim. Ben cok seviyorum diye soyletmemis annem ama ben anladim. "Olsun, afiyet olsun yiyin, tadina varin. Ben bir ara belki New York'a filan gidip yerim' dedim ama bana cevap vermek yerine basini salladi.
Gozlerindeki bakista dugunumden once bana 'sakin benimle dugun esnasinda goz goze gelme, seni hic gonderememekten korkuyorum' derkenki huznu gordum. "Aman anne askolsun, ne olur boyle yapmayin afiyet olsun" dedim ama kafasini salladi yine, bogazina dugumlenen hickirigi burdan anladim ve hizla pencerenin tepesindeki kirmizi carpiya basiverdim.

Kahrolsun hamsiler deyip ben de bendeki hickirigi saliverdim...
*Fotograftaki lavanta torbasi kendisinin benim icin yaptigi ve boyadigi torbalardan biri, hep oyle annem kokuyor.

29 Kasım 2007 Perşembe

Chocolate Dipping-II

Bu kirazli olanlar bence en zahmetlilerinden biri. Cunku kirazlarin saplarini kaybetmemek en onemli hedef. Onlar da o kadar ince ve kirilganlar ki, yapilacak birkac tane batirilma islemi sirasinda cok dikkatli olmak gerekiyor. Kirazlar once eritilmis fondant'a batiriliyor, sogumalari bekleniyor. Altlarindan sizdiriyorlar ki bunu kapatmak icin en alt kisma sadece ince bir tabaka cikolata surulup yine sogumalari bekleniyor. Sonra soguyunca dikkatlice yapisan kagittan kaldirilip bu kez cikolata canagina batiriliyor ki bu asamada agirlastiklari icin kopma olasiliklari artiyor ama dikkatlice alinip hemen tepsiye diziliyorlar. Tabii bunu hic elleyemedim, cesaret bile edemem dogrusu, hele ki ilk seferde ama tepsiden yavasca alinma islemini yaptim ve bir de saplari dik tutmakla ilgilendim. Bu bile bence sabir isteyen bir isti ki Susan'dan hic ses cikmadi ben bunlari yaparken.

Bu dunyanin en tatli buyukannesi ise 97 yasinda ve o da yapmak istedigi icin Susan ona tuzlu cubuklari verdi batirsin diye. O da bir minik cocuk gibi sevincle bu islemi basardi ama her yeri cikolata oldu. Agzi gozu de cikolata icindeydi ki, o kadar uyariya ragmen yaparken asirdiginin bir gostergesi oldu butun bunlar. Kendisi Susan'in annesi ve 97 yasinda olmasina ragmen kulaklari bir fisiltiyi bile duyabiliyor, en ince yazilari bile okuyabiliyor, kafasi hic karisik degil, herseyi cok guzel tahlil ediyor ve beni daha once gordugu davetten hatirlayabiliyor ustelik de aksanim olmasina ragmen her dedigimi gayet guzel anlayip benimle uzun uzun sohbet edebiliyor ve tabii kanitlandigi uzere cikolata da yapabiliyor. Ne diyeyim, darisi hepimizin basina...



Yaptiklarim cok begenilince daha cok batirma islemi verildi ve uc cikolaticidan biri olabildim. Hatta bu isin kralicesi olarak anilan kisi kendine rakip olarak beni gorup, bunun uzerine epeyce saka yapilmasina sebep oldu.

Benim de azmim ve zarif calismam sayesinde gruba sartli olarak dahil olabilecegim soylendi. Sart ise toplantilara mutlaka katilmam gerektigi. Tabii katilirim seve seve ama bir sorun var, o evi bulabilmem imkansiz su sartlarda. Bizi tanistiran kisinin evine gittim sabahtan, o beni aldi goturdu o eve. Benim onun evine gitmem baslibasina bir macera idi zaten. Kirk dakika suren yaklasik elli tane yol degistirerek gidilen bir yerde oturuyorlar(ya da biz boyle bir yerde oturuyoruz). Kaldi ki onun evinden sonra rallileri aratmayacak sekilde yollardan gecip yine kirk dakika kadar yol aldiktan sonra cikolata yapilan eve ulasmistik. Ben nasil gelirim tek basima buralara? Neyse bakalim gelecek sene yine belki beraber olmak uzere geliriz cikolata yapimina dedik ve simdilik bu defteri kapattik.

Pek cok cikolata fotografi cektim, o yuzden iki post halinde yayinladim bazilarini ama benim gibi sizin de cikolata ruyalari gormemeniz icin bu kadar yeter diyorum.

Aksam eve geldigimde basim cok agriyordu, sanirim hic durmadan calismaktan su icmeye firsat bulamadigimdan susuz kalmis bunyem. Ama o kadar mutlu ve burnumda cikolata kokulari ile yataga girdim ki, boyle guzel bir deneyim yasadigim icin kendimi cok sansli hissettim dogrusu. Umarim devamini getirebilirim...

Chocolate Dipping-I

Bir davette tanistigimiz ve birkac kez daha karsilasip sohbet etme firsatini buldugumuz Susan bana bir gun cikolata yapmakta onlara katilip katilmayacagimi sormustu. Cok sevinecegimi soylemistim ama aradan epey zaman gecince 'herhalde unuttu' diye dusunmeye baslamistim ki gecen gun aradilar. Sanirim yine yaklasan Christmas hazirliklari ile beraber yapiliyormus ve sonradan ogrendigime gore de mevsimin de cok uygun olmasi gerekiyormus cikolata yapmaya. Ne cok soguk, ne de cok sicak olacakmis. Nem olmayacakmis.

Tabii ben isin bu kadar ciddi oldugunu nerden bileyim, ben bizim evde yaptigimiz gibi birkac kutu cikolata eritilecek, onlari birseylere batiracagiz sanmistim.

Meger bu insanlar bir grupmus. Yaklasik onbes yildir bir araya gelip cikolata yaparlarmis. Ilmini almislar, okumuslar, kurslara gitmisler, hepsi akademisyen bir grup tatli mi tali insan ve akil almayacak kadar genislikte cikolata yapim malzemelerine sahipler.

