22 Şubat 2009 Pazar

Gunlerin Icinden Oylesine Bir Gun


Aklimdan bir suru sey geciyor, bir dolu olay yasaniyor etrafimda. Bazen sanki cam bir fanusun icinden dunyaya bakiyormusum gibi geliyor. Ellerim calisiyor, bacaklarim yuruyor, ben gunluk yasama uygun hareketler yapiyorum ama sanki hic biri benim mahsulum degilmis gibi geliyor. Yapacak pek cok sey var, dogacak pek cok gun var ama benim gunum henuz dogmamis gibi geliyor.

Fotograf makinamdaki yemek fotograflarini yuklemeye calistigimda henuz yilbasindan fotograflar oldugunu gorup, sasiriyorum. Tariflerini unuttugum ya da nereden buldugumu hayatta hatirlayamayacagim nefis gorunen fotograflar buluyorum. Yine sasiriyorum...

Sanki icimde iki tane ben var. Birisi hareket ediyor, birisi de onu seyrediyor. Seyreden bazen uyaniyor ama digerinin yaptiklarina sasirmaktan oteye gidemiyor. Ikisini senkronize ettigim anda daha organize ve basarili olacagima inaniyorum ama bir motife ihtiyacim oldugu da kesin. Bakalim ne zaman ve kim ya da ne olacak bu motif? O zamana kadar biraz sallapati, biraz oylesine yasanacak hersey belli ki. Idare edin artik...

Tarifte bir sey yok,
Vok ta sirayla; ince dogranmis biftekleri, kabuklu bezelyeleri (turkcedeki adini bilmiyorum), portobella mantarlari (daha etliler, izgaraya ve bu tur yemeklere cok yakisiyorlar) az yag ve soya sosuyla pisiriyorum. En sonda hepsini yeniden vok'a atip o incecik kirmizi ama cok aci biberlerden birkac tane atip ceviriyorum. Servis yapacakken kavrulmamis fistiklarla servis yapmisim.. Henuz dumanlari tuterken cekmisim bu fotografi da.

Afiyetler olmus, size de olsun...

Not 1: Etleri pisirmeden birkac saat once misir nisastasi ve kirmizi sarap sirkesi (veya sadece kirmizi sarap) ile ovup, buzdolabinda birkac saat bekletiyorum. Yumusacik oluyorlar....

Not 2: Cin mutfagindan bir tarif yapmisim gibi dusunmeyin, kendimce uydurdugum seylerdir, hic bir iddiam yoktur...

Hiç yorum yok: