30 Aralık 2007 Pazar

Bir Davet, Bir Kayisi Dolmasi




2007 yilinin sondan bir onceki davetini daha gerceklestirmis olduk. Yine inanilmaz guzel bir davetli toplulugu, inanilmaz guzel sohbetler, anilar ve guzel yemekler geldi gecti.

Bizi kirmayip taaaa nerelerden geldi guzel dostlarimiz. Hatta uc tanesi bizi tanimiyordu bile, tanismak ve dostluk kurmak icin geldiler ve bizi son derece memnun ederek ayrildilar. Cok hostu hersey, ben severek ve eglenerek yemek yaptigim icin yine daha az yoruldum. Hatta o guzel ovguleri alinca, yorgunluktan eser bile kalmadi. O kadar sevincli ve guzel bir gece gecirdik ki, o firtinaya ragmen evimizi onurlandiran misafirlerimize sonsuz sukran borcluyum. Hatta o bizi hic tanimayan uc kisi evimize oturdugumuzdan beri(15 aydir yani) ilk gelen Turkler oldular.

Bunun sorumlusu kesinlikle biz degiliz, sakin yanlis anlamayin. O kadar kucuk ve ilginc bir yerde yasiyoruz ki, en yakin Turk 1,5 saat uzaklikta oluyor maalesef. Ben yine de umitle yakinlarda birilerini daha aramaya devam ediyorum ama.

Neyse, yemek menusu oldukca degisik seylerden olusuyordu. Bu sefer fazla serbest davranamadim, cunku davetlilerden birinin gluten alerjisi vardi ve ben o kadar debelenmeme ragmen iki tane yiyecegi maalesef sevgili davetlime ikram edemedim. Cok uzuldum ama kendisi duruma alisik oldugunu soyleyerek beni yatistirmaya calisti.

Tarifleri yerim ve zamanim oldukca verecegim ama menuyu unutmamak icin buraya yaziyorum:

-Antep Ezmeli Kanepe

-Brie peynirli ekmek fondusu

-Karides kavurma

-Patlican Piyaz


-Patates Sufle

-Kuzu Kebap
-Tavuk Sis


-Patatesli Roket Kofte


-Gavurdagi Salatasi


-Armut Tatlisi

-Kayisi Dolmasi


Ne yazik ki sadece kayisi dolmalarinin fotografi var simdilik elimde. Sanirim herkes biliyordur yapmayi. Hatta Turkiyede siz kaymak koyarak, belki de tamamini satin alarak ustunde bile durmuyorsunuzdur ama bizim icin boyle seyler cok lux oldugundan kendi kremamizi kendimiz yapiyoruz biz. Ben de cig krema, erimis peynir ve biraz da pudra sekerini cirparak istedigim kivami elde edene kadar icindekilerle oynayarak cirpmaya devam ettim ve sonunda kayisilarin arasina surebilecegim bir krema elde ettim. Onlari da robotta kirdigim sanfistiklarina bulayip servis yaptim.

Bugun yani yilbasi gecesi yine bir davetimiz ve cokk ilginc bir davetli grubumuz daha var. Bakalim o nasil gececek? Tekrar gorusunceye kadar herkese saglikli, mutlu ve guzel gunler diliyorum. Hersey gonlunuzce olsun...

28 Aralık 2007 Cuma

Havuclu-Tarhunlu Balik

Hemen hemen her cumartesi 'balik yaptim gelin' diye bizi arardi canimiz arkadasimiz. Bize degisik degisik soslu, adini bile duymadigimiz otlarla, baharatlarla karisik baliklar yapardi. Yanina da bir kocaman salata yapar ve Dikmen'de eskiden sarap yapimhanesi olan bir beyden aldigi onlarca kasa saraptan birini(hatta bir kacini) acar ve hem gonlumuzu, hem de karnimizi tika basa doyurur, bizi bir dahaki cumartesiye kadar hayallar icinde evimize yollardi.

Di-li gecmiz zaman kullanmamin sebebi simdi bizim burada(dunyanin bir ucunda) onunsa Turkiye'de kalmis olmasindan. Yine gitsek hemen ilk is bize balik pisirecegini, yillardir sakladigi saraplari acacagini ve dostlugun ne oldugunu bir kere daha hatirlatacagini biliyoruz.

Uzakta olmamiz kendisinden balik tuyolari almamiza engel degil tabii. Gecen gun 'elimde whiting fillet var neyapayim ben bununla?' diye sorunca bana; 'baliklari cok az yagda kizart, sonra baska bir tavada az yagla rendelenmis havuclari talandir. Havuclarin icine krema ve beyaz sarap koy, hatta varsa tarhun otu at ve biraz daha cevirip tavanin altini kapat, kizarttigin baliklari ekleyip, guzelce karistir' dedi. 'Sogutmadan yiyin' ama demeyi de ihmal etmedi.