Ev cok buyuk sayilmasa da sanirim bu yillarin gelenegi icin yerler acilmis, yaklasik yuze yakin tepsi hazirlanmis, 4 ayri kapta cikolata eritiliyor, tepsileri dizmek icin asagida resmini gordugunuz duzenek kurulmus, cikolata kaplari icin havlulardan yuvalar yapilmis ki siz calisirken sogumasinlar diye. Eller yikaniyor, saclar kapaniyor, onlukler takiliyor, herkesin onunde birer tane timer var, cikolata ile ilk deneme yapilip eger istenilen kivama ulasirsa calismaya baslaniyor. Ev sahibi olan kisi onceden dekanlik yapmis oldukca otoriter biri ve bu ise senelerini vermis. O kadar ciddi ki, bu isi profesyonellik adina yaptigini sandim ama sadece zevk icinmis ama bir kez yapmaya baslayinca da dogrusunu yapmak gerekir diye dusundugu icin asla ama asla hataya izin vermiyor. Toplam alti kisiydik ama evsahibi Susan hepimizin uzerinde birer sahin gibi geziniyordu, kiminin katilasan cikolatasini yeniden kivama ulastiriyor, kimine ic malzemesi yapiyor, kimin hangi tepsiyi kullanmasi gerektigini soyluyor, hangi cikolatanin ustune hangi malzemenin dokulmesi gerektigini soyluyor, aletleri veriyor, herkesi organize ediyordu. Onun bu tavri olmasa bu kadar mukemmel sonuclar alinacagini sanmiyorum dogrusu.
Tam 100 lbs (yaklasik 45 kg) cikolata kullanmislar ve inanilmaz miktarlarda cikolata yapilmis bugune kadar(birkac defa toplanmislar). Tabii ic malzemelerinin en kadar oldugunu bilmiyorum. Cikolata eritiliyor ve cam kaplarda batirilmak icin kullanima aciliyorlar. Ic icin de o kadar cok cesit yapilmis ki hangi birini anlatsam bilemedim. Hindistan cevizi iceren bir cesit, ayni malzemenin icine pekmez konularak yapilan bir baskasi, portakallilar, badem ezmeleri, fondantlar, findiklar, cashew, bordeux, marshmallow, kayisi, zencefil, tabii yilbasi icin ozel uretilen cubuk seklindeki sekerler... Hepsi batirilmak icin kullanilmis ve resimlerde gordugunuz bu muhtesem cikolatalar cikmis ortaya.

Pennsylvenia'nin en iyi cikolata ureticisinden aliniyormus bu cikolata ve bu yapilan islemlerle kendilerinin en iyi cikolatayi urettiklerini soyluyorlar ki bendeniz bir cikolata uzmani olarak az bile soylediklerini dusunuyorum. Bence Amerikanin en iyi cikolatalari bunlar. Cunku o kadar ince calisiliyor ki anlatamam. Butun malzemeler evde uretiliyor ve hersey organik.

Cikolatalarin uygun sicakligini olcebilmek icin infrarujlu termometre bile almis Susan, ki bunun simdiye kadar aldigi en iyi sonuc oldugunu soyledi. Bitter cikolata icin 86-88 F derece istenilen sicaklikmis. Bunu olcuyor bize ulastirmadan once cikolatayi ve tabii bunu elde edebilmek icin elinde canagi sikica tutmaktan tutun da biraz soguk cikolata eklemek veya isitmak gibi cesitli yontemler deniyor.
Ayrica cikolatanin alti tane kristal hali oldugunu ve bizim bunlardan sadece birini bulmamiz ve onu kullanmamiz gerektigini anlatti bana. Digerlerinden birine ulasirsan cikolatanin nasil da bozulacaginin orneklerini gosterdi birkac tane de. Anladim ne demek istedigini, o yuzden mutlaka uygun sicaklik ve kivam sartmis.

Ayrica cikolatalari batirdiktan sonra da uzerinde kabarciklar kalmamasi gerekiyor, sonra tepsiye dizilen cikolatalarin alt kisimlarinda fazlaca cikolata birikmemesi gerekiyormus. Buna 'ayak' deniyormus ve acemiligi gosteriyormus. Bazi cikolatalar bekledikce icindeki malzeme disari dogru akiyor, buna da hemen yama yapmak gerekiyor. Ama milimetrik ucu olan tiga benzeyen bir aletle tabii. Yoksa iz birakiliyor veya damliyor.
Cikotalar catala benzeyen iki, uc veya dort parmakli minik aletlerle batirilip aliniyor. Tabii benim hemen bu isi yapmama izin verilmedi. Once iyice izlemem soylendi, izledim izledim. Sonra yapilan cikolatalarin uzerine hindistancevizi veya badem dokebilme seviyesine terfi ettim. Sonra tepsileri getirdim, goturdum, uzerlerine parsomen kagidi serme gibi isler yaptim. Birkac saatlik cirakliktan sonra ilk cikolata batirma islemime gecebildim.
Bunlar da benim yaptiklarim.

27 Kasım 2007 Salı

Suzgece Bastirilmis Kalburabastilar

Kalburabasti yapacagimi soyledigimde kocam biraz korktu, yeni bir sey deneyecegim, ya basarisiz olursam diye ama bana da pek bir sey belli edemedi. Malum deliler gibi yemek yapan bir kadinin yaptigi yemeklere itiraz edenin sonunun ne olacagi belli, onca misafire pizza ismarlamak da var. Onun icin caresiz 'e nasilsa tiramisu da var' demekle yetindi ama sonuc karsisinda agzi iki karis acik kaldi. Ertesi sabah kahvaltisinda geceden kalan tum kalburabastilari mideye indirmekle mesguldu.

