6 Ekim 2007 Cumartesi

Biraz huzun, Biraz Sonbahar


Tam iki yil once bugun hastalandim ben. Oyle cok ciddi birsey degil ama onemli olan kucagimda bir aylik bebegim vardi. Tam da emziriyordum ki karnima bir agri girdi birden. Aslinda birkac gun once de girmisti benzer bir agri ama midemde bir sorun oldugunu dusundugumden ve hamileyken de buna benzer ama hafifinden birkac agri gecirdigimden doktorumun bana verdigi zararsiz mide yatistirici ilactan alinca kesilmisti. Yine kostum ilaca saldirdim ama istersem siseyi dikeyim basima agri bir turlu gecmedi, hatta arttikca artti. Agri kesici alamadim, sute karismasin diye. Gecer diye sabahi zor ettim, doktora kostum. Agri midemden geldigi icin hep midemi aradilar, taradilar. Birsey bulamadilar ama ben de bu arada her iki saatte bir emzirmem gereken bebegimle birlikte doktorun soguk ve gri odasinda saatlerimi gecirmeye basladim. Agri artikca artti ve sonunda beni iki buklum yapti.


"Ultrasound cekelim, tahlik sonuclari gelsin' derken ben bir yandan bebegi emzirebilmek icin hafif ilac vermelerini soyluyorum ama bir yandan da ayakta bile duramayacak halde sallaniyorum. Sonunda beni bazi sorunlardan dolayi evimize iki saat uzaklikta bir hastaneye goturmek gerekti, cunku akut bir pankreas sorunu oldugundan suphelendiler ve de tahlil sonuclari ertesi gun cikacagi halde 'eger gece su su su olursa hemen o hastaneye gidin' dediler ki gece de o beklenen seyler olmaya basladi.


Kocam bebek ile beni o hastaneye goturmek istedi, yemin verdirdim bebegi yerinden etmemesi icin. Eger bana birsey olursa o sadece bebekle ilgilenmeliydi, minicik el kadar bebek hastane koridorlarinda surunmemeliydi. Daha annesinin memesinden zor kopan bu masum yavrunun ben ve benim islemlerin icin kosturan kocamin yaninda rezil oldugunu gozumde canlandiriyor, acim iki katina cikiyordu. Kimsemiz yoktu, ne bebegi yanina birakabilecegim ne de bana bir yardim eli uzatabilecek kimse. Derken kocamin arkadaslarindan biri beni gece saat 1'de aldi, o hastaneye goturdu. Tam bes saat basimda bekledi, aylardan Ramazan ayi olmasina ragmen tek gram bir sey yemeden sahur yapip yeniden oruca niyetlendi. Beni yatirdilar, ona yalvardim geri donmesi icin, gerisini ben hallederim dedim ve o kocaman hastanede tek basima, yabanci bir ulkede elimde bebegimin "bebegimiz dogdu, mujde" yazili kartindan baska resmi olmayan tek fotografi ile ve de kolumda morfin ve bilumum ilacla iki buklum kalakaldim.


Aglamadim once,'guclu olmam lazim' dedim ama kapi kapanip da gece sessizligine erkenden giren hastane kokusu basima vurunca basladim sessizce aglamaya. Bir yandan da geri donunce sutum azalmasin diye sutumu sagmaya basladim. Sagip, siselerce sutu lavaboya doktum aglayarak.

Aniden iceri giren doktorlar, hemsireler beni aglarken gorunce hemen geri cikiyor bana toparlanmam icin zaman taniyordu. Sonra da hastaligima agladigimi sanarak, geri gelip beni teselli ediyordu. Tam bir hafta aglayarak yattim o ucgenimsi odada. Ikinci gun bebegim geldi yanima, cok buyumus geldi gozume. Yine agladim, cok agladim onu gorunce. O kadar cok kokusunu ozlemistim ki onun, icime geri cekmek bir ay once oldugu yere geri gondermek istedim onu. Cok kucuktu ve ne oldugunu anlamadan annesinden ayirmislardi onu.


Bir hafta sonra ameliyata aldilar beni, yaranin akut halinin yatismasini bekledikleri icin. Az daha patlayacakmis pankreas ama Allah'tan zamaninda gelmisiz hastaneye falan filan. Umurumda degildi, ben bebegimin agzindaki biberona takilmistim en cok.


Ameliyat oncesi kocam bebegi de alip yanima gelmeye calisti ama korkunc bir firtina baslamisti. Bebek uyumus yol boyunca ama yetisemediler ben ameliyata girmeden.