Biz de aynen onun dedigi gibi yaptik ve aynen bu tarifi bize pisirdigini hatirlayip balik bitene kadar hep O'ndan bahsettik, eski gunlerimizi yad ettik, bir daha ne zaman beraber oluruz acaba diye ic gecirdik.

Ozluyoruz sizi, hem de cok canim dostlarim...

** Fotograftaki baliklar cok yamuk yumuk dursa da, ilk partiyi yedikten sonra geriye kalanlarla fotograf cekmeyi akil etmis oldugumdandir. Yoksa dostumun tarifi parmaklari yedirtecek cinsten, hic laf istemem.

26 Aralık 2007 Çarşamba

Annelerin Annesi




Elindeki boya fircasi onun hayali, yapamadiklari, sevdikleri seyler olup cikiyordu. Fircayi boyaya batirdiktan sonrasi oyle hizla gelisiyordu ki, kendi bile anlayamiyordu. Aklindan gecenleri bazen konusamiyor, gucu yetmiyor, bazen sesi cikmiyor, bazen de susmasi gerektigi icin susuyordu ama tuvale gelince sira, susmasi gerekmiyordu. Icinden gecenleri hic bir sansure uygulatmadan, hic bir yan etki dusunmeden ciziyor, ciziyor, boyuyor, boyuyordu. Susmasi gerektigini soyleyenlere haykirma yontemini bulmustu. Susmayacakti, sustugunu zannedenler sadece disaridan ona bakanlardi, o hic bir zaman susmayacakti. En azindan resimleri konusacakti onun yerine.

Hep de oyle oldu zaten, zerafetinin izin vermedigi yerlerde susmayi tercih etti benim annem. Kavgadan hic hoslanmayan, sesini hic yukseltmeyen, karda yururken bile ayak izi birakmayacak kadar narin yuruyen, zerafetini yemek yaparken bile havuclari cicek gibi keserek gosteren, sesi guzel, yuzu guzel, elleri en guzel annem.

Hep uzaklari yakin yapti, en olmazi olur yapti, guzelleri daha da guzel yapti. Anlayisiyla bizi hic uzaklastirmadi kendinden, hic kusmedi, hic cezalandirmadi bizi.
Yanindayken bile ozledigim, asla koklamaya doyamayacagim, icimde hep en uzak koselerin timsali, hayallerimin, gelecegimin, dunyaya gelisimin sebebi, tek ornek aldigim , tek imrendigim, ozendigim, sevdigim kadin.

Yilbasindan uc gun once dogmus olman hep hediyelerinin sayisini azaltti ama hayatimizin diregi olmani hic engellemedi, sen her zaman en once, ilk ve tek sevgilisin. Iyi ki dogmussun, iyi ki benim annemsin.

Nice, nice uzun yillara annecigim…


** Resim, kendisinden asirdigim ve cercevelettigim bir kumas boyama ornegidir. Asla 'en guzel eseri' olmamakla birlikte, su anda elimde olan nadir parcalardan biridir.

24 Aralık 2007 Pazartesi

Swiss Peynirli-Pastirmali Dip


Yilbasi geliyor; partiler, davetler kapida. Eger evde birseyler hazirlama telasinda iseniz, bu dip son derece lezzetli. Benim gecen hafta gelen 30 kisilik partimden bir dip tarifi bu.Firindan sicak sicak servis edildigi icin cok ikrama geciyor, hem de kalabalik partiler icin ideal. Eline ekmegini, krakerini, havucunu alan oyle bir guzel bana bana yiyor ki; misafirlerinizin bu halinden siz de kesinlikle cok memnun kalirsiniz.
Ben tarifin orjinalindeki peynir cesitlerini yazacagim, eger sizin elinizde bunlar yoksa neler kullanabilirsiniz bilemiyorum ama Turkiye gibi peynir cenneti bir ulkede sorun olmasa gerek.
Gerekenler soyle;
8 dilim pastirma, ince kup seklinde dogranmis(bende olmadigi icin ben salam kullandim)
8 oz (yaklasik 250 gr kadar) krem peynir, oda sicakliginda yumusamis
1/2 kap mayonez
2 tepeleme tatli kasigi Dijon hardali
1 1/2 kap rendelenmis Swiss peyniri
3 yesil sogan, ince dogranmis
1/2 kap kavrulmus badem, irice cekilmis
Yaninda ikram etmek icin minik havuclar,
veya/ve Ucgen dilimlenmis firinda kizartilmis pideler
veya/ve Ince dilimlenmis kokteyl tarzi ekmekler
Firini 400 F(200C) ye isitin.
Yagsiz bir tavada pastirmalari cevirerek pisirin. Bir kagit havlu uzerine alin.
Bademler haric butun malzemeleri(pastirma dahil) firina dayanikli bir kaba (tercihen toprak bir kaba) karistirarak yerlestirin.
15-18 dakika kadar pisirip, firindan cikarinca uzerlerine bademleri serpip, sicak olarak havuclar ve diger ekmeklerle birlikta servis yapin.