Benimkilerin sekilleri pek kalbura basilmis gibi durmadi, cunku fazla bastirinca kalburun deliklerinden disari cikti hamur. O yuzden fazla bastiramadim ama anlayanlar anladi uzerinde minik karecikler oldugunu. Tadi tamamen yuz uzerinden yuzluktu.
Aslinda pek cok kisinin bildigi ve yapageldigi bir tarif olsa gerek ama el altinda bulunsun iste tarif.
Gerekenler:
Hamur Icin:
250 gr (2 sticks) margarin, oda sicakliginda yumusatilmis
3 su bardağı(kap) un
1 veya 2 kaşık yoğurt (ben 2 kullandim)
2 yemek kaşığı sıvıyağ
1 yumurta
1 tatli kasigi kabartma tozu
Ic malzemesi:
1 su bardağı(kap) ceviz içi, dövülmüş
Serbet Icin:
2,5 su bardağı(kap) toz şeker
2,5 su bardağı (kap)su
1/4 limon suyu
Serbetin hazırlanması:
2,5 su bardağı suyu ve 2,5 su bardağı sekeri tencereye alın, altini cok az acarak karistirarak sekerin erimesini saglayin. Tamamen eridikten sonra altini acarak bu kes hic karistirmadan kaynatin. Kaynamaya başladıktan sonra normal sicaklikta 10 dakika kadar tutun ve sonra 1/4 limon suyunu ekleyin, yine kesinlikle karistirmayin. Bir taşım daha kaynadiktan sonra ocaktan alin ve soğumaya bırakın. Bu usulle kesinlikle sekerlenmeyen bir serbetiniz olacak. Baklava deneyimlerinden biliyorum.
Hamurun hazırlanması:
Margarin ile unu birbirine karistirin. Bu karışıma sırayla yoğurdu, sıvıyagi,yumurtayi ve kabartma tozu ekleyerek normal yumusaklikta bir hamur yapın. Bu hamurun uzerini nemli bir bezle örterek 10 dakika dinlendirin.
Dinlenen hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alın, bu parçaları bir kevgirin üzerinde elinizle bastırarak avcunuzun ortası kadar açın. Hamurun içine 1 tatlı kasıgı ceviz koyun ve her iki ucunu birbirinin üzerine getirin.
Kalburabastıları katlanan kısmı altta kalacak şekilde fırın tepsisine aralıklı olarak dizin. 180C'(375F) de 10-15 dakika pişirin. Sonra ısıyı 200C(400 F)'ye getirip üzerinin kızarmasını bekleyin. Uzerleri kızarınca fırından çıkarın. Sıcak tatlıların uzerine sogumus serbeti dokun.
Bu olculerden yaklasik olarak 30-40 adet tatli cikiyor.

25 Kasım 2007 Pazar

Bir Baska Davet

Gecen gun on kisilik bir misafir grubunu agirlayacagimizi soylemistim. Listeyi toparlayip da buraya yazmam zaman aldi. Bu listelerin soyle bir faydasi var bana, daha onceki cagirdigim kisileri bir kez daha agirlayacagim zaman ayni yemekleri yapmamak icin buradaki listelerden yararlaniyorum. Boylece her seferinde herkese de degisik yemekler yapmis oluyorum, hic karistirmadan.
Hindi yapayim dedim ama sevgilim adamlarin iki gun sonra evlerinde sisene kadar hindi yiyeceklerini ve hatta bunu takip eden bes gunde de hindiye feci halde doyacaklarini, o yuzden degisik bir seyler yapmamizin daha uygun olduunu soyledi. Ben de boynum kildan ince, dinledim tabii onu.

Liste cok kabarik degil bu sefer, onceki gun de evde tadilat oldugu ve calisanlara uc ogun yemek yaptigim icin daha kolay seyler sectim bu sefer ama gelenler cok memnun kaldilar. Sanirim Amerikalilari yemek konusunda mutlu etmek cok kolay, cunku evde yemek pisme isine pek alisik olmadiklari icin ne yapsan onlara ziyafet gibi geliyor.

Nacizane listemiz soyle idi:

- Patatesli rulo borek (her zamanki yufka boregini rulo seklinde sardim bu kez)

- Mantarli ispanak (tarifi asagida)


- Firinda brokoli (Sibel'in sitesinden yaptim, tarife buradan bakabilirsiniz, kesinlikle tavsiye ederim yapmanizi, gelenler bayildi cunku).
- Yesil salata (siradan, normal bir yesillik)

- Rus Salatasi (hepimizin bildigi tarif. mayonez, patates puresi, bezelye ve havuc ve de kornison tursudan olusan bir salata oldu)
- Zeytinyagli Barbunya - Etli lanana sarmasi (burada Halupki adiyla biliniyor bu yemek, Polonya yemegi imis, o yuzden yapip bizim de ayni yemegimizin oldugunu gostermek istedim)

- Safranli Pilav (normal pilavi et suyu ve bir kasik safranla pisirdim, bayildilar)

- Hasanpasa Koftesi (daha once tarifi vermistim, buradan bakabilirsiniz)

- Beef Brisket (iste bunun fotografini cekmeyi sofraya getirmeden once unutmusum ama bir anda bittigi icin bir dahaki sefere mutlaka tarifi de verip resim de koyacagim, cok ovundugum bir yemek oldu cunku).

- Kalburabasti

- Tiramisu (tarifi herkes bildigi icin yazmaya gerek yok bence)

- Kabak tatlisi (bizim lezzetlerimizden bir kesit sunmak istedim sadece)

- Cikolatali pasta (bunu gelenlerden biri getirdi)



Mantarli Ispanak

2 tatli kasigi sizma zeytinyagi
1/4 kap minik yuvarlak kuru sogan, rendelenmis
3 adet sarmisak, dovulmus
4 kap karisik mantar(bende sadece beyaz mantar vardi onu kullandim ama su cesitler daha iyi olacak sanirim; shiitake, porcini, chanterelle, oyster, portobello veya cremini)
3 yemek kasigi dry sherry wine
1 1/2 yemek kasigi sodyumu azaltilmis soy sosu
2 lbs veya bir kilo taze ispanak, yikanmis , dogranmis

Yagi bir tavada isitin ve icine soganlari ve sarmisagi atip bir dakika kadar sote edin. Mantarlari ekleyip uc-bes dakika kadar mantarlar hala diri kalana kadar pisirin. Sherry ve soy sosunu ekleyin ve sicakligi dusurup, az ateste yavasca pisirin. Ispanaklari ekleyip bir-iki dakika kadar karistirarak ispanaklarin sote olmasini saglayin. Fazla pisirmeyin. Sicak servis yapin.

23 Kasım 2007 Cuma

Romano Tavuk Supreme

Bir gun onceki hindi kadar gozalici degil belki ama hala bizim ulkemizde hindi mevsimi gelmedi diyerek, yerine degisik bir tavuk tarifi vermek istedim.
Taste of Home dergisinin son sayisinda gorerek yapmistim bu tarifi. Unutmadan ekleyeyim dedim. Bu tarifte kullanilan Romano peyniri, tuzlu ve keskin tatli olmasi ile taniniyor. Italyan versiyonunda koyun sutu kullaniliyor ama Amerikada koyun tadi pek sevilmedigi icin genellikle herseyde oldugu gibi bunda da inek sutu tercih ediliyor(benim sahsi tercihim de bu dogrusu).
Bu peynir yapildiktan sonra en az bes ay bekletildikten sonra yeniliyor ve kesinlikle rendelenmesi gerekiyor(sanirim keskin tadi nedeniyle isirilarak yenmeyecegi saniliyor).

Gerekenler:
6 Adet derisi alinmis tavuk gogus eti
1/4 cay tatli kasigi tuz
1/2 kg (1 pound) taze mantar, ince dogranmis
1 yemek kasigi limon suyu
2 adet sarmisak, dovulmus
1 tatlikasigi kurutulmus feslegen
3 yemek kasigi tereyag
1/2 kap tavuk suyu
2 yemek kasigi portakal suyu
1 kap yumusak ekmek kiriklari
1/3 kap rendelenmis Romano peyniri

Buyuk bir tavanin yuzeyini yaglayip, tavuklarin iki yuzunu de soyle bir cevirerek kahverengilestirin. Yuzeyi yaglanmis 13x9 inch buyuklugunde bir firin kabina alin ve uzerlerini tuzlayin.
Tavuklari pisirdiginiz tavada tereyagini eritin; mantarlari, limon suyunu, sarmisagi ve feslegeni ekleyip, kavurun. Portakal suyunu ve tavuk suyunu ilave edip kaynama noktasina getirin. Kaynayinca altini iyice kisip, kapagini kapatmadan 2-3 dakika kadar pisirin. Bu karisimi tavuklarin uzerine dokun, ekmek kiriklarini ve peyniri serpistirin.
Uzerini ortmeden firinda 400F (sanirim 225 C) da 20-25 dakika tavuk hafifce kahverengilesene veya tavugun suyu berraklasana kadar pisirin.


Not: 1-Ben tavugun suyunu elde edebilmek icin onceden tavugu azicik hasladim. Firin islemini de atladim boylelikle ama elinizde hazir tavuk suyu varsa firin islemini atlamamanizi oneririm.

2-Sanirim Romano peyniri yerine eski kasar da kullanilabilir, ya da yoresel keskin kasar varsa elinizde daha da harika olur.

21 Kasım 2007 Çarşamba

Happy Thanksgiving


Butun sakalara alistik artik. "Siz Thanksgiving'te ne yiyorsunuz", "aa galiba biz sizi yiyecegiz bu Thanksgiving'te" vs vs.
Anlatmaktan biktik, 'biz yemeyiz kardesim hindi mindi, yilbasinda annem kestaneli hindi yapar o kadar' diyoruz ama nafile. Her gittigimiz yerde ayni sorular tekrar tekrar soruluyor. Hafifce gulumsuyoruz, agirbasliligi elden birakmiyoruz 'ya sabir' diyoruz.
Duyduk ki Turkiye'den cuma gunu icin alisveris turlari duzenlenmis. Bu ne yaman celiskidir bilmiyorum ama tatilinden yararlanip bir hafta ailemle birlikte yayilip yatip, yiyip icip, keyif yapacagimiz icin biz de mutesekkiriz.
En azindan buradaki dostlara Happy Thanksgiving!

20 Kasım 2007 Salı

Takvime Gore Kis Gelmedi Ama...



Pazar sabahi ustteki fotograftaki gibi baslayan mevsimin ilki kar, pazartesi sabahi bizi alttaki fotografla uyandirdi. O kadar guzeldi ki, o anda aslinda bu resimleri koyup paylasmak istedim ama dunya kadar is arasinda yapamadim.
Bu yil kar cok erken geldi, kis da agir gececekmis ciftcilerin tahminlerine gore. Bizdeki gibi 'ayva erken cikarsa kis zorlu gecer' turunden bir saptamalari var galiba, henuz soramadim 'nerden anladiniz' diye.

Ben ki kis mevsiminden nefret ederdim, kat kat giyinmeler, Ankara'da camur icinde isime gitmeye calismalar, zaten felc olan trafigin daha da kilitlenmesi sonucu debelenmeler, oglumun sik sik hasta olmasi, iyi isinmayan is yerlerinde dona dona calismak zorunda kalmak, okullarin kar yuzunden tatil edilip benim is yerimin tatil edilmemesi sonucu cocugu ayazda sirtlanip anneme goturmeye calismak, aksam eve donerken size gelip birinin carpmasi riskinin daima var oldugunu bilerek korka korka eve varana kadar can cekismek, hep usumek, en cok da usumek gibi bir suru neden yuzundendi tabii ki bu nefretim.


Kis mevsiminin bir kabahati olmadigini simdi anliyorum. Biz insanlarmisiz onu yasanmasi imkansiz hale getiren ve bir de yokluklar tabii ki.

Texas'da alti yil kar ve soguga hasret yasadiktan sonra simdi hic mi hic sikayet etmiyorum. Usumeye bile itirazim yok, yeter ki cocuklar hastalanmasin. Hele bir de bu enfes manzaralara uyanmak yok mu? Elime gecirdigim her sicak icecekle pencerenin onune yapisasim geliyor. Icimden hikayaler anlatmak, yazmak, okumak, duygulanmak, bazen de azicik huzunlenmek geliyor.

