29 Ocak 2007 Pazartesi

Dream Girls



Bu hafta sonu Dream Girls filmini seyrettim sinemada. Ilk secimim degildi ama gittigim zamana en uygun bu film vardi ve ben de seyretmeye karar verdim. Cok da memnun oldum seyrettigime. Guzel bir filmdi.


Basrollerinde Jamie Foxx, Beyonce Knowles, Eddie Murphy oynuyor ama benim filmde asil en cok begendigim kisi Akademi Odullerinde Yardimci Kadin Oyuncu Odulune aday gosterilen Jennifer Hudson. Kendisi Eddie Murphy ile birlikte ayni dalda odule aday gosterildi ve inanilmaz sesi ve performansi ile odule kesinlikle layik oldugunu ispatliyor bence. American Idol'dan cikma bir kisi ve bu rol icin elemeler yapilirken ikinci secenekmis dusunulen, diger kisinin performansini bilmiyorum ama Jennifer Hudson her yonu ile iyi bir secim olmus ve filmi tek basina muzik solenine donusturuyor diyebilirim.


Beyonce cok guzel filmde, zaten rolu de guzelligi one cikarilan Deena Jones'un hayatini oynuyor ama cok iyi oynadigini soyleyemem. Tabii bu benim kisisel gorusum. Dimdik durusu, fazla kivrilip bukulemeyisi, sanki hep guzel olmak zorunda oldugunu hissedisi onun hareketlerini biraz kasmis gibi geldi bana. Belki de oyunculuk yetenegi yoktur, bu kadar basit tabii. Ama goruntu olarak sahneyi dort dortluk dolduruyor, gozlere buyuk senlik tabii.


Jamie Foxx ise cok eksik kalmis rolunde, zaten butun elestirmenler de ayni goruste. Eddie Murphy her zamanki komik filmlerinin disinda da cok iyi bir performans sergileyerek iyi bir oyuncu oldugunu kanitliyor bu filmde. Zaten Jennifer Hudson da o da Golden Globe odullerini alarak performanslarini ispatlamis oldular.




1960ve 1970'li yillarin basindaki cogunlugu African-American kisilerden olusan R&B muzigin yarattigi James Early(Eddie Murphy) nin arkasinda vokal yapan Dreamette kizlarin daha sonra nasil Dream Girls haline donustugunu ve dunya capinda unlu bir grup haline geldiklerini anlatan bu muzikal filmi kacirmayin derim.

Sekiz dalda Oscar'a aday gosterilen filmde benim favorim olan "And I am Telling You I'm Not Going" sarkisini Effie White(Jennifer Hudson)'dan dinleyin ve hakli oldugumu goreceksiniz.

25 Ocak 2007 Perşembe

Mavi Kutu





Birkac sene once bir kursa gitmistim, adi "bookmaking" idi ama bildigimiz kitaplardan degil, aslinda defter kapagi ve Scrapbook filan yapmak icin gerekli teknikleri ogreten bir kurstu. Bulundugumuz yerdeki ortaokulun sanat ogretmeni veriyordu kursu. Once sadece degisiklik olsun diye baslamistim ama sonralari o kadar cok sevdim ve o kadar cok sey ogrendim ki o kurstan. Simdi de hala yapabildigim bircok Elisi(burada Craft deniyor boyle seylere) tekniklerini orada ogrendigim tekniklerden yararlanarak yapiyorum. Tabii boyle seylerde en onemli sey oncelikle isteginizin olmasi ve daha sonra da dikkat ve hayal gucu. Ben hep boyle seylere hic yetenegim olmadigini dusunurken, o kursta her yetenege(ve yeteneksizlige) ve de her seviyeye gore bir seyler ogreten ogretmenimiz hepimizin kursa buyuk bir istek duymasini da sagladi, sagolsun..


Bu yukaridaki kutuyu orada ogrendigim bir teknikten yararlanarak yaptim iste. Buna benzer daha pek cok kutu yaptim ama elimde simdi kalan bu galiba.


