4 Şubat 2007 Pazar

Kar

Bizim buraya kar yagdi...

Birkac gundur degisik sekilerde yagiyordu zaten. Bazen hizli hizli ama hemen eriyen cinsten, bazen kar firtinasi seklinde ve korkunc soguk bir hava ile birlikte, bazen hafif yumusak-sulu...Ama hicbiri bunun kadar guzel olamadi ne yazik ki... Ogleden sonra hafifce basladi ama aksama dogru azicik hizlanarak ama yine de asaletini ve yumusakligini kaybetmeyerek yagdi da yagdi. Oyle hafif oyle sessiz ama oyle kararliydi ki yogun ama sogugu da kirilmis sekilde yagmaya devam etti ve belki de o yuzden birkac gundur yaganlarin aksine uzun sure toprakta kalmayi kafasina koydugu belliydi.

Belki de cocuklugumdan beri bu kadar guzel kar yagisi gormedigimi dusundum pencerenin onune oturup ve su yukaridaki manzaraya bakarak. Hani bizim okula gittigimiz zamanlarda okullarin filan tatil edilme gibi bir durumu olmadigi halde bizim korkunc bir mutlulukla seyrettigimiz, babamin ender olsa 'hadi disari cikalim ve yuruyelim' dedigi gunlerdeki gibi bir kardi bu. Soguk ve karli bir sehirde cocuklugumun gecmis olmasina ragmen simdiki kadar usumedigim ama soguk ve firtinadan dolayi da cok az zamanlarda tadini cikardigimiz turden bu tur karlara oldum olasi bayilmisimdir. O sessizligi, sessizligin altindaki omrunu surdurme azmine hep bayilmisimdir. Tabi bir de dogayi boylesine bir guzellige burumus olmasi inanilmayacak kadar buyuluyor beni. Agaclar, sokaklar, daglar, yollar gorulmez oluyor ve bembeyaz bir guzellige burunuyor her yer. Agaclarin dallari agirlasiyor ama ayakta kalmaya direnmelerine devam ediyorlar, tum sehir ulasimin da guclesmesinden dolayi evlerine cekiliyor, tum sicak icecekler ister istemez ortaya cikiyor ve insan bir turlu perdeyi kapayamiyor. Once belki cikip bir guzel kartopu filan oynayip cocuklar gibi cigliklar atip, kardan adamlar yapiliyor, birbirlerine kartopu atilip sirilsiklam olana kadar disarida kaliniyor. Sonra da eve kosup o kapanmayan pencerelerin onunde sicak icecekler yudumlanip bilumum cocukluk anilarina geri donuluyor.

Sehrin baska bir taraflarinda belki birileri birilerini oldurmeye devam ediyor, birileri birilerini aldatmaya devam ediyor, bir kadin agliyor yalnizliktan, bir bebek annesini ariyor, bir adam isten donmesini bekledigi karisini merakla ediyor, bir adam arkadaslari ile yemek yiyor farkinda bile olmadan yalnizligin, korkunun, endisenin; birisi sarilmaya hasret, birisi gunes isigina hasret, birisi pisman, birisi korkak, birisi umutsuz olmaya devam ediyor; kotulukler sadece o guzelim karin altina gizleniyor, belki birkac saatlik uykuya cekiliyor ama dunya butun bunlara ragmen bembeyaz ortuye burunmeye devam ediyor. Sanki hic kotulukler icat edilmemis, insanoglu kotulukle hic tanismamis gibi.

Disari cikiyorum, bir de gecenin guzelligine guzellik katan dolunayin altinda karin sesini dinliyorum. Hic ses yapmiyor gibi geliyor ama yere duserken belli belirsiz bir ses cikariyor ki, ancak guclukle duyabiliyorum. Ellerimi aciyorum, avuclarima dusen kar tanelerin hayranlikla bakiyorum. "Simdi bir dilek dilesem olur mu acaba" diyorum ve diliyorum guzelim aydan da yardim dileyerek ve birdenbire kocaman bir kar tanesi oluyorum , "hakikaten yildiz seklindeymis bunlar" diye hayretle dusunuyorum. Ucuyorum, ucuyorum; elimin uzanmadigi bir daha donmenin imkansiz oldugunu bildigim yere dogru gidiyorum. Ne kadar uzak oldugunun ya da gitmenin imkansiz olmasi da hic onemli degil su anda. Nasil olsa dilegim kabul oldu ve ucabiliyorum.

Sessizce annemin kucagina yine bir kucuk cocuk olup dusuyorum . O kadar sicak, o kadar yumusak, o kadar guvenli ki burasi, kokusu hep burnumun ucunda varligin sicakligina kendimi birakiyorum. Hic bir sey hatirlamiyorum bundan baska; dertler, uzuntuler, ihanetler, acilar, yokluklar, olumler bir anda yok oluyor. Sicak, simsicak ve guvenli bir uykuya daliyorum annemin kucaginda. Hic uyanmamayi dileyerek...

Hiç yorum yok: