19 Eylül 2007 Çarşamba

Sefaniz Bol Olsun


Yillar sonra harika bir muzik dinleyerek kulagimizin pasinin silinme imkanini bulduk. Sanirim iki yil veya biraz daha fazla bir suredir (evet kucuk oglumuz dogdugundan beri) klasik muzik konserine gitme imkanimiz olmadi. Hatta hic konsere gitme imkani olmadi ama dun noktayi koyduk umarim.


O kadar guzeldi ki muzik ve ortam; ben yine kendimi Ankara'da CSO"nun koltuklarinda her hafta aldigim yerimden sevdigim muzigin tinilarini dinliyor gibi hissettim kendimi. Cuma aksamki konsere pazartesi sabahi kargalar kahvaltilarini bile etmeden kalkip siraya girerek bilet alip haftayi buyuk bir zevkle gerine gerine cuma aksamki muzik ziyafetini bekleyerek gecirirdik. Bilmiyorum hala biletler boyle mi satiliyor ama biz sonralari buyuyup is alemine akinca anladik ki o biletler bizim sirkete filan dahil olmak uzere oylesine dagitiliyormus. Artik sabahin korunde kalkmaya gerek kalmadan elimize hop diye gelmeye basladi biletler. Konser salonundaki on siralarin bosluguna sinirlenirken biz o zamanlar meger ki o siralarin sahibi bilet yollanan kisiler 'aman bu da ne'deyip kaldirip atiyormus.


Her neyse dunku konser Almanyadan konuk olarak gelen piyaniste Peter Geisselbrecht idi ve 1900-1924 yillari arasinda Amerikali bestekarlar tarafindan bestelenen muzikleri caldi. Bir de gecenin en hareketli parcasi vardi ki, ruhumu senlendiren de buydu zaten, Rhapsody in Blue. Bileginin agridigini soyleyerek calamayacagini soyledigi Honky Tonk Train Blues'u ise bis bolumunde calarak gecenin surprizini yapmis oldu.


Harika bir geceden sonra eve gelip hemen ilk arastirmalarimi yapip, Senfoni Orkestrasinin butun konserlerine gitmeye soz verdim kendime.


Geceden Notlar;

- Ne giyerseniz giyin, gecenin en sik kadini siz oluyorsunuz Amerikada boyle konserlerde. Genellikle kadinlar boyle geceler icin sandiklarindan uzun eteklerini veya janjanli ceketlerini cikarip giydikleri icin sizin en fazla bes yillik gecmisi olan kiyafetleriniz en yeni moda olarak kaliyor.

- Turkiyede boyle bir konsere giderken asla giymeye cesaret edemeyeceginiz genis yaka, yuvarlak yaka, uzun yaka gomleginizi giyebileceginiz gibi, ince topuklu, kalin topuklu, ucu kut ayakkabinizi da giyseniz gecenin parlayan yildizi oluyorsunuz. Hatta insanlarin size bakislarindan 'Avrupali galiba' diye dusunduklerini bile anlayabiliyorsunuz.

- Bu kez ilk defa eserin aralarinda alkislayanlar olmadi, sanirim muzikleri gercekten bilen bir topluluktu bu gecedekiler.
** Fotograftaki Aksam Sefasi, Turkiye'de Kusadasindaki evimizin bahcesindeki aksam sefalarindan tohum olarak toplandi, makyaj cantasinin icinde ulkeye sokuldu ve simdi Turk Cicegi seklinde Amerikan topraklarinda saliniyor(tipki benim gibi)...

3 yorum:

gezicini dedi ki...

CSO konserleri ? evet güzeldir, takip edilmelidir, amma 2 saat boyunca o koltuklarda oturabilirsen tabii :-( evde TV2 canlı yayın veriyor, evde daha bir rahat oluyor haliyle!
sevgiler
gorki

sunrise dedi ki...

Sevgili Gezicini,
Ben hala o kokuyu, ortami, insan kalabaligini sevdigim dusunuyorum ama insan uzakta olunca belki de hic yapmayacagi seyler bile OZLEM olarak gorunuyor gozune. Hani belki hic gitmeyeceginiz yerler, kokular burnunuzda tutuyor. Belki ben de Ankara'da olsam TRT2'den seyrederim, kimbilir.

Belki de sadece o gunler guzeldi, kimbilir.

Saglicakla..

Sibel dedi ki...

Rapsody in BLUE benimde favorilerimden.