Once sanat malzemeleri satan bir dukkandan bos bir kutu aliyorsunuz veya evinizde onceden bir yerlerden kalan atmadiginiz bir kutu varsa bunu da degerlendirebilirsiniz. Bu bendeki kutularin uzerinde hicbirsey yok ve bizdeki o kaba kagitla kaplanmis oluyorlar. Sonra o kutuyu tercihen siyah akrilik boyayla boyuyup kurumasini bekledikten sonra, bos zamanlarinizda gazete veya dergilerden kestiginiz o minik minik kagit parcalarini tek tek yapistiriyorsunuz. Isterseniz benim gibi orta boyda kesebileceginiz gibi daha minik veya 'ben ugrasamam oyle minik seylerle' derseniz daha buyuk de parcalar koparabilirsiniz. Isterseniz belli bir sekilde yerlestirip kendiliginden bir sekil almasini da saglayabileceginiz gibi, belli bir renk kumesinden yararlanarak daha da sik sekiller elde edebilirsiniz. Dedigim gibi hayal gucunuze kalmis bir sey bu.
Istediginiz sekle ulastiktan ve kutunun kaplamayi arzu ettiginiz taraflarini kapladiktan sonra benim ancak burada bildigim bir zamk cinsi ile ustlerine bir kat gececeksiniz. Bunun adi, Mod Podge Gloss . Surerken beyaz bir tabaka olusturuyor ama kuruduktan sonra yuzeydeki parcalarin yapismasini ve uzerinin parlamasini sagliyor. Birkac kat atabilirsiniz bundan. Tamamen kuruduktan sonra istediginiz gibi kullanin. Benim gibi mucevher kutusu olarak da kullanabilirsiniz veya bir arkadasiniza hediye gotururken hediye kutusu da yapabilirsiniz. Sanirim herkes elle yapilmis bir hediyeye bayilacaktir.

23 Ocak 2007 Salı

Elmali Kurabileyelere Ne Dersiniz?

Elmali Kurabiye




Herkes bir sekilde elmali kurabiye yapmayi bilir, degil mi? Belki de siz de benim gibi yillarca soyle guzel bir elmali kurabiye tarifi aradiniz ve de bulamadiniz. Aslinda hep yedigimiz ama bir turlu tarifini alip da bir kenara yazmak geregi duymadigimiz bir kurabiye turu galiba bu. Hani her zaman ulasabilirsiniz diye dusunursunuz ama caniniz isteyip de kus ucmaz kervan gecmez bir yerde kalinca akliniza gelip de pisirmek istersiniz ama bir turlu elinize iyi bir tarif gecmez ya, iste ben de oyle olmustum bir aralar. Allahtan bir arkadasim imdadima yetisti de bu guzel tarifi verdi bana. Misafirliklerde de pek cok yedigim icin bir parca biktigim bir kurabiye idi bunlar ama birdenbire inanilmaz populer oldular benim icin. Sanirim tarcin ve ceviz icine olan o inanilmaz tutkum bu ikilinin mevcut oldugu her turlu tarifi de benim icin lezzetli kiliyor. (Ya da yillar gectikce degisik bir damak zevki gelistiriyorsunuz).Bu yuzden de tarcin ekleme asamasinda biraz elibol oldugumu soylemeliyim. Siz de keyfinize gore ekleyin tarcini diye miktar vermedim. Doldurun canim, tarcindan zarar gelmez...Hadi Afiyet Olsun.




Hamur Malzemesi:

2 cubuk margarin veya tereyagi

2 yemek kasigi yogurt

4 yemek kasigi toz seker

yarim paket kabartma tozu

Alabildigi kadar un


Ic Malzemesi:

3 orta boy kirmizi elma

5 yemek kasigi toz seker

tarcin

ceviz ici


Ic Malzemesinin Hazirlanmasi: Elmalar rendelenip diger malzemelerle birlikte orta boy bir kapta ocakta renkleri degisene kadar pisirilir.


Kurabiyelerin Hazirlanisi:

Hamur malzemelerinin hepsi buyukce bir kapta karistirilip kulak memesi kivaminda bir hamur yapilir. Hamurdan ceviz buyuklugunde parcalar koparilip hafifce acilir, avuc ici kadar buyukluge gelince icine ic malzemesi doldurulup yarim ay sekli verilir ve yaglanmis tepsiye dizilir.


Soguk firinda 180C derece(veya 375-380 F derece) de ustleri hafif pembelesene kadar pisirilir.


Soguduktan sonra uzerlerine pudra sekeri serpip servis yapilir.


Kucuk bir tavsiye; pudra sekerini servis yapacaginiz zaman serpin ve de yenilecek kadar kismina serpin. Durdukca sekerler eriyor ve goruntu o ilk andaki guzelligini kaybediyor.
** fotografi onceden cekmisim ama kurabiyeleri bu hafta sonu gelecek olan arkadaslarim icin yeniden yapacagim.



19 Ocak 2007 Cuma

Beef Stir-Fry*

Son bir-iki yildir hemen hemen her yaptigim yemegin fotografini cekip kenara koymusum. Hep kendime ait bir blog'um olsun istedigim icin sanirim arsivimi olusturmaya calismisim ama tabii bunun gerceklesmesi de uzun surdu. Oncelikle yemek tarifi mi yazayim, yoksa muzikten, kitaplardan mi bahsedeyim, yoksa cok icice oldugum insanlarin sorunlari hakkinda mi yazayim diye dusunurken zaman geldi gecti ve ben yaptigim yemeklerin tariflerini bile karistirdim. Cunku bazen aklima nasil gelirse oyle yapiyorum, icine ne ekleyecegime o anda karar veriyorum bazi seylerin. Tabii simdi bakiyorum bazi fotograflara ve "aman Allahim ben bunu hangi tariften yapmisim acaba" diyorum. Daha iyi organize olmam gerektigini anladim bir kez daha. Tabii benim blogum da ayni benim gibi 'herseyden biraz' oldu bu yuzden, olsun ben memnunum. Cunku tek bir konu ile sinirli kalamayacak kadar ozgur ruhlu hissediyorum kendimi.

Asagidaki fotograftaki beef stir-fry her zaman yaptigim bir yemek oldugu icin tarifini hatirliyorum ama cok da bagli kalinacak bir tarif degil aslinda. Evdeki sebzelerle cok cesitlendirip, damak lezzetinize gore degistirebilirsiniz..















Iste Tarifi;(4 kisilik)



- Yarim kilo kadar ince dogranmis biftek eti

- Bir tane ince uzun eflatun patlican(patlican yoksa kabak da olur)

- Bir buyuk yesil biber

- Bir kirmizi biber

- Bir patates ( istege bagli)

- Ince dogranmis yesil sogan(ben koymadim ama yesil biberim yoksa bunu mutlaka koyuyorum)

- Karbonat

- Soya sosu

- Yemeklik sivi yag



Etleri birkac saat onceden karbonat ile ovup bizdolabinda bekletin. Yemek saatinde cikarip Vok veya derin bir tavada, tavayi kizdirarak koydugunuz sivi yagda etleri cevire cevire pisirin. Pismelerine yakin birkac damla soya sosu koyun ve yaglarini suzdurerek tavadan alin.



Eger yagi eksilmisse biraz daha yag ekleyin(cunku her bir seferde cok az az yag koyuyorsunuz), sirayla patlicanlari ve diger sebzeleri cevire cevire pisirin. "Kizartin" diyemiyorum, cunku bu tur yemeklerde kizartacak kadar pisirmiyorsunuz sebzeleri. Cin yemegi tarzi sayildigindan ve de Cinliler sebzeleri cok pisirmediginden boyle yapiliyor. Her bir karisimda bir parca soyu sosu eklemeyi ihmal etmeyin.



Her birini pisirdikten sonra tum pisirdiklerinizi tekrar tavaya ekleyin ve soyle hafifce cevirip tekrar isinmalarini saglayin ve hemen servis yapin..



Benim oglumun 'anne keske Cin yemekleriyle hic tanismasaydin' dedigi halde bu yemegi bayila bayila yedigini soylemeliyim. Cunku en sevdigi sey olan pilavla inanilmaz guzel bir ikili oluyorlar ve tabii cubuklarla yemek de cok eglenceli oluyor onun icin. Dedigim gibi sebzeler yaraticiliginiza kalmis. Cok basit ve gosterisli bir yemek..