19 Aralık 2007 Çarşamba

Iyi Bayramlar

Ustuste birkac kotu haber aldik, yakin bir arkadasimizi gencecik yasta kaybetmenin yaninda. Ama yine de umut dolu, daha iyi gunlere ulasmak umidiyle Saglikli ve Mutlu Nice Bayramlar diliyorum..
Kimse umutsuz kalmasin.

18 Aralık 2007 Salı

Pecan Pie


Pecan, Amerikalilar tarafindan cok sevilen bir yemis, cevizgiller ailesinden geliyor. Dis kabuklari daha ince ve daha kolay kiriliyor cevize gore, icinden cikan yemisin de ceviz gibi dis kivrimlari yok. Boyuna cizgili gibi sanki. Bana sorarsaniz ben cevizi tercih ediyorum ama Pecan'la yapilan bazi geleneksel tatlilar var ki, bunlari cevizle degis-tokus edemiyorum. Bir tanesi de bu meshur pecan pie.
Bana cok yakin bir arkadasim aile tarifini verdi ve cok ozel oldugunu soyledi. Cok saygi duyarak aldim bu tarifi ama yine de blogumda yayinlama izni de aldigim icin denedigim tarifi hemen paylasmak istedim.
Bilmiyorum pecan Turkiye'de bulunuyor mu, ya da yetisiyor mu ama sanirim elinize gecerse ne yapacagim diye dusuneceginize bu payi yapabilirsiniz. Cok ama cok lezzetli ve ozel bir pay cunku bu...
Gerekenler soyle;
3 yumurta, hafifce cirpilmis
1 kap toz sekeri
1 kap misir surubu ( Amerikadiler icin Light Corn Syrup olacak)
1 yemek kasigi tereyag, erimis
1 tatli kasigi vanilya ozutu (veya 2 de olabilir), (veya 1 tatli kasigi Rom)
1 kap pecan, dovulmus
20-30 kadar daha tum pecan
Mikser kabinda yumurtalari, sekeri, misir surubunu ve vanilyayi puruzsuz bir hale gelene kadar cirpin.
Yavasca cirpmaya devam ederek erimis tereyagini ekleyin.
Dovulmus pecanlari karisima ilave edin, kasikla karistirin.
Pay kalibini yaglayip pay hamurunuzla kalibi kaplayin.
Pay kalibinin icine karisimi dokun.
Tum pecanlari en uste dizin.
Onceden 350F da isistilmis firinda 50-55 dakika kadar veya bir bicak sapladiginizda(benim payimin ustundeki iz bu bicak izidir) bicak temiz cikana kadar pisirin.
Geleneksel Amerikan tarzi serviste krema veya dondurma esliginde servis ediliyor ama bence daha fazla agirlastirmaya gerek olmadigi icin ben kahve ile servis yaptim. Arzunuza kalmis...

17 Aralık 2007 Pazartesi

Kite Runner

Dun aksam bitirdim bu kitabi, hemen hemen rekor denilecek surede ama bazi geceler uzuntumden okuyamadim. Cunku sadece geceleri kitap okumaya firsat bulabiliyorum ve bu kitabi okudugum birkac gece uyuyamadim ve uyudugumda da hep kitapla ilgili karmakarisik ruyalar gordum.

Kitap yaklasik uc yildir basucumda duruyordu ve ben bana veren kisiden pek hoslanmadigim icin nedense kitaba da onyargi ile yaklasmistim ama 'sen adami sevmiyorsan kitabin sucu ne?', degil mi ama? Gecen gun bir kitapcida birkac hanimi konusurken duymustum. Bir tanesi digerine 'eger yuregini isitacak, seni alip bambaska yerlere goturecek bir kitap ariyorsan Kite Runner' i oku' diyordu. Oyle kalakaldim orada, ben neden okumuyorum diye ve eve gelip hemen kitabimi aldim elime.

O andan itibaren de Afganistan'da Rus istilasi ve rejim oncesi baslayan ve rejim esnasinda da devam eden birkac yasam oykusunu anlatan bu kitabin muptelasi oldum.

Kitabin yazari Khaled Hosseini 1980 yillarinda Amerikaya iltica etmis Afganistanli bir diplomatin oglu ve halen Amerikada doktor olarak calisiyor. Kite Runner ilk kitabiymis ama ikincisi de Mayis 2007 de yayinlanmis "A Thousand Splendid Suns". Galiba onu da alip okuyacagim..

Khaled Hosseini cok guzel bir dil kullanmis ki bu kitapta, okudukca ne kadar profesyonel oldugunu dusunmekten kendimi alamadim. Tasvirleri, duygulari anlatmadaki basarisi, konulari hic karistirmadan gayet yalin bir sekilde siralamasi, kitabin sonunu veya herhangi bir yerini tahmin etmenize bile imkan olmayan, solugunuzu tutarak okuyacaginiz, zaman zaman hickiriklarina bogulacaginiz, zaman zaman bizim kulturumuzle ne kadar benzerlikler olduguna sasiracaginiz degisik bir ulkenin gecirdigi akil almaz surecini de iceren bir ic hesaplasmasini anlatan sicacik bir kitapla basbasa olmak isterseniz kacirmayin derim.

Bilmiyorum Turkcesi yayinlandi mi ama Amerika'daki dostlar belki su anda yayinda olan filminden once kitaba da goz atmak ister diye tavsiyede bulunmak istedim...

** Kucuk bir arastirma ile kitabin Turkceye; yazarin adinin Halit Huseyni, kitabin da Ucurtma Avcisi olarak cevrildigini gordum. Kucuk bir ekleme yapayim dedim. ...

16 Aralık 2007 Pazar

Christmas Cookies


Kurabiyenin adini ingilizce yazmamin sebebi orjinal olarak Christmas zamaninda hosa gidilerek yapilmasi. Ozel bir onemi yok ama Christmas renkleri olarak yerlesen kirmizi-yesil ve gumus(ve yerine gore altin rengi) abartilarak artik kurabiyelerde de kendini gosteriyor. Ahududu receli kullanilarak tabii ki.
Bu kurabiyeleri hafta sonu partimiz icin yapmayi kafaya koymustum. Bir dergide yildiz seklinde kesilip ustuste agac gibi dizilecegini gorunce bayildim fikre tabii, partide de guzel gidecegini dusundum. Cok da insan gelecegi icin malzeme miktarini iki katina cikardim ama bu kadar ugrastiracagini hesap edememisim tabii.
Yaklasik 3-4 tane ana yemek kadar ugrastim bu kurabiyelerle. Bir kere yildiz seklinde kesmek iyi bir fikir degilmis. Cunku yildizlar pisince ayni sekilde kalmadilar ve ustuste yapistirmam icin gereken mukemmel ikiz kurabiyeleri elde edememis oldum.
Ikincisi benim yildiz kalibimin uclari biraz ince oldugu icin kurabiyeler cok cabuk koptular pisince. O kadar dikkatli olmama ragmen birkac tanesinin bacaklari koptu. Yapistirmaya calistim ama bu islem de iki kati zamanina mal oldu.
Ayrica malzemeleri iki katina cikardigim icin 80 tane kurabiye ile ugrasmak da cok telaslandirdi beni ama lezzet acisindan muhtesemdiler. Her eline alan 'himmmmm' diye ses cikardi, 'tam christmas tadi olmus' filan dediler, bir yiyen bir daha yedi ama bir dahaki sefere bu kadar buyuk bir gruba asla boyle seyler yapmamaya karar verdim bile. Bir de dis kalibi yuvarlak kesip, sadece icinden bir minik yildiz kesebilirmisim, bunu anladim.
Tadi harika olan aslinda tam adi Shortbread Cookies with White Chocolate Rasberry kurabiyesinin tarifi ise soyle:
Malzemeler:
2 kap un
1/4 tatli kasigi tuz
1 kap tuzsuz tereyagi, oda sicakliginda
1/2 kap pudra sekeri
1 tatli kasigi vanilya ozutu
Suslemek icin
Yaklasik bir kap ahududu receli
Pudra sekeri
Beyaz cikolata, rendelenmis
Hazirlanisi:
Unu ve tuzu bir kapta tel cirpici ile cirpin. Bir kenara birakin.
Mikser kabinda tereyagini bir dakika kadar mikserle cirpin.
Sekeri ekleyin, cirpmaya devam edin. Vanilyayi ekleyip cirpmaya devam edin.
Yavasca un karisimini da ekleyin, isterseniz elle devam edebilirsiniz hamurun bundan sonraki kismina veya mikserinizin ucunu degistirip hamur ucu ile karistirmaya devam edebilirsiniz.
Hamuru ele yapismayacak bir kivama getirince duzlestirip, strec folyoya sarip buzdolabinda bir saat dinlenmeye birakin.
Bir saat sonra firini 350F a isitin. Kurabiye kaliplari ile kurabiyenizi yildiz veya daire seklinde kesin. Eger ikinci kattakinin ortasina bir aciklik istiyorsaniz bunu da kesin ama dikkat edin ortasi acik olanlarla olmayanlar esit sayida olsun.
Yagli kagit serilmis (parsomen) tepsiye birer santim araliklarla kurabiyelerinizi dizin. 15 dakika da tepsi ile birlikte buzdolabinda bekletin ve hemen firina koyup 10 dakika kadar pisirin, kizarmalarini beklemeyin.
Izgara telin uzerinde sogumaya birakin, tamamen soguyunca ortasi acik olanlarin(yani ust kata gelecek olan kurabiyelerin) uzerine pudra sekeri serpin.
Alt kata gelecek olanlarin uzerine ince bir tabaka recel surun ve uzerlerine beyaz cikolata serpin ve ortasi acik olanlarla yapistirin.
Orta kisimda iyi bir recel kivami gorunmuyorsa cay kasigi ile dikkatlice o acikliktan azicik recel damlatin.
Isterseniz benim gibi ustuste agac seklinde dizebilirsiniz, ya da tek kat halinde servis yapin. Afiyet Olsun...

