28 Eylül 2007 Cuma

Yemek Davetimiz



Nefis bir davet oldu, nefis insanlar geldi. Hos sohbet, eglenerek, gulerek yenilen bir yemek oldu uc gun-uc gece hazirlandigim yemek daveti. Cok onemli insanlardi gelenler bizim icin, her sey mukemmel olsun istedim. Menuden, evin temizliginden, dekorasyona hicbir seyde aksama olmasin istedik ve olmadi da sanirim(yani bizim cercevemizde).

Ben bu isi cok seviyorum, yemek yapmayi, insanlari mutlu etmeyi, yuzlerindeki o saskin ama doymus ifadeyi gormeyi, tariflerimin sorulmasini, yedikleri hakkinda anilar anlatan insanlari, yapilan iltifatlari ve sadece Amerika'da gordugum yemekten donunce yazilan tesekkur mesajlarini ve hatta bununla da kalinmayip bir de tesekkur karti atilmasini...


Butun yorgunluk gidiyor ve tabii ardindan gelen uc gun de yemek yapmama luksune sahip oluyorsunuz. Cunku biz Turklerin adeti galiba o kadar cok miktarda yemek yapiyoruz ki, hepsinden bol bol artiyor. Bir de 'ah cok yoruldum yemek yapmaktan bir hafta giremem artik mutfaga ' diye nazlanma imkaniniz da olabiliyor (her zaman yemeyebiliyorlar bu nazlanma faslini ama denemekte fayda var yine de).

O guzelim insanlarla yenen ozellikle Turk mutfagi olmasina calistigim yemek menum soyle idi;
- Domates kurulu dip ve yaninda cips
- Peynir tabagi
- Sarmisakli yogurtlu mantar

- Zeytinyagli yaprak sarmasi
- Zeytinyagli yesil fasulye
- Kiymali borek
- Sehriyeli pilav
- Panna Cotta ( karisik berry ile)

- Incir dolmasi

Bazilarinin tariflerini yakinda yazacagim, kek dekorasyonu dersinden geldigim icin biraz yorgunum ve yarinki baska bir davet icin yine, yeniden baklava yapmam gerek. Hepinize sevgi ve mutluluk dolu bir hafta sonu dilerim...





26 Eylül 2007 Çarşamba

Un Kurabiyesi

Yillar sonra kavusulan Terayagli Un Kurabiyesi



Bu un kurabiyesini acemi sef'in tarifinden yaptim. Benim icin uzunca bir aramaya sebep olan un kurabiyesinin bu kadar basit yapilabilecegini gormek beni hem sasirtti, hem de cok sevindirdi. Daha once o kadar cok tarif denedim, o kadar cok sekilde yaptim ki bu kurabiyeleri ama hic birinde istedigim kivama ulasamadim ve benim icin un kurabiyesi Turkiye'de pastaneden alinan ama evde yapilinca aynisi gibi olmayan bir kurabiye olarak kalmisti. Ta ki bu basit ama en lezzetli tarifi deneyene kadar.


Bir hafta arayla iki kere denedim bu tarifi. Ilkinde biraz az yapmisim, hemencecik bitince evdekiler isyan ettiginden mecburen biraz daha yaptim ama bu kez bir arkadasima oturmaya giderken goturdum biraz da. Onlar da bayildilar, boylece yine Amerikalilara degisik bir lezzet tattirmis oldugum icin kendi kendime sevindim.

Terayag miktari fazla geliyor insanin gozune ama kitir kitir olmasini saglayan tek sey de bu maalesef ki, baska birsey denemek isteyen olursa ne ala ama bu kurabiyenin sani buymus yani bilesiniz..


Acemi sef "s"şeklinde yapmayi oneriyordu ama ben ilk yaptigimda denedim, o kadar ciddi bir "S" elde edemedim, o yuzde bildigim sekle dondum. Ikinci denemede hic "S" lerle ugrasmayip en iyi becerdigime yoneldim.


Tarifi oradan aldigim sekliyle yayinliyorum.


Malzemeler


1,5 ölçü tereyağı
1 ölçü pudra şekeri
2,5 ölçü un (Bu olcuden cok fazla un gerekti bana, belki bizim unlarimizdan kaynaklaniyordur)
Uzeri icin bir miktar daha pudra sekeri





Yapılışı:

Tereyağını bir tavada eritin, fazla suyu buharlaşana kadar biraz kaynatın. Bir köşede soğumaya bırakın. Tereyağına bu işlemi geceden yapıp ağzı kapalı şekilde oda ısısında sabaha kadar bırakabilirsiniz. Soğuyan tereyağına pudra şekerini ekleyin, tereyağı neredeyse beyazlayana kadar mikserin en düşük derecesinde çırpın. Daha sonra unu ekleyerek elinizle yoğurmaya başlayın. Hamur, içinde bulunduğu kabın kenarlarından kolayca toparlanana dek yoğurun. Eğer hamur toparlanmazsa çok az az un ekleyerek kıvamına getirin. Hazırladığınız hamuru istediğiniz büyüklükte şekillendirin, yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine aralıklı olarak dizin. Onceden 325F(165C) ded isitilmis fırında beyaz olarak pişirin. (Pembeleşmeden fırından almalısınız)


Afiyet Olsun!
** Ilk fotograftaki tabagin bir oykusu var. Gecen aylarda bir antikacidan bu tabaklari neden aldigimi anlamadi kocam ve sordu bana 'evde hersey modernken neden boyle tabaklar aldin' diye. Oysa ben onlari bu ulkede hicbir kokum olmadigi icin elimde hic buyuk-buyuk-anneanne veya babaanneden kalan birsey olmadigina cok uzuldugum ve her evde birkac eski esya bulunmasinin iyi bir sey olduguna inandigim icin almistim. Anlatinca bana hak verdi, simdi ikimiz de o tabaklara anneanne yadigari muamalesi yapiyoruz..

25 Eylül 2007 Salı

Doner


Madem ki alisik oldugumuz lezeetlere alternatifler aramaktan gidiyoruz. Bu da bizim donere alternatifimiz. Aslinda alternatif demek yanlis olur, cunku tamamen aynisi.


Biz Pennsylvania'a gelmeden once Arap marketlerde satilan donerle ve restoranlarda Gyro ya da benzeri adla satilan Yunan donerlerinden baska bir sey gormemistik ama burada Philly Cheese Steak adi ile satilan seyin tamamen bizim donerin aynisi oldugunu gorunce bir baska mutlu olduk. Diger donerlerden(Arap ve Yunan) neden farkli benim icin? Sanirim kokmuyor. Hani o etin kendine ozgu bir kokusu olur ya, o yok bunlarda. Bol baharatla saklamaya calistiklari birsey de yok. Sadece et, peynir ve istenirse sotelenmis biber ve sogan ve daha da istenirse sote mantar.Ve de aynen bizde oldugu gibi ekmek arasinda, az daha siksalar ayran da olacakmis ya neyse. Gerci onu da bir arkadasim babasinin cok eski zamanlarda buttermilk ictigini soyleyerek benzerlige iyice parmak basti ama simdilik biz restoranda bu kadarini buldugumuza sukrediyoruz.