*Turkcesi cok anlamli gelmedigi icin ceviremedim, kusura bakmayin.

16 Ocak 2007 Salı

Ozlem


12 Aralik 2006 gunu bana "ah keske burada olsan da simdi sana gelsem ve azicik dertlesip yurusek, bir yerlerde otursak, seni cok ozledim" diyen kardesime ithafen bu satirlari yazmistim. Paylasmak istedim..


Sokaklarini ancak harita yardimiyla bulabildigim bir sehirde yasiyorum. Tanimadigim yerlerin adreslerini veriyorlar, kaybolacagim diye defalarca arastirip oyle gidiyorum gidecegim yere, ne bir hatiram var, ne de tanidik bir kimse. Su sokaktan gecerken gordugumde icimi titreten hicbirsey yok. Karsidaki yasli teyze mi? Bilmem ki kim.. kokular, sesler hepsi yabanci. Korna sesi yok, birbirine bagiran insanlar yok. Simitciler nerde? Sobalar yanmaya baslamis ama pencereden disari bakan kimse yok. Perdeler simsiki kapali, sokaklarda oynayan cocuklar yok. Kimse selam vermiyor, kimse ustumu basimi bastan asagi suzmuyor. Kahve icmeye gidebilecegim tek bir kisi bile yok. Arabam yoksa mahsur kaliyorum evde, yuruyerek gidebilecegim tek bir yer yok. Aramaya kalksam arayabilecegim tek bir kisi bile yok. Ailem yok, annem-babam yok, icim sikildikca gidip yurudugum anneannemin sokagi yok. 'Su evde tanidiklarim yasamisti', 'bundan onceki evimiz burdaydi', 'bak bu firinin ekmegi daha tazedir', 'kurdele istiyorsan surdan alabilirsin', 'terzi mi hah iste bizim karsimizdaki pasajdaki adam cok iyi terzidir' diyebilecegim tek bir kisi yok. Yok yok.. Is cikisi bulusup da yuruyebilecegim kardesim yok, birlikte gulup birlikte aglayabilecegim kimsem yok. Cocuklugumdan kalan bir lezzeti arayip da bulabilecegim bir dukkan yok, yufkaci yok, pastane yok. Kis aksamlari anneannemle gezmeden donerken buyuk stadyumun kenarindan istedigim simitleri alabilecegim sokak saticilari da yok. Dukanlarindan iki tane bir sey aldin diye sana limonata ikram edecek sirin yuzlu satici kizlar da yok. Duvarlardan baska konusacak kimse yok, en iyi arkadasim benden 38 yas kucuk. Elimi aliyor, yanagina suruyor, gelip bacaklarimi opuyor, gozlerimden dokulen sularin ne oldugunu bilmiyor ama belli ki cok mutlu degilim. Elimden tutuyor beni oyuncaklarinin arasina surukluyor. Birden herseyim olmaya basliyor.
** fotograf Enrique Monroy imzali..

14 Ocak 2007 Pazar

Benim Kisir'im Herkesin Kisir'ini Gecer




Herkesin her zaman yaptigi kisirdan hicbir farki yok ama sanirim ben bu lezzete alistigim icin kimsede yediklerimi begenmiyorum. Annemden ogrendigim bu tarifte(gerci annem de sonradan kendi tarifini degistirip artik sogani kavurmuyormus ama ben hala eski lezzeti daha cok seviyorum) kuru sogani zeytinyaginda azicik kavurduktan sonra salca ekleyerek kabarttigim ince bulgura ekliyorum ve guzelce karistirip baharatlarini ekliyorum. Sanirim butun sirri da burada, cunku kendi agzi zevkime gore ne kadar aci yada eksi istiyorsam oyle yapiyorum. Biraz isot biber, biraz kimyon ve birkac sene once eklemeye basladigim nar eksisi ve limon suyu karisimi benim favorilerim. Dogranmis domatesi sevmiyorum, cunku hem yumusatiyor kisiri, hem de eger artarsa kalani yenmez hale getiriyor. Onun icin bence en iyisi dilimlenmis domatesle beraber servis yapmak ki isteyen istedigi kadar alsin. Tabii guzelim marullari unutmamak lazim. Soyle onlara sarip sarip yemek kisirin zevkini iki katina cikariyor. Iste bunun icin benim yaptigim kisir bana gore en guzel olani..