13 Aralık 2007 Perşembe

Korili Tavuk ve Sehriye Pilavi

Bir deneme daha, tariflerini ve fotograf cekimlerini cok begendigim evcini'nden. Tarifin orjinalini buradan okuyabilirsiniz ama ben kisaca evcini'nin soyledigi herseye uydugumu soylemeliyim.

Bende de bu tarifte olursa cok sahane olacagi soylenilen su demir tavadan var ve ben onunla ne yaparsam cok basarili oluyorum. Evcini'nin de dedigi gibi isiyi hapsettigi icin cok lezzetli yemekler cikiyor bu tava sayesinde. Hem de dogrudan firina girebildigi icin ayni tavada hersey kendi lezzetleri hic harcanmadan pismis oluyor.

Bir filmde seyrettigim bir yemek ustasina soruyorlardi, 'bu tavanin sirri ne' diye, demir tavayi kastederek. Kendisi de 'bugune kadar hic yikamamis olmam' diyordu. Saka bir yana tava cok fazla kazinarak yikanmamali, aslinda hic yikanmamasi sadece bir nemli bezle silinmesi tavsiye ediliyor ama ben bu hafif obsessive compalsive halimle bunu basaramiyorum. Her seferinde bir guzel sungerle yikiyorum tavami ama yine de sagolsun beni yolda birakmiyor(simdilik tabii).

Lafi uzatmayayim, yarin gelecek 28+ misafire de ayni tavugu yapacagimdan ve de gecenin bir yarisi hala sigara boreklerini sarmam gerektiginden sizi tarifle basbasa birakiyorum.

Sakin denemeden gitmeyin, cok ama cok kolay ve bir o kadar da lezzetli bir yemek bu...

12 Aralık 2007 Çarşamba

Guney Usulu Kuru Fasulye Corbasi


Birkac ay once bir lokantada bu tur bir corba icmistik ve de cok begenmistik ama tarifi almak mumkun olmadigi icin, adindan iz surerek hemen hemen aynisi bir corba buldum ve hemen denedim. Bizim tarafimizdan cok sevildi, degisiklik isteyenler icin iyi bir secenek olacagi inancindayim.
Malzemeler:
2 yemek kasigi un
2 tane orta buyuklukte havuc, rendelenmis
4-5 tane kereviz sapi, ince dogranmis
1 buyuk tavuk gogsu, haslanmis, kup seklinde dogranmis
1 kap kirmizi fasulye, haslanmis
1 yemek kasigi yag
1/2 kap ince dogranmis maydanoz
tencerenin buyuklugune gore su veya tavuk suyu
tuz, karabiber
Yapilisi:
Bir corba tenceresinde yagla unu kavurun. Uzerine tavuk suyunu ekleyip kaynayana kadar kapagini yari kapatin, icinde un oldugu icin hemen kabariyor. Dikkatli olmak gerekiyor.
Kaynamaya baslayinca kerevizi ve havucu ekleyip 10 dakika kadar orta ateste pisirin.
Haslanmis tavuk etini ve yine haslanmis fasulyeleri ekleyip bir-iki tasim daha kaynatip atesten alin.
Maydanoz ile servis yapin.
Not: Bu corba beyaz fasulye ile de yapilabilir, sadece burada cok cesitli fasulye bulmak mumkun oldugu icin belirttim kirmizi olanlari(bunlar bizdeki barbunya cinsi olanlar degil) ama siz digerlerini de deneyebilirsiniz.

11 Aralık 2007 Salı

Flounder


Haftada en az bir kez balik yemege calisiyoruz. Tabii ben Turkiyede yedigim baliklari burada bulamayinca epeyce bir zorluk cektim baslarda ama yavas yavas Cinli bir arkadasimin da yardimi ile Cin marketinden aldigim baliklar sayesinde eski cekingenligimi yendim ve korkarak alamayacagim pek cok baliga rahatlikla yaklasmaya basladim. Tabii hamsi ve barbun'a olan askim hic bitmeyecek ama burada da hem cocuklari hem de kendimizi baliksiz birakamayiz degil mi?
Genellikle Amerika'da yuksek civa oraninindan korkuldugu icin kucuk baliklar uretilmiyor ve tuketilmiyormus. Hatta bu amacla somon baligi nerdeyse ulusal balik ilan edilecek, icinde en az civa oldugu ve cok fazla Omega 3 barindirdigi icin. Yatip kalkip somon yemeyi ogutluyorlar, butun lokantalarin deniz urunleri menusunde ilk sirada somon yer aliyor.
Red snapper, tilapia ve flounder de diger sevilenler olarak somonu takip ediyor. Benim de en sevdim baliklar siralamasi zaten . Tam turkce adlarini bilmiyorum bunlarin ama lufer, levrek vs gibi baliklara benzediklerini soyleyebilirim. Flounder ise yassi ve sanirim bizde Kalkan olarak biliniyor.
Benim bu yaptigim donmus bir flounder idi ve kizartmaya karar vermekle cok yanlis yaptigimi anladim. Cunku zaten kendisi cok yagliymis, yagda dagiliverdiler. Ama birkac gun once firinda balik yedigimiz icin canimiz cok kizartma istediginden bu riski goze almistik. Yine de cok lezzetliydi, degerdi.
Yanina bol sizma zeytinyagi doktugum sebzeleri firinda pisirip, bir de kocaman kocaman taneli, soganli bir bulgur pilavi yaptim. Tabii yine uzerine sizma zeytinyagi ve rezene ve kirmizi biber gezdirerek firinda pisirdigim patates dilimleri ile servis yapinca kimsenin 'aaa yine mi balik yiyecegiz' diyecek hali kalmadi. Gayet gozlere ve midelere hitap eden bir yemek tabagi oldu cunku bu...

