16 Ocak 2007 Salı

Ozlem


12 Aralik 2006 gunu bana "ah keske burada olsan da simdi sana gelsem ve azicik dertlesip yurusek, bir yerlerde otursak, seni cok ozledim" diyen kardesime ithafen bu satirlari yazmistim. Paylasmak istedim..


Sokaklarini ancak harita yardimiyla bulabildigim bir sehirde yasiyorum. Tanimadigim yerlerin adreslerini veriyorlar, kaybolacagim diye defalarca arastirip oyle gidiyorum gidecegim yere, ne bir hatiram var, ne de tanidik bir kimse. Su sokaktan gecerken gordugumde icimi titreten hicbirsey yok. Karsidaki yasli teyze mi? Bilmem ki kim.. kokular, sesler hepsi yabanci. Korna sesi yok, birbirine bagiran insanlar yok. Simitciler nerde? Sobalar yanmaya baslamis ama pencereden disari bakan kimse yok. Perdeler simsiki kapali, sokaklarda oynayan cocuklar yok. Kimse selam vermiyor, kimse ustumu basimi bastan asagi suzmuyor. Kahve icmeye gidebilecegim tek bir kisi bile yok. Arabam yoksa mahsur kaliyorum evde, yuruyerek gidebilecegim tek bir yer yok. Aramaya kalksam arayabilecegim tek bir kisi bile yok. Ailem yok, annem-babam yok, icim sikildikca gidip yurudugum anneannemin sokagi yok. 'Su evde tanidiklarim yasamisti', 'bundan onceki evimiz burdaydi', 'bak bu firinin ekmegi daha tazedir', 'kurdele istiyorsan surdan alabilirsin', 'terzi mi hah iste bizim karsimizdaki pasajdaki adam cok iyi terzidir' diyebilecegim tek bir kisi yok. Yok yok.. Is cikisi bulusup da yuruyebilecegim kardesim yok, birlikte gulup birlikte aglayabilecegim kimsem yok. Cocuklugumdan kalan bir lezzeti arayip da bulabilecegim bir dukkan yok, yufkaci yok, pastane yok. Kis aksamlari anneannemle gezmeden donerken buyuk stadyumun kenarindan istedigim simitleri alabilecegim sokak saticilari da yok. Dukanlarindan iki tane bir sey aldin diye sana limonata ikram edecek sirin yuzlu satici kizlar da yok. Duvarlardan baska konusacak kimse yok, en iyi arkadasim benden 38 yas kucuk. Elimi aliyor, yanagina suruyor, gelip bacaklarimi opuyor, gozlerimden dokulen sularin ne oldugunu bilmiyor ama belli ki cok mutlu degilim. Elimden tutuyor beni oyuncaklarinin arasina surukluyor. Birden herseyim olmaya basliyor.
** fotograf Enrique Monroy imzali..

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Harika ozetlemissin yurtdisinda yasami.

yonca dedi ki...

Evet özlüyorum seni var mı? Kimin neye özlemi daha fazla bilmiyorum ama ben SENi çok özlüyorum işte.
O senin özlemle bahsettiğin herşey benim elimin altında. Anneannemin sokağı, kurdele alabileceğim dükkanlar, ekmeği taze sıcacık olan fırınlar burnumun dibinde. Evet o pasajdaki terzi amca harika dikiş dikiyor. Altımda arabam var, kahve içmek için arayabileceğim birileri de.
Yolda yanından geçen herkes taa içine kadar seni görebiliyormuş gibi bakıyorlar, samimiyetten mi?Heryer herşey tanıdık, bildik. Herşey var burada senin özlediğin...Ama benim neyim yok biliyor musun..Sadece onunla kahve içmeyi özlediğim, sadece onunla olmayı istediğim, sadece onun koluna girip yürümek, boynuna sarılıp öylece kalmak istediğim ABLAM yok yanımda. Ve onun "YOK"luğunun yerini hiçbir "VAR" lık doldurmuyor. Tüm diyeceğim bu..

Yonca (kardeşin)

sunrise dedi ki...

E sen boyle yazmaya devam edersen ben bir daha hic bir sey yazamam buraya. Halbuki daha cok ozlemlerim, ayriliklarim, agitlarim vardi yazacak. Tabii mutluluklarimin da yaninda ama ben simdi ne yazacagim. Daha da kalakaldim oylece..