Benim gibi yurt disinda hele de Amerikada yasayanlar eger kisirlik bulgur bulmakta gucluk cekiyorlarsa internetteki pek cok Turk sitesinden isteyebilecekleri gibi bu hafta sonu Whole Food Markette buldugum bulgurlarin da ayni isi gorecegini soylemeliyim. Eger cevrenizde bunlardan biri varsa pek cok Turk lezzetinin yaninda bizim damak tadimiza uygun daha pek cok cesit organik veya inorganik yiyecekler var bu marketlerde. Mesela kavanoz kavanoz yaprak sarmasi buldum ve galiba tum rafi bosalttim. Cunku fiyati da bizim Turk marketlerine gore oldukca uygundu. Eve gelince kavanoza iyice bakinca Turk Mali da oldugunu gordum ve iyice sevindim. Whole Food Market'ten acik satilan kirmizi ve yesil mercimekten ve bulgurdan ve de cesit cesit pirinclerden de denemek icin birkac cesit aldigimi soylemeliyim. Son derece saglikli urunler satan bu marketi eger denemediyseniz denemelisiniz, cok cesitli urunler arasinda kendinizi kaybedeceksiniz.


Saglikli Gunlerde Bulusmak Uzere..

8 Ocak 2007 Pazartesi

New York, New York



"Ah keske gitmez olaydim" dedirtecek bir sehre hafta sonu bir gezi yaptik. Hani 'bir giden bir de gitmeyen pisman' anlaminda yani.
Bize bu kadar yakin olmasina ragmen hep erteliyorduk gitmeyi. Tabii benim yuzumden. Cunku hem o hakkinda cok sey anlatilan sehri gormek istiyor, hem de bir parca korkuyordum. Korkmak cok iyi bir tanim degil aslinda, 'kendimi tehdit altinda hissediyordum' New York tarafindan. Halbuki koskoca sehrin umurunda mi bir kucuk Turk aile gelmis de gecmis o hafta sonu, neler neler barindirirken uzerinde.. Ama benim icin hem gezi mukemmel olmali, hem de cok iyi zamanlamali olmaliydi. Fakat baktim ki onu-bunu ayarla derken zaman geciyor, biraz da mecburiyetten atladik gittik.

Boyle gezecegimi tahmin etmemistim, arabanin icinden soyle bir bakacagiz ve daha aile tipi bir gezme olacak sanmistim ama bizi karsilayan sevgili arkadasimiz Jim'in sayesinde sehri adamakilli bir turist vasfiyla gezdik. Hatta daha onceden biletleri bile ayarlayan Jim, bizi Ozgurluk Anitina bile cikardi. Aklimdan bile gecmeyen ve tabii bu yuzden de azicik hazirliksiz yakalandigim(bilseydim spor ayakkabi giyerdim ve sirt cantasi alirdim) bu geziden milyonlarca ani, bir o kadar fotograf, ayaklarimda minik yaralar, bir suru New York tisortu ve hediyelik esyasi ama akli ve kalbi orada kalmis olarak geri dondum. Keske bu kadar ertelemeseydim gitmeyi diyorum ama belki de dogru zaman, bu zamandi.

Bu sehir dunyanin baskenti olmayi coktan haketmis, hem dogal hem de insan elinin yaptigi her turlu guzelligi elinde bulunduran, gosterisli ama bir o kadar da anlamli, yasayan, nefes alan, duygulari olan, aglatan (ikiz kulelerin bulundugu yeri anita donusturmusler ki en duyarsiz insani bile aglatmaya yetiyordu goruntuler), her yerinden nefis kokular yukselen, muzikalleriyle, metrosuyla, anitlariyla, Cin Mahallesi, Kucuk Italyasi ile inanilmaz bir sehir, hakikaten bir Metropolitan.. Gormediyseniz benim gibi ertelemeyin; elinizde imkan varsa, gorulmeden bu dunyadan gidilmeyecek bir sehir..