Tabii evde denemezsem olmazdi. Kutu icinde, donmus satilanlarindan aldim. Yagsiz tavada etleri cevirdim, ardindan biberleri ve soganlari da. Eksi hamurdan yapilmis sandvic ekmeklerinin arasinda servis ettik. Buyuk oglum en az haftada bir kez yapmam sartini koydu artik; hem de sogan, biber filan derken epey sebze yedi diye sevindik biz de.


Uzerlerine sumak, kirmizi biber filan serperseniz tipki bizim ulkemizdekiler gibi oluyor.
Afiyetler Olsun derim.



24 Eylül 2007 Pazartesi

Kahvalti Guzelleri


Bu guzel yiyecegi Tijen Inaltong'un Her Gune Bir Yemek kitabindan yaptim. Kendisi de blogunda anlatmisti yapilisini. O kadar guzel gorunuyordu ki citir citir simitler o fotografta, gunlerce gozumun onunden gitmedi gorunusleri.


Tabii bizim burada o bahsedilen simitlere ulasmamiz imkansiz oldugundan (en son gelen, buzlukta saklanan 30 tane de bitti ne yazik ki), biz de en yakini olan bu kocaman simitlerle ozlemimizi gideriyoruz. Tabii Ankara simidi gibi ince ve citir degiller ama galiba yeni yeni Ankara'da da satilan su Istanbul simidi denilenlere cok benziyorlar.


Ben de yeni kasar, domates,biber ve feslegenden olusan karisim hazirladim ve ic yuzeylerine azicik sizma zetinyagi gezdirdigim simitlere doldurdum ve firin yerine Panini makinasinda (tost makinasi da olur) azicik pisirdim.


Aynen tarifteki gibi insanin icini icindeki kasar gibi eriten, tum sevenleri bir anda sevdikleri yere goturen, coluk cocuk herkesin sizin yapiminda ne kadar zaman harcadiginiza bakmaksizin 'ellerine saglik, harika olmus' dedigi bu guzellikleri deneyin derim, pisman olmazsiniz.


23 Eylül 2007 Pazar

Sonbahar, Sevmek ve Pazar gunu


Nefis bir pazar gunu, hava cok guzel.

Sonbaharim, canim sonbaharim.

Sikilmadan, bunalmadan disarida dolasmak gerek simdi.

Aksamustu azicik usuyup uzerinize bir hafif hirka alma zamani.

Sokaklarda dolasip belki vitrinlere bakmak,

Belki bir cafede cay icmek,

Belki bir dostu ziyeret edip, iki cift laf etmek zamani.

Bahcelerde salinma zamani.

Derin derin nefes alip, iki dusunup bir konusma zamani.

Yaz'dan kalan son cicekleri doya doya koklama zamani.

Sevdiklerinizin elinden tutup, kosmak cimlere dogru

Bir kitap alip, bir bankin ustune oturup

Uzaktan gelen cocuk sesleri ile cosma zamani.

Butun bir yaz ekilenleri bicme zamani

Receller yapma, erzak depolama zamani

Ama ille de bugun, ruhunu serbest birakip ince esen ruzgara

Kollarini acip, kucaklayabildigini kucaklama zamani.
Sonbaharim, canim sonbaharim.

** benim icin bir de bahcemdeki bu en guzel sari'yi sevme zamani...

20 Eylül 2007 Perşembe

Ekmek Yapimi-Dugumlu Ekmekler


Evde degisik ekmek tarifleri denemeye bayiliyorum. Her ne kadar ekmek makinamdan cok mutlu degilsem de, elde yaptigim ekmeklerden cok tatminkar sonuclar aliyorum. Bu da The Essential Baking Cookbook kitabindan denedigim dugum seklinde ekmekler. Aslinda pogaca gibi gorunuyorlar ama tatlari ekmek tadinda ve aksam yemeginde herkese birer tane verilerek nefis bir islev gordugunu soylemeden gecemeyecegim. Ne yazik ki bir dahaki ogune kalmadi, herkes ucer beser bitiriverdi. Sanirim yeniden yapmak gerekecek.


Kitap cok ayrintili olarak ekmek hamurunun nasil yapildigini anlatiyor, ben de bunlari sizinle paylasacagim. Bazilari elbette bildiginiz seyler ama hic bilmeyenler icin yardimci olur dusuncesindeyim.
Bu dugum ekmekler icin de basit ekmek hamuru kullaniliyor. Onun icin de soyle bir yol izlemek gerekiyor:


Maya Malzemeleri:

Bir paket kuru maya, 7 gr(1/4 oz)

1/2 kap ilik su (125 ml/4 fl oz)

1 cay kasigi toz seker

Bu uclu kucuk bir kapta iyice eriyene kadar karistirilip kabarmaya birakiliyor. 10 dakika kadar beklenildikten sonra karisimin uzerinde kabarciklar olusmaya baslayinca surenin tamamlandigini anliyoruz. Karisim kopuklu ve bir miktar ilk halinden yukselmis olmali. Eger degilse bunu hemen atin ve yeniden baslayin.

Bir buyuk karistirma kabinda 4 kap(500 gr) beyaz ekmek ununu, 1 cay kasigi tuzu, 2 yemek kasigi kuru sut tozunu ve bir yemek kasigi toz sekeri(aslinda caster sugar denilen tozsekerden biraz daha ince ogutulmus seker kullaniliyor) eleyin. Ortasinda bir cukur olusturup mayali karisimi bu cukura yavasca dokun.

Bu karisima da 1/4 kap(60 ml) sivi yag ve 1 kap(250 ml) ilik su ilave edip elinizle veya metal bir kasikla karistirmaya baslayin. Hamurun kivami unlarin markasina gore degisiklik gosterdiginden, eger hamur elinize yapisiyorsa bir miktar daha un ekleyebilirsiniz ama birer yemek kasigi olculerle yavas yavas ekleyin. Cunku hamur her zaman tahmininizden daha fazla un absorbe edecektir.

Hafifce unlanmis bir yuzeye alip iyice yogurmaya baslayin. Kitap burada onemli bir noktaya isaret ediyor ki, yogurma isleminin kisa tutulmamasi gerektigi. Yogurmak oncelikle mayanin esit olarak dagilmasini sagliyormus, ikinci olarak da undaki gluten maddesinin ortaya cikmasini sagliyormus ki hamura elastikiyetini,dayanikliligini ve buyume kabiliyetini veren bu maddeymis zaten. Az yogrulunca karbondioksit gazi mayanin icinde sikisip kalip kabarmasina bir engel de bu olusturuyormus.