Simdi bunlarin hicbirine vaktim yok, aksama gelecek on kisilik arkadas grubu icin yemek yapmam lazim ama iki dakikalik dinlenme suremde icimdeki o karmakarisik duygulari da yazmak istedim.

Yokluk, aclik, usume olmadan saglikli bir kis diliyorum herkese..

18 Kasım 2007 Pazar

Hurmali Ekmek(kek)




Gecen haftanin pisirme krizi esnasinda son yaptigim da Sibel Hanim'in sitesinde gordugum Hurmali Ekmek(kek) idi (Aslinda bir de firin sigara boregi var ama onun tarifini daha once verdim diye yazmiyorum bile).


Kekin linkini burada veriyorum ama ben bundan onceki kek kadar memnun kalmadigimi uzulerek soylemeliyim. Birincisi tarifte kek kalibi olcusu verilmedigi icin ben en kucuk kek kalibimi kullandim ama yine de kek sanirim daha da kucuk bir kalip gerektirdiginden, kabarmadi. Tamam kabarmasi da cok gerekmiyor ama ici cok sikisikti. Hani havali, pof pof bir kek degildi. Belki boyle olmasi gerekiyor, onu bilemem ama bizim o andaki halimize cok uymadi. Bir de ustune serptigim susamlar agzimiza hos gelmedi. Yani kek cok tatli olmustu, susamlar kuruluk verdi.


Belki daha baska bir zamanda yine yapmak lazim, cunku kekin orjinaline haksizlik etmek istemiyorum. Ben yine de tarifi buraya yaziyorum, olculeri Amerikan olcusune ceviremedim simdi. Yaparken de o anda cevirmistim, yazmamisim bir yere.




Malzemeler:

- 250 g hurma
- 100 g esmer şeker
- 75 g tereyağı
- 150 ml su
- 2 yumurta
- 150 g tam buğday unu
- 100 g beyaz un
- 1/2 paket kabartma tozu
- 50 g ceviz (iri parçalar halinde)
- 1 çay kaşığı yenibahar (hic konmayabilir bence, tadini begenmedim bu kekin icinde)
- 1 çay kaşığı zencefil
- 1 çay kaşığı tarçın
- 1 yemek kaşığı kavrulmuş susam


Yapılışı:

1. Hurmaların çekirdeklerini çıkartıp 2'ye veya 3'e bölün.
2. Hurmaları, esmer şekeri, tereyağını ve suyu bir kaba alın. Kısık ateşte kaynama noktasına gelene kadar arada karıştırarak tutun (kaynatmayın / pişirmeyin). Ateşten alıp ılınmaya bırakın. Bu arada fırınınızı da 180(375F) dereceye ısıtın.

3. Derin bir kâsede yumurtaları mikserle çırpın. Ilınan hurmalı karışımı ekleyip karıştırın.

4. Başka bir yerde unları, kabartma tozu, baharatlar ve ceviz parçalarını karıştırın. Tümünü diğer karışıma yedirin. Hepsi iyice karışınca yağlanmış, unlanmış baton kek kalıbına dökün(benimki 9x14 inch yani 13x 25 cm lik bir kek kalibi olmasina ragmen ben buyuk geldigini dusunuyorum).

5. Hamurun üzerini düzeltin ve susamı serpin. Isınmış fırında 45 dk kadar pişirin.

16 Kasım 2007 Cuma

Butun Zamanlarin En iyi Keki


Su ana kadar yaptigim ve yedigim keklere haksizlik etmek istemiyorum ama o kadar guzel bir tarifle karsilastim ki, mutlaka paylasmam lazim. Munevver Hanim'in sitesinde rastladim kendisine, adi cekti once beni "murdum erikli kek". Bayilirim murdum erigine, ama bende -mevsim geregi tabii ki- yoktu. Kendisine 'baska hangi meyve ile yapabilirim' diye sordum, sagolsun beni hemen yanitladi ve elma veya visneyle de yapabilecegimi soyledi. Hemen elma ile denemeye karar verdim. Elmalar kuru ve sert olup, murdum erikleri kadar keke nemlilik veremeyecegini dusundum ama tamamen endiselenmekte haksizmisim. Inanilmaz havali, yapis yapis olmayan, harika kabaran, harika lezzetli bir kek oldu. Eger tarifin orjinalini denemek isterseniz, buradan alabilirsiniz. Ben benim yaptigim haliyle (elma disinda hicbir sey degistirmedim) anlatiyorum.

Malzemeler:
-3 büyük, veya 4 orta boy yumurta. ( Ben de 4 tane kullandım.)
-1 Su bardağı şeker (tam bir kap)
-2 su bardağı un(tam 2 kap),
- kabartma tozu,
- bir tutam tuz
-1 çay bardağı süt
-1 çay bardağı sıvı yağ
-1 avuç iri çekilmiş fındık(ben ceviz kullandim elma ile)
-17 tane mürdüm eriği (2 orta boy elma yeterli oluyor)
- Vanilya,
- Limon kabuğu rendesi
-1 kaşık limon suyu
-1 çay kaşığı mahlep, ( bazen zencefil-ben zencefil kullandim elma ile)

Üzeri için:

-1 tatlı kaşığı ( tepeleme) tarçın
-1 tatlı kaşığı ( tepeleme) esmer şeker

Yapılışı :

-Önce fırın 200(375F) derecede ısıtılır.
-Un, kabartma tozu ile birkaç kez eleyin, bir tutam tuz ve zencefil ekleyip bir kez de bunlarla beraber eleyin.
-Elmalari soyup, ince dilimler halinde dilimleyin.
-Oda ısısındaki yumurta ve şeker, vanilya ile birlikte mikser yardimi ile oldukca cok cirpin.(Çırpılmış yoğurt gibi olmalı, çırpıcı kaldırılınca düşen damlalar hemen bozulmamalı.)
-Unlu karisimi yavaş yavaş, hep alttan alarak, sönmesine izin vermeden karıştırın.
-Oda ısısındaki süt ve yağ da unlu karisimla dönüşümlü olarak miksere ekleyin (Ben buyuk bir karistirma kabi olan mikserimin ucunu degistirip, unu yavas yavas ekledim bu kaba. Aslinda belki de bu karistirma isleminin mukemmelliginden kekin hamuru cok puruzsuz ve istenilen kivamda oldu).
- Limon suyu ve kabuğu da ilave edin.
-Zemini yağlı kağıtla kaplanmis 26 cm. lik kelepçeli kalıp, yaglanir ve kek hamuru icine bosaltilir.
- Bu kek hamurunun uzerine cevizler serpiştirilir. Cok hizli birakmayin ki batmasinlar. onlarin ustune de elmalar yan yana dizin.
- Elmalarin uzerine de kucuk bir kapta karıştırdığınız tarçın ve esmer şekeri kekin her tarafına dagilacak sekilde serpiştirin.
-Isınan fırınin derecesi 175(350F) dereceye düşürülür. 35-4o dk. kürdan testi yaparak pişirilir.
Not: Elmalar kek hamurunun icine batacak diye endiselenmeyin. Ben bu konuda biraz endiselendim ama batmalari veya batmamalari birsey degistirmiyormus. Cunku oyle hafif batik halde, o kadar degisik ve lezzetliydiler ki, sanirim kekin olmasi gereken hali buydu..

14 Kasım 2007 Çarşamba

Rulo Boregin Kiymalisi


Pazar kahvalti menusunde bir de bu kiymali borekler vardi. Aslinda ben bu ekmekleri(borekleri) icine zeytin ezmesi koyarak yapiyordum ama bu kez gelecek olanlar orta kusak Amerikalilar oldugu icin ve de Amerikalilar nedense zeytin ve turevlerine cok sicak bakmadiklari icin boregi kiymali yaptim. Cok iyi bir secim yaptigimi da kahvaltida anladim. Hayatlarinda hic zeytin yememisler megerse, bizim sofrada taniyip 'aaa siz bunlari kahvaltida mi yiyorsunuz' dediler.


Kiymali borek icin kiymayi sogan, yesil biber ve bir miktar salca ve domates ile kavurdum.
Sonra hamuru yaptim. Bunun icin gerekenler:

1 su bardagi yogurt
1 su bardagi siviyag
2 yumurta
1 paket kabartma tozu
1 tatli kasigi toz maya
1 tatli kasigi toz seker
Aldigi kadar un
Uzeri icin bir yumurta sarisi

Mayayi bir bardak ilik su ve tozsekerle kabarttiktan sonra diger malzemeleri de ekleyerek orta yumusaklikta bir hamur elde edin.

Bu hamuru hic kabarmasini beklemeden merdane yardimi ile dikdortgen seklinde acip icine tum yuzeyi kaplayacak sekilde ic malzemesinden koyup rulo seklinde sarin.

Yaglanmis tepsiye koyup, uzerine yumurta sarisi surup onceden 375F de isitilmis firinda uzeri altin sarisi alana kadar pisirin.


Notlar:

1- Bu tarifle birden fazla rulo cikiyor.

2- Maya konmasi tavsiye ediliyor, bu sizi sasirtmasin.

3- Firinlarda satilan ekmek hamurundan alip da yapabilirmissiniz bu boregi. Ben hic denemedim, dogal olarak tabii. Amerikada gidip firindan hamur istesem tutuklanabilirim bile dusunmusumdur.
4- Eger zeytin ezmeli tarifi denemek isterseniz, bir mutfak robotunda cekirdeksiz zeytinleri, 3 dis sarmisagi, zeytinyagini, salca ve kekikleri cekin ve ic malzemesi olarak kullanin. Biz en cok bu haline bayiliyoruz.

12 Kasım 2007 Pazartesi

Cevizli-Uzumlu Rulo Kurabiye


Cumartesi gunu yaptiklarimdan biri masada fotografta ucundan gorunen Cevizli-Uzumlu Rulo Kurabiyeler idi. Tarifi sevgili Serpil'in sitesinden almistim, galiba o da bir yerden begenerek yapmis ama ilk gordugumde vuruldugum bu kurabiyeyi ilk olarak Alev'e giderken yapmistim (Ilk fotograf da Alev'in evindeyken cekilenler zaten). Onlar da begendiklerini soylemisti, ben de yeniden cumartesi gunku kendini kaybetmislik arasinda bunu da yapivermisim.


Birkac ekleyecegim husus var tabii ama bunlari parantez icinde veya tarife ekleyerek yaptim. Kapali bir kapta uzun sure dayanan ve cok begenilen, kisa surede de pisip onunuze gelebilecek bu kurabiye icin Serpil'e tesekkur ederim.



Malzemeler:
100 gr margarin(ben zeytinyagli bir katiyag var, onu kullaniyorum boyle zamanlarda)
Yarım su bardağı sıvıyağ
Yarım su bardağı yoğurt
1 pk kabartma tozu(bir tatli kasigi kullandim)
4 kaşık şeker
1 yumurta
3-3,5 bardak kadar un (hamurun kıvamına göre ilave edilebilir )

Kurabiyelerin ustu icin
Bir yumurta beyazi
Bir avuc kadar cekilmis ceviz ici

İç malzemesi:
1 su bardağı kıyılmış ceviz yada fındık
Yarım su bardağı kuru üzüm(tarif boyle diyor ama benim icin daha fazla gerekti)
1 kaşık margarin

Kuru üzümler çok az suda haşlanır .
İyice haşlanan üzümlere 1 kaşık margarin,1 çorba kaşığı şeker eklenir.Biraz karıştırılıp üzerine cevizler eklenir 1-2 dakika sonra ocak kapatılır.

Kurabiyenin hazırlanışı
Margarin ,sıvıyağ,yoğurt,şeker ve yumurta buyukce bir kaba konulur ve hafifçe malzemeler birbirine karışana kadar elle karıştırilir.

Un ve kabartma tozu ilave edilip normal yumuşaklıkta bir hamur yapılir (hamura unu yedirdikten sonra çok fazla yoğurmamak gerekiyor).