9 Aralık 2007 Pazar

Cranberry

Bu aralar taze cikti diye ben de dayanamadim guzelim Cranberry 'lerden aldim. Taze yenemeyecek kadar acimsi bir tadi oldugundan ben de pisirmeye karar verdim. Internette arastirdigim tariflerden aklima en yatanini epicurious sitesinden denedim ve cok hos bir lezzet elde etmis oldum. Eger degisiklik olsun isterseniz, cok degisik ve ilginc bir yiyecek oldugunu belirtmeliyim. Hem de cranberry vucut icin oldukca yararli bir meyve, ozellikle idrar yollari iltihaplari icin. Degisik bir meyve, degisik bir tarif.
1 kap ruby Port
2 tarcin cubuklari, ikiye bolunmus
1 kap kuru cranberry (yaklasik 6 ounces)(ben kuru olanini kullanmadim)
350 gr kadar taze cranberry
3/4 kap su
1/4 kap tozseker
Orta boy bir kapta tarcin cubuklarini ve port sarabini kaynamaya birakin. Isiyi once orta atese, dusurup sonra da iyice kisip 5 dakika pisirin.
Kuru ve taze cranberry leri ekleyip, ardindan da 3/4 kap suyu ve sekeri ekleyip kaynamaya birakin.
Seker eriyince ocagin altini iyice kisip; sosun koyulasmasini, koyu bir renk almasini ve meyvelerin iyice erimelerini bekleyin. Arada bir karistirip 20 dakika kadar daha pisirin.
Bir sos kabina alip sogumasini bekledikten sonra tarcin cubuklarini cikarip atin.
Uzerini kapatip 3 gun kadar buzdolabinda saklayabilirsiniz. Istediginiz sekilde kullanin.
Tabii ben bunu Amerikalilar gibi hindinin yaninda yiyemeyecegimize gore ne yapabilirim diye dusundum ve bir kismini yogurt uzerine dokup yedikten sonra asagida gordugunuz tatli cikti ortaya.
Bu da basit bir sekilde; derince bir cam kapta alt kata hanimeli buskivileri dizdikten sonra araya bir kalip krem peynir ile cirptigim kremadan(light cream) elde ettigim kremayi serdim ve uzerine cranberry sosu gezdirdim. Bir kat daha tekrarladiktan sonra en uste birkac tane sanfistik da serpsitirerek bozdolabinda sogumaya biraktim.
Inanilmaz guzel ve lezzetli bir tatli oldu.

7 Aralık 2007 Cuma

Blog Arkadaslarima Tesekkuru Borc Bilirim

Dun uzunca bir sure daha once hic okumadigim bloglari okudum. Oradan oraya derken, bircok siteye suruklendim. Kimilerinden birkac saniye icinde ciktim, kimilerini ilk postlarina kadar okudum. Hicbiri yemek blogu degildi, dunyanin degisik yerlerinde oturan, bir amac ugruna ayak basilmamis yerlere giden, yasadiklari yerleri ve oradaki insanlari anlatan bloglardi bunlar.

Kimileri benim de bildigim, sevdigim yazarlardan benim bilmedigim yazilarinin alintilarini yapmis(ki okumak cok hosuma gitti), kimileri yasadigi yerdeki insan haklarindan dem vurmus, kimisi yaygin olarak yasama gecirilmesine ugrasilan alternatif enerji kaynaklarindan bahsetmis. Kimi de basitce kendi yasantisini anlatiyordu. O kadar guzel yasamlar okudum ki, bir an kendimi oralarda hayal ettim. Ingilterede bir kucuk kasabada, okyanusun benim yasamadigim kiyilarinda, Afrikanin belki de hic ayagimi bile basamayacagim topraklarinda veya uzun yillar yasadigim Ankara'mda...

Bir kere daha internete ve tabii daha da otesi bloglara tesekkur etmek gecti icimden. Simdi boyle blog yazmak olmasa ben Afrikada yasayan birinin anilarini ne zaman gelecekti de okuyacaktim acaba? Kitap haline bastirip da benim elime gecmesi filan olasilik hesaplarina gore kactir acaba?