Iste bu yuzden hamuru bir elinize alip diger elinizle uzatarak 10 dakika kadar yogurmaya devam edin. Yeterince elastik olduguna kanaat getirince bir top haline getirin ve bu hamuru istediginiz sekilde pisirebilirsiniz. Buraya kadarki basit ekmek hamuru idi.

Bu hamuru alip 16-24 adet esit parcaya bolun. 30 cm(12 inch) uzunlukta sicimler yapin ve her bir sicimi dugum sekline getirin. Hafifce yaglanmis tepsiye 5 cm(2 inches) araliklarla yerlestirin.

Uzerlerini bir strec ile hafifce kapatip ilik bir yerde 20 dakika veya ekmekler iyice yukselene kadar bekletin.

Kabaran hamurlarinizin uzerini parlatin(Glaze*) ve dilerseniz susam(veya corekotu, hashas, deniz tuzu, aycekirdegi ici, kabakcekirdegi ici) dokun. Onceden 350 F(180C) de isitilmis firinda 15-20 dakika veya guzel altinsarisi bir renk alana kadar pisirin.

(*) GLAZE: Cok cesitli sekilde ekmeklerin uzerine istediginiz glaze'i yapabilirsiniz.

Pisirmeden Once:

Koyu bir renk icin; 1 yumurta ile 1 cay kasigi suyu cirpin. Daha da koyu renk icin sadece yumurta sarisi kullanin.

Zengin, koyu bir parlaklik icin; 1 yumurta ile 1 cay kasigi siviyagi cirpin ve biraz tuz ve karabiber ekleyin.

Kitirlik icin; 1 yumurta beyazi ile 1 cay kasigi suyu cirpin.

Hafif bir parlaklik icin; sut, krema veya terayagini cirpin.


Pisirdikten Sonra:

Yumusak Kabuk icin; Pismis ekmekleri firindan cikarip uzerine tereyag surup 2 dakika daha firinda pisirin. Firindan alin tekrar tereyag surup sogumaya birakin.

Parlak bir kabuk icin; 1 yumurta beyazi ile 1 yemek kasigi suyu cirpin ve pismis ekmeklerin uzerine surup tekrar firinda 5 dakika daha pisirin.

Tatli-parlak bir kabuk icin; 1 yemek kasigi tozseker ile 2 yemek kasigi sutu karistirip sicak pismis ekmeklerin uzerine surup 5 dakika daha pisirin.

Sekerli glaze; 1/4 kap tozsekeri 2 yemekkasigi su ile ocak ustunde eritin. Iki dakika kadar kaynatip surup haline getirin ve sicak ekmekleri bununla fircalayin.

19 Eylül 2007 Çarşamba

Sefaniz Bol Olsun


Yillar sonra harika bir muzik dinleyerek kulagimizin pasinin silinme imkanini bulduk. Sanirim iki yil veya biraz daha fazla bir suredir (evet kucuk oglumuz dogdugundan beri) klasik muzik konserine gitme imkanimiz olmadi. Hatta hic konsere gitme imkani olmadi ama dun noktayi koyduk umarim.


O kadar guzeldi ki muzik ve ortam; ben yine kendimi Ankara'da CSO"nun koltuklarinda her hafta aldigim yerimden sevdigim muzigin tinilarini dinliyor gibi hissettim kendimi. Cuma aksamki konsere pazartesi sabahi kargalar kahvaltilarini bile etmeden kalkip siraya girerek bilet alip haftayi buyuk bir zevkle gerine gerine cuma aksamki muzik ziyafetini bekleyerek gecirirdik. Bilmiyorum hala biletler boyle mi satiliyor ama biz sonralari buyuyup is alemine akinca anladik ki o biletler bizim sirkete filan dahil olmak uzere oylesine dagitiliyormus. Artik sabahin korunde kalkmaya gerek kalmadan elimize hop diye gelmeye basladi biletler. Konser salonundaki on siralarin bosluguna sinirlenirken biz o zamanlar meger ki o siralarin sahibi bilet yollanan kisiler 'aman bu da ne'deyip kaldirip atiyormus.


Her neyse dunku konser Almanyadan konuk olarak gelen piyaniste Peter Geisselbrecht idi ve 1900-1924 yillari arasinda Amerikali bestekarlar tarafindan bestelenen muzikleri caldi. Bir de gecenin en hareketli parcasi vardi ki, ruhumu senlendiren de buydu zaten, Rhapsody in Blue. Bileginin agridigini soyleyerek calamayacagini soyledigi Honky Tonk Train Blues'u ise bis bolumunde calarak gecenin surprizini yapmis oldu.


Harika bir geceden sonra eve gelip hemen ilk arastirmalarimi yapip, Senfoni Orkestrasinin butun konserlerine gitmeye soz verdim kendime.


Geceden Notlar;

- Ne giyerseniz giyin, gecenin en sik kadini siz oluyorsunuz Amerikada boyle konserlerde. Genellikle kadinlar boyle geceler icin sandiklarindan uzun eteklerini veya janjanli ceketlerini cikarip giydikleri icin sizin en fazla bes yillik gecmisi olan kiyafetleriniz en yeni moda olarak kaliyor.

- Turkiyede boyle bir konsere giderken asla giymeye cesaret edemeyeceginiz genis yaka, yuvarlak yaka, uzun yaka gomleginizi giyebileceginiz gibi, ince topuklu, kalin topuklu, ucu kut ayakkabinizi da giyseniz gecenin parlayan yildizi oluyorsunuz. Hatta insanlarin size bakislarindan 'Avrupali galiba' diye dusunduklerini bile anlayabiliyorsunuz.

- Bu kez ilk defa eserin aralarinda alkislayanlar olmadi, sanirim muzikleri gercekten bilen bir topluluktu bu gecedekiler.
** Fotograftaki Aksam Sefasi, Turkiye'de Kusadasindaki evimizin bahcesindeki aksam sefalarindan tohum olarak toplandi, makyaj cantasinin icinde ulkeye sokuldu ve simdi Turk Cicegi seklinde Amerikan topraklarinda saliniyor(tipki benim gibi)...

17 Eylül 2007 Pazartesi

Alet Isler El Ovunur

Yemek Pisirme Makinasinda Dana Rosto


Yeni bir yemek pisirme makinasi aldigimdan beri yemek yaptigimi soyleyerek birilerini kandiriyormusum gibi geliyor ama cok lezzetli yemek yaptigini da soylemeden gecemeyecegim dogrusu.