Hamur bir merdane yardimi ile 15 cm eninde ve bir cm kalinliginda açılir ve ortasina soguyan iç malzemesi konulup rolo yapılir(ruloyu birkac kez dolamaktan cekinmeyin. Ince olduklari icin ustuste kapanmalari sorun olmuyor). Rulo yapilan hamur 3cm eninde kesilir.

Kesilen parcalar once yumurta beyazina, sonra da cevize batırılip yaglanmis tepsiye dizilir. Onceden 350 F(170C)de ısıtılmış fırında 30 dakika kadar pisirilir.

11 Kasım 2007 Pazar

Felaket bir cumartesinin yaptiklari


Cumartesi gunu bir seylere sinirlendim. Butun gunum-uz bu yuzden ve ters giden birkac sey yuzunden alt-ust oldu. Butun planlar iptal edildi, senlikli baslayan bir gun kisa surede yasanan bir suru sacmalik yuzunden kisa surup sinirden kopurmeyle geciyordu ki; ben, benim icin bir anlamda rahatlamak olan pisirme isine giristim.

Pisirdim, pisirdim, sinirimi alamadim durmadan pisirdim. Pisirdiklerimi masaya koyup daha cok pisirmeye koyuldum.
Tabii ertesi gun kahvaltiya gelecek olan misafirlerimiz icin birkac sey pisirecektim ama bu kadar cok sey hesaplamamistim. Neyse cok iyi oldu, misafirler cok memnun kaldi. Cok cesit cikarma sansina sahip olduk bu cok sevdigimiz arkadaslarimiza benim bir gun onceki sinirim sayesinde.
Uzun uzun masada oturup sohbet imkani bulduk; kahveler, caylar icildi; bebekler kucaklarda uyudu. Aksam yemegi veya ogleden sonra oturmasi yerine bu kahvalti isini cok sevdim.
Beni bu kadar sinirlendirmeye gerek kalmadan pazar kahvaltilari icin yeni ve guzel sofralar hazirlamak istiyorum yeniden. Hep keyifli ve saglikli olabilmek istiyorum, tipki herkes gibi...
Not 1: Fotografta sadece birkac cesit gozukuyor ama cektiklerim icinde en iyi goruneni buydu, o yuzden bunu koydum. Cok sevmiyorum sofra resmi koymayi ama bir kerelik kuralimi bozmus oluyorum..
Not 2: Misafirimiz ben ne zaman sinirlenirsem onu cagirmami, kendisinin zevkle sonuclarina katlanacagini(!) soyledi...

8 Kasım 2007 Perşembe

Hasanpasa Koftesi


Cok duydugum Hasanpasa Koftesini yapma zamani gelmisti. Kolay gozukuyordu, gercekten de kolaydi. Ben yine kendi zevkimize gore birkac degisiklik yaptim.

Ortalikta cok fazla tarif oldugu icin yazmiyorum ama normal kofte hamurunu nasil yapiyorsaniz oyle yapiyorsunuz. Ben kimyon severim koftede(her ne kadar Bir Tutam Baharat filminde tarcin diye israr edilse de, ben kimyondan vazgecemem), azicik ince dogranmis maydonoz, bir yumurta, ekmek ufagi, bir kuru sogan, tuz-karabiber ile eti yogururum. Yine aynen oyle yaptim. Koftelerin ortalarina bas parmagimla azicik bastirip bir cukur olusturdum. Sonra kofteleri yaglanmis tepsiye dizip azicik pisirdim.

Baska bir tarafta haslanmis patateslerden patates puresi yaptim. Yag koymadan azicik sutle patatesleri iyice karistirip pure haline getirdim. Kesinlikle patates ezicisi kullanmanizi tavsiye ederim, catalla ezilenlerde topaklar kaliyor.

Az pisen koftelerin ortasina purelerden birer kasik koydum(isterseniz pasta sikicisi ile dekoratif sekilde de sikabilirsiniz pureyi). En uste de domates suyu gezdirdim ve on dakika daha uzerleri nar gibi bir renk alana kadar firinda pisirdim.


Bildigimiz ve birbirine sonsuz derecede yakistirdigimiz bu ikilinin degisik bir seklini benim gibi henuz yememis olanlardansaniz kesinlikle tavsiye ederim.


Not: Orjinal tariflerde purede yumurta var, yag miktarlari cok fazla oldugu icin ben boylesini tercih ettim ama siz yine orjinal tarifleri takip edebilirsiniz tabii ki..

7 Kasım 2007 Çarşamba

Polimer Kille Calismalarim

"Calismalari" dememin sebebi gercekten calistigim icin. Gecen yilin basinda kardesim bahsetmisti ama hic canim istememisti o zaman ugrasmak icin. Daha sonralari okuya okuya ve bazi internet sitelerinde yapilanlari gordukce benim de icimde istek kabardi. Her gordugunu yapmaya calisanalardan degilim, cunku yapabileceklerimi biliyorum ama yine de bir kez elimi atmak istegi duyuyorum bazi seylere karsi.
Hic tigla ugrasmak istegim olmadi mesela, olanlara saygi duyarim o baska. Mum ve sabun yapmak cok hosuma gidiyor ama herkes yapiyor ve de cok malzeme almak gerekiyor diye her heveslenisimde vargeciyorum. Ama resim yapmayi gerektiren her turlu hobi isi beni feci halde cekiyor. Galiba renklere karsi dayanilmaz bir istegim var.


Her neyse bu sitede bu elektrik outletlerinin ve daha nice polimer kil calismalarinin ne sahane hale gelebildigini goreceksiniz zaten. Ben sadece baslangic asamasinda, bos vakti oldukca eline ne gecerse yapmaya calisan biriyim.


Duvarin rengini tutturacagim diye cok ugrastim. Yatak odamizin duvari icin yaptim bu elektrik dugmesini ama ayni odada daha bos kalan dort adet daha outlet oldugunu gorunce biraz hayal kirikligina ugradim dogrusu. Yapmak mesele degil ama rengi tekrar nasil tutturacagim? Bir dahakine daha cok miktarda calismak gerek demek ki.