Birden kendimi bu zinde, dinc birkac insanin hayat hikayesi karsisinda asiri tembel hissettim. Kendi kendime defalarca soz vermeme ragmen uc adimlik yerdeki kosu bandimla beraberligimi kesmis olmaktan dolayi bile utanc duydum. Tembelligin hic bir bahanesi yok, tembellik basli basina bir kaos zaten. Oturdukca insanin alt kismi oturdugu yerin seklini aliyor ve insan daha onceleri sayili yemege bile korktugu truffle'lari birer birer mideye indirmekte bir bais gormemeye basliyor. Cunku biri de bir, bini de bir hale geliyorlar bir sure sonra insanin gozunde.
Ya da kendimize baktigimiz noktada hersey sut-liman gorunmeye basliyor ki, insan boyle bir anda anliyor o noktanin coktan degismesi gerektigini.

Birkac sene once 52 yasinda oldugunu ogrendigim Dr.Phill'in karisinin ne kadar da genc ve guzel gorundugunu dusundugumde Robin soyle demisti "bir tane bedenim var ve ona iyi bakmak zorundayim, beni uzun yillar tasimasini istiyorum cunku". E benim birkac tane mi bedenim var?

Sanki kafama birseyler dusmus gibi yerimden kalktim, kosu bandi ile tekrar bir anlasma imzaladim, sonra ustundeyken dinleyip de icimden gelen durduramadigim o enerji neticesinde eve gelip ayni muzikleri teybe koyup bu kez dans ederek yemek yaptim.

Kesinlikle dans ederek yemek yapmak daha uzun zaman aliyor ama daha keyifli oldugu da ortada. Cocuklarla da daha cok eglendik, daha cok gulduk, daha cok yuvarlandik yerlerde, ben daha az yoruldum, daha cok mutlu oldum ama. Sanirim bu birkac blogu okumaya devam edecegim, bana ic sesimi dinlettiler; hep susturmaya calistigim...

6 Aralık 2007 Perşembe

Madeleins ve Tuzlu Kurabiyeler

Gectigimiz pazar gunu komsumuz Aybike'den iki tarif denedim. Aslinda Madeleine daha onceden yaptigim bir kurabiye cinsi ama Aybike gecenlerde tarif verdi diye vermiyorum. Onun sitesinden bakabilirsiniz orjinal tarife. Her zamanki gibi yine 'neden bu kadar azlar' denecek kadar lezizdiler ama icindeki tereyag oranini dusunurseniz bu kadar az yapilip damaklarda lezzetinin kalmasi bence daha iyi.


Ikinci tarif de yine Aybike'den. Sanirim Kevgir dergisi icin hazirladigi tuzlu kurabiyelerden birisiydi bu. Yanilmiyorsam bunlara scone deniliyor ingilizcede, gecen gun Tijen de aciklamisti bunu. Genellikle cay yaninda yenilen ozel bir kurabiye turu sanirim ama bizim bildigimiz tuzlu kurabiyelere dupeduz uyuyor bu tanim bana gore.

Tabii benim buyuk oglum o kadar cok sevdi ki, pazartesi gunu hepsi bitmisti. Beni yeniden yapmam icin zorladi, sabah kahvaltisinda sadece bunu yemek istiyormus. Ben de dun aksam yeniden yaptim ve de sevgili Aybike'ye tesekkur etmek istedim bu guzel tarifler icin. Yiyenler icinde peynir oldugunu anlamiyorlar bile, hani peynir yemeyenlere yedirmek icin guzel bir uygulama olabilir diye dusundum.
Deneyin, yanilmayacaksiniz...

4 Aralık 2007 Salı

Kadinbudu** Kofte

Kadinbudu kofteye nedense bir cekingenligim vardir onceden beri. Galiba ben calisirken sirkette bir ara cikan oglen yemeklerinde kadinbudu ciktigi zaman herkesin 'eh tabi dunden artan pilavdan bunu yapmis bugun asci' demesinden kaynaklanan bir soguma olsa gerekti bu.

Aslinda ne var bunda tabii ama benim aklima hep milletin tabaginda kalan pilavlardan toplandigi dusuncesi yerlesmisti sanirim. Neyse fazla mide bulandirmayayim ama sonucta direncimi kirip kendi kendime gayet temiz bir sekilde (yani artan pilavdan yapmayip, pirinci ozel olarak haslayarak filan) kadinbudu kofte yaptim ve kuslugumuz sona ermis oldu.

Evdekilerin hepsi daha once neden denemedigime hayret etti. Anlatmadim tabii kafamdaki imajlari, sessizce 'bundan sonra daha cok yaparim canim' dedim.