Hani su herseyi icine dolduruyorsunuz ve sabahtan koyuyorsunuz butun malzemeleri, makinayi ayarliyorsunuz ve o butun o edasi ile yavas yavas aksama kadar yemeginizi pisiriyor ve aksama enfes bir yemeginiz oluyor ya, iste o makinadan bahsediyorum.
Biz buraya geldigimizden beri ilk defa bir guvec yedik ki niye bu kadar gecikmisiz bu makinayi almakta diye dusunmekten kendimizi alamadik.
Ben daha once de dedigim gibi kendimi biraz suclu hissediyorum bu makinayi kullaninca. Hani oyle kavurma yok, basinda bekleme yok, suyunu ayarlama, arada bir agzini acip pisip pismedigini kontrol etmek yok ya, ben de sanki ben hazira konuyormusum gibi geliyor. Oysa bu makina hemen hemen her Amerikalinin evinde var ve inanilmaz kadar cok kullaniyorlar. Tabii alip da deneyince o kadar malzemeyi dograyip makinaya yerlestirme isinin de bayagi zaman aldigini anlayarak kendimi iyi hissettim biraz. Bizim icimizde var galiba, yorulmayinca iyi bir sey cikmayacakmis gibi geliyor sonuctan.
Eger almadiysaniz ve benim gibi yararina pek inanlardan degilseniz, fikrinizi degistirmek icin iyi bir firsat. Gercekten cok yavas pisirdigi icin cok harika oluyor yemekler. Bir de tabii hic yag koymuyorsunuz ve cok az (bir cay bardagi kadar) su koydugunuz icin butun sebzelerin suyu filan yemegin icinde kaliyor ve siz de hepsini afiyetle yemis oluyorsunuz. Tabii eger evde iseniz butun gun suren kokuyla bas etmek size kalmis.

Ben makinanin icinden cikan yemek tariflerini bize uyarlamaya calisiyorum. Bir tane buyuk parca et ile deneme yaptim. Et sahane oldu ama patates koymak iyi bir fikir degilmis galiba. Cunku patatesler cok pisti ama etin iyice dagilmasini istedigim icin yaklasik 8 saat pisirdim ki bu sure patateslere fazla geldi. Buyukce bir kalca etini(sanirim dana rosto olarak satiliyor bu et Turkiyede) once tavada alt-ust ederek kahverengilestirdim ki et pistiginde rengi kizarmis olsun diye. Daha sonra kup seklinde dogranmis kuru sogani en alta dizmek suretiyle, patatesler, havuclar, biberler ve en uste de eti yerlestirdim. Etin en tepesine de uc tane defne yapragi koydum ki butun gun suren kokunun nedeni buydu iste. Bir bardak su ekledim, tuz-karabiber de, baska birsey yok. Pistikten sonra defne yapraklarini cikarip attim.


Bu buyuk parca etler her zaman korkulu ruyam olmustur, iyi pismeyecekler diye ama bu makina sayesinde artik icim rahatladi. Daha baska denemeler de yaptikca paylasacagim, izlemeye devam...


** Bendeki makina Crock Pot marka Slow Cooker diye geciyor.

16 Eylül 2007 Pazar

Ricotto'lu Salata


Bu sahane salata evcini'nin yaptigi taze ricotto peynir ile yapildi.
Salataya istenilen yesillikler dograndi, havuclar rendelendi ve ustune de pisirilen ricotto peynirler serpistirildi.
Tarif teki gibi minik firin kaplarinda icleri sizma zeytinyagi ile yaglayarak ricotto peyniri yerlestirdim, kasikla bastirdim uzerlerine ve azicik pul biber ve taze cekilmis karabiber(ben kisnis kullanmadim) dokerek pisirdim ricotto peynirleri ve yiyenler 'aman tanrim bu peynir ancak bu kadar guzel olabilirdi' diyerek beni cok ama cok mutlu ettiler.
Ricotto peynir yapimi yukarida verdigim linkte var, marketlerden satin almak da mumkun tabii. Sonucta degisik ve lezzetli salata arayanlar icin ideal bir lezzet. Denemenizi oneririm...
Afiyet Olsun.

14 Eylül 2007 Cuma

Pisirme Gerektirmeyen Cikolatali Kek




Cok yorgunuz, cok. Kalan salonun duvarlari boyandi, yemek yendi, ortalik toplandi, yarin gidilecek yemek daveti icin baklava(yine) yapildi, birazdan buyuk oglum gidilip futbol macindan alinacak ve gece bizde kalacak olan arkadasi icin yataklar yapilacak ama gecen gun yaptigim ve gelip gecip birer dilim alip cikolatanin gizemli dunyasina gecisimizi saglayan bu enfes ama kolay pastanin(ya da pasta benzerinin) tarifini yazmadan gunu tamamlayamayacagima karar verdim. Kac gundur dolapta duran dilimler gibi tarifi yazamamak da beni kemiriyor cunku.

Tarif yeni aldigim Greatest Ever Chocolate adli kitaptan. Kitaptaki hersey o kadar guzel ki yavas yavas hepsini deneyecegim galiba. Yapilislarini da resimlerle anlattigi icin cok kolay oluyor anlamak. Benim gibi cikolatadan vazgecemeyen biri icin bulunmaz nimet.

Tarif cok kolay;



1 kap tuzsuz tereyag, kup seklinde dogranmis


8 oz/225 gr yari-tatli cikolata, kucuk parcalara bolunmus


1/3 kap kuru uzum


1/2 dovulmus ceviz ici


12 parca yari-tatli cikolatali buskuvi

Bir uzun, dikdortgen(450 gramlik) kek kalibini parsomen kagidi ile kaplayin, kenara koyun.



Cikolatayi ve tereyagini benmari usulu eritin. Ocagin altini cok az acin ve cikolata eriyene kadar arada bir karistirin. Karisim puruzsuz bir hal alinca ocaktan alin.


Kuru uzumu ve cevizi bir kapta karistirin. Cikolata karisimini kek kalibina bir kat surun(yaklasik ucte birini), uzerine bir kat biskuvi yerlestirin. Bu katin uzerine de cevizici-uzum karisimindan serpistirin. En ustte cikolata kati kalacak sekilde diger katlari da bu sekilde dizin.


Uzerine strec ile kaplayip buzdolabinda en az 12 saat bekletin.

Tamamen sogudugundan emin olunca kek kalibindan cikardiginiz kekinizi dilimleyerek servis yapin..


Tarifte kuru uzum yerine su seker kapli kirazlardan kullanmisti ama ben nefret ettigim icin kendilerinden en mantikli secenegi kullandim onlarin yerine. Harika bir secimdi.


Ayrica buskuvi olarak da Graham Crackers kullandim. Sanirim Amerikadakilerin bu daha cok isine yarar ama Turkiye icin petibor buskuvi pekala bu isi gorur. Hatta kakaolu bile olmasina gerek yok, cunku zaten kekte cok fazla cikolata tadi geliyor.


Afiyet Olsun...