Bir salona aldilar beni ameliyat oncesi ve orada benim gibi bircok hasta vardi ama hepsinin yaninda elini tutan, ona miril miril birseyler soyleyen birileri vardi. Ben tek basimaydim ama 'aglamayacagim, cok kolay bir ameliyat, iki-uc saatte cikacagim nasilsa' diye kendime moral verirken yasli bir cifti gordum. Kadin masada yatiyor, kocasi da ellerini opuyordu. O anda gozlerimden bosanan sellere mani olamayacagimi anladim ve carsafi basima cekip biraktim kendimi.
Yanima bir hemsire geldi ve bana yumusak bir tonla kimsem olup olmadigini sordu, ben de olanlari anlattim hickiriklarla. Elimi alip eline bana tatli sozler soylemeye basladi bu nereden geldigini bilmedigim melek gibi hemsire. Ben ameliyata girene kadar da basucumdan hic ayrilmadi, beni guldurmeyi bile basardi. Kocamin gelir gelmez onun odasina alinmasini emretti, yukari odami arayip. Sonra da ilk uyandigimda dahi benim yanimda olacagina soz vererek basimi oksayarak beni ameliyata gonderdi.
Hakikaten ayilirken onun adini sayikliyordum, kosarak cagirdilar. Kendisi ameliyat ekibinden sorumlu idari bashemsire imis ve hakikaten kocam gelir gelmez onun odasina almislar. Bebegi tutmus ve kocami benim yanima gondermis, hatta bebege bir tane oyuncak at bile almis o kisa surede.

Hic unutmadigim, her duada kendisine iyilikler diledigim o hemsire sayesinde korkumu yenerek ameliyatimi olmustum. Birkac gun icinde de gule oynaya evime yollandim ama hayatim boyunca her ekim ayinda sanirim bu uzucu olayi hatirlayacagim. Hicbir sey beni bu kadar uzemezdi, bebegimi kollarimin arasindan kayip biraktigim andan baska. Kalbimin en derin kosesine kazindi o anlar. Onun aglayisi, emzirememem, acikmis olmasi ve suni mamaya gecmekteki sucluluk duygum, acilarima karisik caresizlik. En kotusu caresizlikti, bir daha yasanmaz insallah bu kadar derininden caresizlikler.

Saglikli olmak, baska hic bir seyi kafaya takmamak gerek. Insan hakikaten kaybetmeyince ya da kaybetmeye yakinlasmayinca anlamiyor sagligin degerini.


Niye mi anlattim butun bunlari, tabii ki kimseyi uzmek icin degil ama varsa minik kucuk seyler icin canini siktiginiz biri, hemen gidin barisin diye. Ya da incir cekirdegini bile doldurmayacak birseye mi uzuldunuz, bosverin demek icin. Hayat gercekten cok kisa ve her ani doya doya yasamaya deger.

Mutlu olmak ve saglikli kalmak dilegiyle.


** Fotograftaki cicekler, O'nun minicik elleriyle toplayip bana 'annecigim al' diye getirdigi ciceklerdir.

9 yorum:

Acemi Şef dedi ki...

Hikayeni okurken kendimi senin, bebeğini bebeğim yerine koydum, içim acıdı, gözyaşlarıma hakim olamadım. Allah başka ayrılık ve hastalık vermesin canım sana...

sunrise dedi ki...

Iyi dileklerin cok tesekkur ederim esracigim. Benim de rahatlamaya ihtiyacim varmis demek ki. Hem yazdim, hem agladim yine. Simdi de sis gozlerle oturuyorum ama daha iyi hissediyorum kendimi.
Sagol, icimi aydinlatti sozlerin.

gezicini dedi ki...

cok gecmis olsun, cok kötü oldum okurken. insallah bir daha olmaz. şimdiden sevdiklerimizle birlikte nice sağlıklı günler diliyorum.
sevgiler
gorki

sunrise dedi ki...

Sagol gorkicim,
Cok aciydi ama gecti cok sukur. yasananlar iz birakiyor, unutmak lazim ama her sene boyle hatirlayip azicik bunaliyorum. Gecti, gecti deyip rahatlamak lazim.
Seglikli gunler size de..
sevgiler

Aybike Ceylan dedi ki...

Okurken, kendi hayatimizda gozumun onunden gecti Sevgili Sunrise, gurbetde olmamiz nedeniyle,nede olsa buralarda cok yanliziz.:(
Onemli olan simdi sglikli olman, hayatta ki en onemli sey saglik, gerisi bos. Agzimizin tadinin hic bozulmamasi dilegiyle.Yavrunu da opuyorium. Sevgilerimi gonderiyor, kandilini kutluyorum.

YILDIZNAF dedi ki...

Cok cok gecmis olsun, gurbet zor tabii, bir de basa boyle seyler gelince. Saglikli, neseli, bol cicekli gunler herkese...

sunrise dedi ki...

Sevgili Aybike,
Tum dileklerine katiliyorum. Zaten ben de sagligin ne kadar zor anlasilir bir sey oldugundan ve de aslinda iki tane kanatsiz melegimden bahsetmek istemistim.
Senin de tum sevdiklerinle guzel bir omur surmen dilegiyle.
Sevgiler
hatice

sunrise dedi ki...

Sevgili Yildiznaf,
Sagol-varol. Elbette ki en kotusu gurbette olmakti ve o zamanlar daha zayif kosullarda yasamak zorundaydik. Bitti, gecti cok sukur.
Sevgi ve saglicakla kalin.

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

aglattin beni ama:'(
oldu mu simdi...

sevgimle kalasin anlatirken yasattin bana oykunu