Gerekenler soyle:

1/2 kg(1 lbs) orta yagli kiyma
2 corba kasigi pirinc
2/3 su bardagi su
1 buyuk boy kuru sogan
2 yumurta (1 yumurtanin sarisi icine)
tuz ve karabiber
yarim demet kiyilmis maydanoz

5-6 corba kasigi misir unu
kizartmak icin siviyag

Bir tavada kiymanin yarisi ve rendelenmis sogani suyunu cekene kadar sote edin.
Kucuk bir tencerede 2 corba kasigi pirinci su ile haslayin.
Kavrulmus kiyma, kiymanin diger yarisi,1 yumurtanin sarisi, haslanmis pirinc ve maydanozu buyukce bir kabin icinde yogurun, tuz ve karabiberini ekleyin.
Yogurdugunuz kofte harcini 1 saat kadar buzdolabinda dinlendirin.
Harctan ceviz buyuklugunde parcalar koparip, roket seklinde kofteler yapin.
Bu kofteleri once misir ununa, daha sonrada cirpilmis yumurtaya bulayip kizgin tavada kizartin.

**Neresi benziyor Allah askina?, nerden almis bu ismi bilmiyorum...

3 Aralık 2007 Pazartesi

Sebzeli Pay (ozellikle cocuklar icin)

Bir doktorun bekleme ofisinde okudugum bir dergide 'cocuklara sebze yedirmenin yollari' adi altinda birkac tane yemek tarifi vardi ki, sozu gecen bu tarifi hemen kagit kalem cikarip not etmistim. Aslinda cok basit bir tarif ama yenerken cok leziz geliyor agiza.

Oncelikle pay hamuru gerekiyor bu tarif icin. Bendeki tarifi uygulamak isterseniz, buraya bakabilirsiniz veya kendiniz tuzlu bir pay hamuru yapabilirsiniz veya derginin onerdigi gibi burada cok meshur olan donmus pay hamurlarindan kullanabilirsiniz. Ic malzemesi olarak da elinizdekilere gore degisiklikler yapabilirsiniz tabii ki.

Gerekenler;
Pay Hamuru
Ince dogranmis bifteklik dana eti
Ince dogranmis yesil, kirmizi ve sari dolmalik biberler
Ince dogranmis kuru sogan
Ince dogranmis patates
tuz, karabiber
siviyag


Bir vok'ta once ince dilimlenmis dana etini az bir miktar siviyag ile surekli karistirarak sote ettim. Pisen etleri bir kaba aldim.

Ayni vok'ta ince uzun dilimlenmis kirmizi, yesil ve sari dolmalik biberleri ve kuru sogani da ayni sekilde karistirarak sote ettim ve etleri aldigim kaba aldim.

Yine ayni vok'ta ince dilimlenmis patatesleri karistirarak sote ettikten sonra onlari da ayni kaba alip hepsine tuz ve taze cekilmis karabiber ekledim ve sogumaya biraktim.

Pay kalibini yaglayip onceden hazirladigim pay hamurunu biraz daha ince acarak kenarlarindan sarkacak sekilde yerlestirdim ve icine de sogumus olan ic malzemesini ekledim. Hamurun kenarlarini one dogru kapattim ve biraz kivirdim.

375F(yaklasik 180C) de onceden isitilmis firinda uzeri altin renk alana kadar pisirdim.

O gece butun payin bitmesinden tarifin cocuklara sebze yedirmek icin ne kadar basarili oldugunu anlamak mumkun. Buyuk oglum genelde bircok sebzeyi secmesine ragmen bunu, 'aa neden daha once boyle bir pay pisirmedin' diyerek birkac dilim alarak yedi. Gerisini siz dusunun...

2 Aralık 2007 Pazar

Ah Bu Hamsiler


Messenger'da konusuyorduk, 'sakin soyleme hamsi yaptigimizi' demis babama ama bana da bu arada 'yakinda gelme ihtimalin varsa hamsi alalim da donduralim, gelince bol bol yersin' dedi.

Giderim 'gel' dese ama kendiligimden birakamiyorum cocuklarimi, onlari da alip gidemem okul var ama nereyi secsem gonlum diger tarafta kaliyor.

Biraz sonra ellerini kurulayarak gelen babamin hamsi yaptigini anladim. Ben cok seviyorum diye soyletmemis annem ama ben anladim. "Olsun, afiyet olsun yiyin, tadina varin. Ben bir ara belki New York'a filan gidip yerim' dedim ama bana cevap vermek yerine basini salladi.
Gozlerindeki bakista dugunumden once bana 'sakin benimle dugun esnasinda goz goze gelme, seni hic gonderememekten korkuyorum' derkenki huznu gordum. "Aman anne askolsun, ne olur boyle yapmayin afiyet olsun" dedim ama kafasini salladi yine, bogazina dugumlenen hickirigi burdan anladim ve hizla pencerenin tepesindeki kirmizi carpiya basiverdim.

Kahrolsun hamsiler deyip ben de bendeki hickirigi saliverdim...
*Fotograftaki lavanta torbasi kendisinin benim icin yaptigi ve boyadigi torbalardan biri, hep oyle annem kokuyor.