13 Eylül 2007 Perşembe

Gozleme'nin Hatirlattiklari


Dunyanin en guzel seyi olsa gerek, annenin babanin yaninda olmak; onlarin sicak-simsicak kollarinin seni ne olursa olsun saracagini bilmek. Senin yerine alinacak en zor kararlarin bile onlar tarafindan alinmasi, seni korumasi, evin nasil oluyor da her zaman dogru derecede sicak ya da soguk olduguna bile kafa yormamak, ne zaman temizlendiginin bile farkina varmadigin o guzel evde yemek kokulari esliginde, temiz carsaflarda yatarak kalkarak, her elini attiginda temiz-utulu camasirlari bulmak cekmecende ve sadece 'yarin nasil daha fazla eglenebilirim' diye dusunmek.
En sevdigin yemegin kokusunu duymak, heyecanla mutfaga kosmak, annenin ve babanin ortaklasa pisirdigi, bir yandan da konusarak, guluserek sana masaya oturmani isaret etmeleri, turuncu bir mutfak masasinin etrafina oturmak ve sanki pismesi yillar surecek gibi gelen o enfes gozlemelere ulasmak. Agzin yana yana ilk birkac lokmayi almak ve 'bu masanin etrafinda oldugum icin ne kadar sansliyim' deme erginligine bile sahip degilken henuz, akillarda kalan kokulari tatlari simdi yad etmek. Sanirim zaman geciyor, gecen gidiyor ama kalanlar bize yetiyor.


Bu gozlemenin(babamin israrla bizi duzeltmesi ile Kozleme) bana hatirlattiklari bunlar. Vardir mutlaka sizin de boyle anilariniz. Benimki de bu iste.


Yapilisini yazmaya bile gerek yok ama soyle bir kisaca yazayim.

8'e bolunmus yufkalara, kiyma, kuru sogan, maydanoz, tuz ve karabiber karistirilip yufkalarin kalin kisimlarina konulur ve bohca seklinde sarilip dikdortgen bir gozleme elde edilir. Varsa sac uzerinde veya bendeki gibi bir Meksika tavasinda yagsiz iki yuzu de kizarana kadar pisirilir(bu kismi evin babasi yapar).


Pisen gozlemelerin uzerine bir miktar katiyagdan surulur ve agzi kapakli bir kapta depolanir. Hepsi pistikten sonra, evi saran kokulara dayanamayan ev halki ususur zaten mutfaga, sizin 'yemek hazirrrrr' diye bagirmaniza gerek yoktur. Gozlemeleri yapmayi bitiren anne pisene kadar gecen surede bir ayran yapmistir ve domates ve salataliklari da sogus dogramistir nasilsa. Catlayana kadar yenilir ve bu guzel lezzet icin ve daha farkina varmadigimiz pek cok sey icin sukredilir.

12 Eylül 2007 Çarşamba

Lima Beans*


Daha fazla sebze yeme, cesit arama calismalarim sirasinda daha once hic gormedigim lima bean'lerle tanismistim. Bizdeki ic bakla imis kendileri ama ben daha once boyle hic gormemistim. Yanilmiyorsam birkac kez Turkiyede kurusunu yemistim ama en cok fasulye gibi bakla halindeyken piserdi bizim evde, o yuzden bilmiyordum. 'Ben bununla ne yapacagim' derken konserve kutusunun arkasindaki tarif cok mantikli geldi ve denemeye karar verdim. O gun bugundur de hemen hemen hep ayni tarifi yapiyorum. Bizdeki zeytinyaglilardan bir farki yok, o yuzden cok lezzetli de oluyor. Hem de degisik birsey yemis oluyoruz.

Iste tarifi:

Bir konserve kutusu ic bakla (lima beans)(haslanmis olarak da olur)

Bir konserve kutusu misir (haslanmis ya da donmus misir da olur)

1 tane orta boy kuru sogan, kup seklinde dogranmis

2 dis sarmisak, ince dogranmis

1 buyuk domates veya domates konservesi

zeytinyagi

1 tatli kasigi toz seker(arzuya bagli)**

tuz, karabiber



Bir tencereye zeytinyagini koyup soganla azicik cevirdikten sonra, sarmisaklari ilave edip birkac kez karistirdiktan sonra domatesleri ekleyin. Cok fazla olmelerini beklemeden ic baklayi ve misirlari ekleyin. Tuz, karabiber ve eger arzu ederseniz sekeri ilave edin. Cok fazla olmayan kaynamis su ilave edip kisik ateste bakla yumusayana kadar pisirin.

Uzerini dogranmis maydanozla susleyerek servis yapin.


Bu yemegi gecen gun yiyen bir Amerikli misafirim Guney'de cok yaygin bir yemek oldugunu, kendisinin de cok ozledigini soyleyerek iki tabak yedi. Bilmeden iyi bir sey yapmisim yani..
* Lima adini Amerikaya ilk defa Peru'dan gelmesi sebebi ile Peru'nun baskenti Lima'dan almis bu fasulyeler.
** toz sekeri 'arzuya bagli' dememin sebebi, bazilari yemege seker koyma fikrine karsi da o yuzden. olmazsa da olabiliyor.

11 Eylül 2007 Salı

Domatesler Serisi




Gecen gun bizim evde kocami Turkiyeden arayan bir erkek arkadasiyla aralarinda soyle bir telefon konusmasi gecti:

- Bizim hanimin blogunu gordun mu?

- Evet gordum, sorma ben de domateslere bayildim.

- Yaa evet bizim burda cok bollar

- Aslinda benim de arka bahcemde bir suru oldu ama ben ne yapacagimi bilemiyorum onlarla

- Aaaa deli misin, konserve yap, rendele dondur, suyunu cikar

- Ben nasil konserve yapacagimi bilmiyorum

- Domatesleri soyle azicik yagda kaynatacaksin, tuzlayip henuz sicakken kavanoza bosaltacaksin ve hemen sicagiyla kapagini kapatirsan oyle simsiki tutuyorlar ki abicim inanamazsin. Ama kavanoz soguyunca sisenin kapagina bak iceri gocmus olsun ki hava kalmamis oldugu belli olsun.


Dedi benim kocam ve ben artik tutmakta zorlandigim kahkahayi patlattim. Saskin saskin bana bakakaldi, ben de 'iki erkegin telefonda domates konservesi tarifi verdigine inanamiyorum' dedim. Azicik kem kum edip, baska konulari msn de konustuklarini filan soyleyip gecistirmeye calissalar da, galiba asimilasyon diye buna derler hanimlar.


Hakikaten hala kislik domates saklama isine son veremiyoruz. Kisin bu guzellikleri bulamayacagiz diye korkup nerdeyse buldugumuz tum kose ve deliklere domates dolduracagiz. En son bir de buz kutusuna domates suyu doldurdum. Bunu da bir sitede gordum, yemeklere bir-iki kup atmak iyi oluyormus. Cok ise yarar bir fikirdi dogrusu bence.
Yukaridaki fotograftaki sari cherry domatesleri pazardan bir koyluden aldim. Azicik degisik geldi sekilleri, armut gibi bir uzantisi var. Insana hormonluymus gibi bir his veriyor ama kesinlikle kullanmiyorlarmis hormon. Zaten uzun zamandan beri yerli halki destekliyoruz bu cabalarindan dolayi. Laf aramizda korkunc lezzetliydiler, hic bir saklama metoduna girisilmeden oylece yendi kahvaltida.