4 Ocak 2007 Perşembe

YILBASI YEMEGI

London Broil ve Biberiyeli Patates Dilimleri



Ben ve de ailem de klasik yilbasi yemeklerini sevmiyoruz. Yani hindiyi aslinda. Cunku 3,5 kisilik bir ailede ne kadar kucuk olursa olsun bir hindi asla bitmiyor, gunlerce yense bile. Ilk gun hindi kizartmasi, diger birkac gun de hindili sandvic filan bile yapsan nafile. Birkac aile falan olacaksa tamam ama bizde gitmiyor hindi.. Ben de bizim ailenin agiz lezzetine uygun olan bu eti pisirdim yilbasi gecesi icin. Cok buyuk olmayan bir parca firinlik eti alip biraz sosla pisiriyorum. Onceleri bu tur etlerden cok korkardim, ya ici pismezse diye ama gayet de guzel pisiyormus. Bir tane de etin icini olcen derecelerden aldim ki ici 160 Fahrenhayta gelince pismis oluyor, hem de disi yanmadan. Yanindakiler de firinda pisen ve de kizartma patatesden daha cok ragbet goren biberiyeli patatesler.




Iste tarifi:

2 lbs London Broil(yaklasik bir kilo roast beef icin kullanilan et)

Sizma Zeytinyagi

Tuz-Karabiber

Biberiye



Hazirlanisi:

Eti, zeytinyagi ve diger baharatlarla birlikte ovup yaglanmis tepsiye koyup onceden isitilmis firinda 350 F da(yaklasik 170C) 1,5-2 saat pisiriyorum. Icinin derecesine bakip 160 derecede aliyorum ama disindan da pistigi anlasiliyor zaten.



Biberiyeli Patates:

5-6 tane patates

tuz-karabiber

biberiye

kirmizi biber

sizma zeytinyagi

isot biber(istege bagli)



Patateslerin kabuklarini soymadan iyice yikayip fircalayarak dilimler halinde dograyin. Yaglanmis tepsiye hepsini yayin. Uzerine zeytinyagi ve baharatlari bir karisim yapip patateslerin her tarafina iyice yedirip, 400 F(yaklasik 200C)da yarim saat pisirin. Eger hosunuza gidiyorsa pisirmeden once azicik isot biber de serpebilirsiniz. Daha da cok lezzetli ve baharli oluyor..

Afiyet Olsun.

1 Ocak 2007 Pazartesi

Happy New Year-Mutlu Yillar

Hepinize sevdiklerinizle beraber saglikli, mutlu, uzun yillar dilerim. Hersey gonlunuzce olsun..

* Fotograftaki cicekler bildiginiz Poinsettia'lar yani bizde bilinen adiyla Yilbasi Cicekleri. Biraz porsuduler, eee ne de olsa bir ayi geckin suredir evimizi senlendiriyorlar. Yandaki kavanozda kendi dekorasyonum olan yilbasi susleri ve sevgilimle, ogluma yaptigim yilbasi kartlari.. Herseyi para verip alabilicekken ben, benim yaptigim seyleri vermeyi daha cok seviyorum. El isi kartlar, cizilmis bir resim veya elimle ordugum bir kazak gibi. Tabii boyle seyleri kabul etmek de ayri bir zevk. Ama elinden bir sey gelmeyenler icin 'dusunmek onemli' diyorum. Yani 'o ne sever, dur su bardagi gecen gun gormustu de cok begenmisti' ya da 'dergide gordugu su kaskol cok hosuna gitmisti' turunden dusunceler benim en onem verdigim seyler. Tabii illa birsey alinmasi da gerekmiyor ama dedigim gibi dusunuldugunu ya da hatirlanildigini bilmek(hediye ile veya degil) kimin hosuna gitmez ki? Ben en cok hediye verdigim kisinin yuzundeki saskinligi veya gulumsemeyi gormeyi seviyorum..

Hepinize sevgi dolu gunler...