Ama bu isi cok sevdim ben ve de kocam da 'hanimin cani sikilmasin da ne yaparsa yapsin' ba'abindan olsa gerek, 'ay cok begendim ben bunlari neden her odaya yapmiyorsun' diye beni tesvik etmeye calisti. Simdi baslasam bu hizla bir yilda tamamlarim herhalde(siz bilmiyorsunuz Amerikalilarin her bes santimetrede bir elektrik dugmesi koydugunu tabii)...

Polimer kil harika bir sey. Hem ugrasmasi kolay, hem de pisirene kadar istediginiz kadar yapip bozma hakkiniz var tabii. Insani cok dinlendiriyor ve hayal gucunuzun sinirlarini zorlamanizi sagliyor (hatta birine sinirlendiginizde stress topu gorevini bile goruyor).

Ben de bunu 'deneyip de bir kerede biktiklarimdan' cikarip, 'her zaman yapilacaklar' arasina aliyorum boylelikle..
**Ilk fotograf pisirilip cilalanmadan onceki hali, ikincisi ise duvardaki yerini aldiktan sonraki son hali.

6 Kasım 2007 Salı

Firin Sigara Borekleri


Bunlar da firinda pisirilen sigara borekleri. Eger kizartmaktan hoslanmiyorsaniz, ya da hafif olsun diyorsaniz idealler. Hem yumusacik oluyorlar, hem de hafif.

Ben Turkiyedeyken oradaki yufkalar cok ince oldugu icin uc tanesini ustuste koyuyordum ama burada online istedigim yufkalar bir hayli kalinlar. Yani ustuste koymaya gerek kalmiyor.
Miktarlarini goz karari ayarladigim sut, 3 yumurta(birinin sarisi uste) ve siviyagi karistirip yufka katlarinin arasina suruyorum. Yufkalari 8 esit parcaya boluyorum(burada ucgen kesilmis yufka da var). Kalin koselerine istedigim bir icten koyup sigara boregi seklinde sarip ustlerine yumurta sarisi suruyorum. Isterseniz susam veya corekotu da serpebilirsiniz.

Ben kiymali ice, susami; peynirli ice de corekotunu cok yakistiriyorum ama herkesin zevki farkli tabii.

Bu fotograftakiler kiymali icle yapildilar. Sogan, yesil biber ve azicik salca ve sarmisakla talandirilmis kiyma koydum aralarina. Cunku misafirler biraz etobur cinsindendi, yoksa peynir de bir o kadar guzel oluyor.

5 Kasım 2007 Pazartesi

Portakalli Halloween Cupcake

Soz verdigim Halloween Cupcake'leri..



Bu tarifler cok guvendigim The Essential Baking Cookbook kitabindan.


120 gr (4 oz) tuzsuz tereyagi
2/3 kap (160 gr/5 1/2 oz)
1 1/2 kap(185 gr/ 6 oz) kek-un(Amerikadakiler icin self raising flour)
1/2 kap (125 ml/4 fl oz) portakal suyu
2 tatli kasigi vanilya ozutu
2 yumurta
3 yemek kasigi portakal kabugu rendesi
portakal kabugu cubuklari(istege bagli dekorasyon icin)


Ust Suslemesi icin(Icing)

60 gr (2 oz) tuzsuz terayagi, yumusatilmis
3/4 kap (90 gr/3oz) pudra sekeri
1 yemek kasigi portakal suyu
Ben icine bir kurdan ucu kadar turuncu renkli pasta boyasi ilave ettim.


Firini 180 C (350 F) ye isitin. 12 adet muffin kabini teneke muffin kaliplarinin icine oturtup yaglayin (muffin kaliplariniz yoksa uzulmeyin, pistikce cok da dagilmiyorlar).


Bir kapta terayagini, sekeri, unu, portakal suyunu, vanilyayi ve yumurtalari elektrikli mikser ile dusuk ayarda iki dakika cirptiktan sonra yuksek ayarda da 2 dakika daha cirpin. Portakal kabugu rendesini de icine katin ve muffin kaliplarina dagitin. Muffin kaliplarinin 2/3 unu doldurmasina dikkat edin.

20 dakika veya altin sarisi renk alana kadar pisirin.

Pistikten sonra tel izgara uzerine alip tamamen soguduktan sonra uzerinin icing calismasini yapin.


Uzeri icin(Icing), terayagini elektrik mikser ile rengi opak bir renk alana kadar cirpin. Pudra sekerinin yarisini ve portakal suyunu koyarak cirpmaya devam edin. Kalan pudra sekerini de ilave edip karistirma isini tamamlayin(arzu edersiniz benim gibi renk katabilirsiniz bu asamada).


Keklerin uzerine yayip, uzerlerini portakal cubuklariyla veya benim gibi konfetti ile veya tamamen bambaska bir sekilde susleyebilirsiniz.



4 Kasım 2007 Pazar

Daha Cok Balkabagi

Yeni balkabakli tarifler ekleyecegim dedim diye ve de elimdeki acilmis kavanozu bitirmek icin yine pumpkin muffinler yaptim bu hafta sonu. Bu kez tarifte denildigi gibi minik kaliplara doktum. Cok sistikleri icin yayildilar ama o halleri bile guzeldi dogrusu.

Galiba ikinci kez her zaman birinciden guzel oluyor. Ya da biz cok sevdigimiz icin cok cabuk tukendi yine. Gerci mac seyretmek icin gelen birkac azmanin sayesinde cumartesi gunumun ogleden oncesi mutfakta gecmisti ama sonuc, kisa surede birkac tane atistirmaligi yapan benim icin gayet tatmin edici oldu.

Ikinci olarak bu cupcake'leri yaptim.


Sonra bunlari Hallowwen icin aldigim confetti susleri ile susledim. Herkesin cok hosuna gitti, ben de kendi kendime iyi birsey yaptim diye sevindim..


Bunlarin tarifini zaman icinde verecegim ama simdilik soz verdigim icin hizli hizli fotograflari ekliyorum.

Bir de kiymali borekler yaptim ki bu baska bir post'un konusu olacak galiba.