Asagidaki fotograf ise tomatillo denilen daha cok Guney ulkelerinde yetisen bir domates turu. Sanirim Meksika kokenli(biraz bulanik cekmisim ama). Uzerinde kagit benzeri bir kilif var. Domates icinde yokken ilk once bu kabuk olusuyor ve icinde yavas yavas domates buyumeye basliyor. Domates olgunlasinca kabuga dogru yaklasiyor. Kabuk agirlasmaya ve rengi kahverengiye donmeye basliyor. Sonra toplayabiliyorsunuz. Domates hic kizarmiyor, kagit kabugunu cikarip daha cok salsa yapimi gibi Meksika yemeklerinde kullaniyorsunuz.


Ben Turkiyede hic gormedim ama belki simdilerde vardir, bilmiyorum. Bunu bana agaci ile saksida bir dostumuz verdi ve ben de onu bahceye gomdum. Aklim cikiyor, olecek diye ama dostumuz cok dayanikli bir agac oldugunu merak etmememi soyluyor. Simdilik meyve vermeye devam ediyor.

Bol meyveli, bol urunlu, taptaze gunler diliyorum hepinize.

9 Eylül 2007 Pazar

Seftalili Sutlac


Bu tarifin mangolusunu bizimpastane'de gorup yapmaya karar vermistim ama tabii elimde bol miktarda seftali oldugu icin simdilik seftali ile denemek daha mantikli geldi. Bir de hindistan cevizi sutu bizim evde hic sevilmediginden ben bunun yerine condensed sut* kullandim. Bunu da Amerikaya ilk geldigimde okulda bir Meksikali kizin bizim sutlaca benzer bir tatli getirmesinden etkilenip icindekini sordugumda uc cesit sut kullandigini, bunlarin condensed(yogunlastirilmis) sut, evaporated(buharlastirilmis) sut ve normal sut oldugunu ogrenip henuz hic yapmayi beceremedigim sutlaci boyle yapinca guzel bir sonuca ulastigimdan denedim. Tabii condensed yani yogunlastirilmis sut tatli geldigi icin tatli tarifindeki sekeri kaldirdim, cok da iyi yapmisim.


Tarifi kendi yaptigim sekliyle yazdim ama orjinalini gormek isteyenler buraya tiklayabilir.


Malzemeler:
1 1/2 bardak sut kremasi (heavy cream)
1/2 bardak konserve sekersiz hindistan cevizi sutu (tarif boyle diyor ama ben bunun yerine condensed milk kullandim)
1/2 bardak seker (ben koymadim)
2 cirpilmis yumurta
1/2 bardak pirinc
1 bardak seftali puresi
bir portakal kabugu rendesi ince tarafindan (ben limon koydum)
Arzuya bagli kuru uzum
hindistan cevizi rendesi

Yapilisi:

Firini 175 (350 F)dereceye isitin. Pirinci 2 bardak kadar su ile haslayip, iyice yumusadiklarindan emin olduktan sonra bir kenarda biraz sogumaya birakin. O arada kremayi, sutu, yumurtalari, sekeri ve seftaliyi buyukce bir kabin icinde iyice karistirin. En son kuru uzum, pirinc, limon kabugu kabugu rendesini ve hindistan cevizini ilave edip karistirin ve onceden icini tereyagla yagladiginiz yaklasik 10x20 santimlik tepsinin icine dokun. Bu tepsiyi daha buyukce baska bir tepsinin icine yerlestirin.


Buyuk tepsiyi kucuk tepsinin disindan yariya kadar kaplayacak sekilde sicak suyla doldurun(banyolama yontemi deniyor bu yonteme). Firinda 40-45 dakika pisirin, iki yana salladiginizda ortasinin cok hafiften oynamasi lazim.

Dilerseniz uzerine ayni meyveli dondurma ile ikram edebilirsiniz.

Afiyet olsun.



* Condensed sut: Inek sutu icindeki su yok edilerek seker ilavesi ile dayanikli hale getirilen sut sekli. Bu sekilde teneke kutulanan sut yillarca tazeligini koruyarak saklanabiliyor.

7 Eylül 2007 Cuma

Mojito*


Ben Texas'dan ayrildiktan sonra sevgili birkac ay fazladan kalmisti. Bu arada yaptigi cok seyin arasinda bir yari Ingiliz-yari Amerikan asci arkadasi ona Mojito adli ickiyi sevdirmis.
Bahcedeki naneleri gordukce bana birkac defa 'sana mojito yapicagim' diye cikti ama bir turlu tarifi bulamadi, benden yeterince istek goremedi vs vs. Bizim mojito isi de benim acemiasci'daki mojito tarifini gorene kadar askiya alindi. Bir de baktim ki sevgilimin bahsettigi icki buymus. Kendisinin isten yorgun argin gelip azicik dinlendikten sonra kendine gelme calismalari arasinda bu guzelim buz gibi bardagi kendisine uzattim. Gozlerini ovusturarak 'aaa nerden buldun tarifini?' diye sasirdi ve ben de 'ah canim sen iste ben herseyi bulurum' diye havami atmis bulundum. Tabii kendisinin yoklugunda internette fazlaca dolanmis oldugumu da kendisine caktirmamam lazim, degil mi ama?


Ankara'da havanin hala 37 derece oldugunu duyup, bizim burada da birkac gun once serinleyen havanin Ankarayi aratmamasi uzerine tarif iyi gider diye dusundum. Acemiascinin dedigi gibi, rum eklemezseniz alkolsuz bir icki elde edersiniz ki ben bizim minige aynen boyle yaptim. Bayila bayila icti..
Tarifi yine de yaziyorum;

Malzemeler 1 kişi için:
1/2 olcu tozşeker
1/2 adet limon (ya da lime)
12 adet taze nane
1 olcu beyaz rom (bacardi)
3 olcu clup soda
kırılmış buz

Yapılışı:
Limonu dörde bölün.
Naneleri yıkayın bir dalını süslemek için ayırıp kalanının yapraklarını ayıklayın.
Uzun ve büyükçe bir bardağa limonları, yaprak naneleri koyun, şekeri ilave edin.
Bir havan ile yada bir tahta kasik ile bunları biraz ezin.
Buz kırıkları ve kalan naneyi ilave edin
Rom ekleyin, sodayı ilave edin.
Karıştırın.Nane dalları ve limon dilimleriyle süsleyip servis yapın.


Tarif boyle ama evde lime olmadigi icin ben limon ile yaptim. Boyle olup olmayacagini da bacardi'nin resmi sitesinden onayladim. Hatta sitede bu nane yapraklarini ezme isi icin ozel bir alet oldugunu gorup iyice de sasirdim. Valla yaparlar yani.
* Mutlaka biliyorsunuz ama 'mohito' diye okunan, Karayip ickisidir kendileri.

6 Eylül 2007 Perşembe

Ispanakli Borek


Muhakkak herkesin bildigi bir borek tarifi bu ama bizde cok meshurdur kendisi. Annemden ogrendigim gibi yapiyorum. Annemin yaptigi en lezzetli seyler olmasinin yanisira, genclik yillarimda bizim evde yasak olmasi onu daha da meshur yapmaya yetmisti. Doktorun babama 'alnina silah dayasalar da ispanak yemeyeceksin' demesine ragmen babam yalvar yakar, bazen terorle, bazen de kendini acindirarak bu boregi pisirtir anneme ve sonra da henuz sogumasina bile firsat vermeden tepsini yarisini yerdi. Hala annem yapmamaya calisiyor, babam yine bir yolunu bulup yaptiriyor ve biz bu 'yasak meyve' hikayesine uzulerek bakiyoruz. Cunku hala evde yaptigimda bile sucluluk duyuyorum ve babama haber vermemeye calisiyorum(simdi bunlari okuyorsa farketmistir ya).


Bu meshur boregi simdi Amerikalilara da sevdirmeyi basardim. Hatta bazilari Yunanlilarin sagda solda yaptigi ispanakli borekleri yediklerini ama benim yaptigimin cok daha lezzetli oldugunu bile soylediler. Pazartesi gunu gelen bayagi da genc bir gruptakiler bile cok sevdi, hatta ispanak yemediklerini ama benim boregin icinde harika oldugunu soylediler. Ben de bir markette Yunan markali donmus bir ispanakli borek gorup bayagi bozuldum acikcasi, adi da Spanokopita 'ymis..Ama pazarlamayi yapan kazanir degil mi?


Malzemelerde degisik bir sey yok aslinda, hepiniz biliyorsunuz ama ben yine de yazayim.

6 adet yufka

6 yumurta, birinin sarisi uzerine surulmek uzere ayrilacak

Bir litreye yakin sut

Iki cubuk katiyag(yaklasik 225 gr)

Ic malzemesi:

Bir kilo ispanak, yagda kare dogranmis kuru sogan ile kavrulacak

100 gr kadar beyaz peynir(olmasa da olur)

tuz-karabiber


Yapilisi:

Katiyag eritilip, cirpilmis yumurtalar ve sut ile karistirilir.


Her bir yufka temiz bir yuzeye yayilir ve uzerlerine sutlu karisim guzelce yayilarak yufka islatilir.

Ispanaklar soganla kavrulduktan sonra sogumasi beklenir ve icine ufalanmis beyaz peynir konur. Bir miktar da tuz-biberle tatlandirildiktan sonra soguyan ic malzemesi yufkanin her bir tarafina ufak parcalar halinde serpistirilir ve yufka rulo seklinde sarilir.

Yaglanmis tepsinin ortasina helezon seklinde sarilir. Daha sonraki parcalar da ilk parcanin etrafina dolanarak helezon sekli korunur.

Butun parcalar bitince kalan yumurta sarisi boregin uzerine surulup, arzu edilirse corek otu serpilip 375F(yaklasik 200C) de onceden isitilmis firinda uzeri altin rengi olana kadar pisirilir(yaklasik 30-40 dakika).


Firindan ciktiktan sonra uzerine temiz bir bez veya kagit havlu sararak sogumasini saglarsaniz, buhari icinde kaliyor ve pof pof halini korumasini sagliyor.

Afiyet Olsun

5 Eylül 2007 Çarşamba

Butun Dunya Elele Tutussa

kurabiyeleri bunlar...

Boya-badana gunune stokladigim yiyeceklerden biri de bu kurabiyelerdi. Galiba tarifi morkoyun'da gormustum. O da birine link vermisti, o kisi de kendi tarifi olmayip yag paketinin ustundeki tarifi uyguladigini soylemisti. Of amma da uzunmus liste... Yani ben o kisinin ismini almadan tarifi bir yere not etmisim, portakal suyu oldugunu gorunce icinde. Sahibinden ozur dilerim, isim veremedim diye ama hemen eklerim eger bulursak kendisini.

Kurabiyeler cok guzel oldu, cocuklar hizla tuketti, bize de cok hafif geldiler. Tabi hamur bir hayli cok oldu, tarifte de oyle diyordu zaten. Ben ucte birini hala bozdolabinda sakliyorum, kriz aninda cikarip hizla pisirecegim kendilerini..

Malzemeler;

Yaklasik 225 gr katiyag ( Amerikan olculerinde 2 cubuk)
1 su bardagi toz seker
1 yumurta
2 1/2 su bardagi un (tarif boyle diyor ama bende en az bunun uc kati kadar un gerekti)
2 yemek kasigi portakal suyu
1 cay kasigi vanilya (1 paket)
1 cay kasigi kabartma tozu
isterseniz limon kabugu rendesi(yine tarif boyle diyor ama ben portakal suyu kullaniliyor diye portakal kabugu rendesi kullandim)

Once yag, seker ve yumurtayi mikserle yuksek hizda cirpin, sonra icine un, portakal suyu, vanilya ve kabartma tozunu ekleyip orta hizda terkar cirpin. Tarifte boyle diyor ama ben un disindaki tum malzemeleri elimle yogurup, sonra unu da ekleyerek tekrar elimle yogurdum.

Hazirladiginiz hamuru 3 esit parcaya ayirip plastik torba ya da aluminyum folyaya sarip 2-3 saat buzdolabinda bekletin.

Firini 400F (200C) da isitin. Azicik unlanmis yuzey uzerinde 1 cm kalinliginda hamurunuzu acin. Kaliplarla keserek istediginiz sekillerde kesin.

Yagli kagit serilmis tepsiye 2-2,5 cm araliklarla dizin. 6-10 dk kenarlari pembelesinceye kadar pisirin. Soguyana kadar tepside birakin.

Not; Yine tarif boyle diyor ama benimkiler 10 dakikadan uzun surede pistiler ama kenarlari kizarinca almak lazim. Ayrica hamuru 1 cm den biraz kalin acmak gerekiyor, yoksa cok ince oluyorlar ve de bu incelikleri cabuk kurumalarina neden oluyor. Dilerseniz sogukduktan sonra uzerlerini pasta susu ile susleyebilirsiniz ama ben yapmadim.

Hepinizin baris icinde yasamaniz dilegiyle...

4 Eylül 2007 Salı

Iki Yasinda Olmus Bile


Ne zaman aramiza katildin? Ne cabuk da kendini sevdirdin. Uzunca bir zaman uc kisilik bir arkadas grubu gibiyken senin gelisinle AILE oldugumuzu hissettirdin bize. Biraz sikilmistik gunluk dertlerden, hayatin rutunliginden, ayni sohbetlerden; sen cikageldin. Hayatimiz bir anda degisti, gunumuz aydinlandi, ruhumuz yenilendi.
Artik Gunes daha bir farkli doguyor sayende, yeniden cocuk parklarinda kaydiraklardan kayiyoruz seninle. Yeniden bir kitapcida yerlerde oturup kitap okuyoruz seninle, yeniden kumdan kaleler yapiyor ve etrafimiza hic aldirmadan cocuk oluyoruz biz de seninle birlikte. Yeniden kahkahalar atiyor, yuzumuze komik ifadeler verip cilginlar gibi guluyoruz.
Bir battaniye ile oynamanin ne kadar keyif verici oldugunu yeniden kesfediyoruz. Ayaklarimizi suya sokup kiminki daha burus burus olacak diye beklemekten ve sarkilar soylemekten daha keyifli hicbirsey yok dunya uzerinde.

Ben ise yeniden bir kucuk elin yanagimi oksamasinin dunyadaki en buyuk zen oldugunu hatirliyorum. Eve her gelisimde beni mutluluktan cilginlar gibi karsilayacak o minik adam icin deli gibi atiyor kalbim. Genclestim, yenilendim, tazelendim sayende. Yapamayacagim hicbir sey yokmus gibi hissediyorum artik.

Tum dislerini gostererek gulusun, yaptigin tum muzirliklar, gozlerindeki o piriltilar, her gordugune kucaklarini acisin bize sanki bambaska yeni duygular yasatiyor. Sadece gulusun icin, bir tek bunun icin bile degerdi seni dunyaya getirmeye calismak.

Hayatimiza biraz gec girdigini dusunsek de zaman zaman, o kocaman yureginle gecen zamani en kisa surede dolduracaga benziyorsun. Sen kendi zamanini sectin, sen bize geldin. Hos geldin, varliginla tam olduk. Butunlendik, nice yaslara benim kucuk Gunes'im...



** Kendisi bir Thomas the Tank Engine hayrani oldugu icin butun pastaneler gezilip boyle bir pasta bulunamadigindan annesinin yeni ogrendigi pandispanya denemeleri ve babasinin o sahane pasta ustu cizimi ile Thomas benzeri bir pastasi oldu minigin. Cok benzemese de o oyle cok begendi ki bakip bakip 'woooow' dedi, durdu. Pastaya eslik eden Thomas masa ortusu, tabaklar, ve diger oyuncaklar da onun sevincini ikiye katladi. Sevinci, kahkahalari her seye degerdi.

3 Eylül 2007 Pazartesi

Cherry Domatesli-Beyaz Peynirli Tart


Evdeki boyaya baslamadan bir gun once birkac cesit yemek yaparak buzdolabina depoladim ki, cay-kahve molasi ve aksam yemeginde bizi yorgunlukla yemek yapmak zorunda birakmasin diye. Iyi de olmus, cok ikrama gecti(benim icin tabii, yine yemek yapacak olan kisi de bendim cunku)...

Diger seylerin yaninda benim paylasmak istedigim bu domatesli tart olacak simdilik. Tarifi cafefernando'dan almistim. Sanirim pek bir degisiklik yapmadim. Cherry domates sanirim Turkiyede de var, kiraz domatesi mi deniyor? Ben bir koyluden tazecik aldigim sari cherry domates kullandim. Peynirin tadi ile o hafif eksimsi domatesler olaganustu bir tada ulasmisti.

Tart hamurunu birkac saat buzdolabinda dinlendirmek gerektigini ogrenince bir gun onceden yapip buzdolabinda beklettim(daha da iyi olabilecegi yaziyordu cunku). Daha onceki tart hamuru denemelerimden daha da iyi sonuc aldim diyebilirim. Tuzlular icin ideal bir hamur oluyor bu. (Martha Stewart tatlilar icin bir tarif verdi, onu da denemek istiyorum, cunku kendisi 'asla sasmayacak bir tarif bu' demisti televizyon programinda).


Bir de tarifte "feta cheese" deniliyor ama ben evdeki mevcut Turk beyaz peynirini tart icin kullanmak istemedigimden gidip Meksika beyaz peyniri aldim, azicik da tuzlu oldugu icin harika sonuc verdi...


Tart hamuru
1 1/4 su bardagi un
1/2 cay kasigi tuz
1 cubuk (1/2 kap) tereyag, soguk, kucuk kupler halinde kesilmis
2 yemek kasigi buz gibi soguk su

Yapilisi

Tereyagini kucuk kupler halinde dograyip buzluga koyup, 10 dakika bekletin.

Bir kapta unu ve tuzu karistirip, tereyagini ekleyip mikserin hamur ucu ile hamurda puturler kalmayana kadar cirpin(ben elle karistirdim),
Makina calisirken bir yemek kasigi soguk suyu yavasca ekleyin. Daha sonra doger kasigi da ekleyin. Hamur cok yapiskan veya islak gorunumde olmamali,


Elinizle deneyin, eger puturler yok olmamissa biraz daha soguk su ekleyebilirsiniz.

Hamuru once bir parsomen kagidina, daha sonra da plastik strece sarip buzdolabinda en azindan bir saat veya bir gece bekletin.

Hamur buzlukta bir ay kadar bekletilebiliyor, sadece kullanmadan once buzdolabinda buzunun acilmasini saglayin.

Bu tarti dilerseniz marketlerdeki hazir tart hamurlari ile de yapabilirsiniz, bence fevkalade sonuc verir, hem de daha da kolay olur.

Domatesli-Beyaz Peynirli Tart

Tart hamuru, buzdolabinda en az bir saat sogutulmus
1 1/4 subardagi beyaz peynir
35-40 adet kiraz domatesi
2 yemek kasigi sizma zeytinyagi
Taze kekik dallari
tuz- taze cekilmis karabiber


Firininizi 450F (225 C civari sanirim)de isitin.

Tart kalibinizi(tart kalibi 9 inc olacak) yaglayin(ben zeytinyagi kullandim)

Hamuru yerlestirip, kenarlarina elinizle sekil verin.

Uzerine beyaz peyniri ufalayin.

Tuz ve karabiber ekin (eger peyniriniz tuzluysa dikkat edin, cunku hamur da tuzlu oldugu icin fazla gelebilir).

Domatesleri peynirin uzerine yerlestirin.

Firininizi 425F a dusurun ve uzerine bir yemek kasigi zeytinyagini gezdirdiginiz tartinizi firina verin.

35-40 dakika kadar veya tartin kenarlari hafifce kahveringilesene kadar pisirin.

Tarti firindan alip uzerine taze kekik dallarini yerlestirip tekrar firina verip 10 dakika daha pisirin.

Tarti firindan alin, kalan zeytinyagini uzerine gezdirin, oda sicakliginda sogumaya birakin.

Afiyet Olsun...